Kültür-Sanat

ZÜRiCH`TE BiR MÜZiSYEN; ÜLKÜ BOZKURT

 

Zürich`te Ülkü Bozkurt`la buluşuyoruz. Ülkü Bozkurt çocukluğundan bu yana müzikle uğraşan bir sanatçı. Çocukluğunu anlatırken, müziğin hayatında ne denli önemli olduğunu ve nasıl müziğe tutulduğunu daha iyi anlıyoruz.

Müziğe olan tutkusunu zamanla Konservatuar eğitimi ile  taçlandırmış Bozkurt. 1993`te girdiği Ege Üniversitesi,  Konservatuar bölümünde ,  4 yıl  şan Eğitimi Bölümü okumuş.

2000 yılından bu yana müzikal faaliyetlerini, İsviçre`de sürdüren Ülkü Bozkurt`la , burada ki güncel yaşamı ve müzikal faaliyetlerini, konuştuk.

Şu an ki durumunuzdan bahseder misiniz? isviçre`de Neler yapıyorsunuz?

Burada da müzik yapıyorum, bunu yaparken hem kendimden ve  çevremden kopmamaya hem de kendimi geliştirmeye gayret ediyorum. Bu vesileyle burada birçok farklı projede yer edindim.

Bu projeleri konuşalım biraz.

Gypsy Festivali`ne katıldım mesela. Bu aslında bir çingene müziği festiyalıydı. Çok farklı ve zengin bir müzik çalışmasıydı bu. Yanısıra Zürich Kantonu tarafından da desteklenen, „Etnojam“  isimli bir müzik projesinde yer aldım. 

Siz İsviçre`de yaşayan Yönetmen Yusuf Yeşilöz`ün bir belgesel  filminde de yer aldınız.Bu film çalışması müzikle ilgi çalışmalarınıza etki etti mi?

Evet „Musik Liebe“ isimli belgesel filminde yer alan portlerinden biri de bendim. Bu film çalışmasından sonra yeni projeler oluşturup ve ilişkiler kurdum. Bundan sonra ki aşamada ise isviçrelilerin farklı kültürlere, farklı dillere, müziklere ne kadar açık olduklarını anladım.

Kimlerle çalışmaya başladınız mesela?

 “Musik Liebe” belgeselinden sonra  İsviçreli müzisyen Bernhard Früçhner ile tanıştım. Filmi izlemiş, Bir gün beni aradı ve bir projesinden bahsetti. Früçhner sayesinde  „Chor der Nationen“ ile tanıştım.  „Chor der Nationen“ yaklaşık yüz kişiden oluşan çok dilli, çok uluslu bir orkestra topluluğu. 15 farklı dilden şarkılar  söylüyorlar.

Siz hangi şarkıları okudunuz orada?

Leylim ley ` ile „Çay elinden öte“ yi okudum. (Gülüyor)

Bozkurt ,müzikal faalietlerini tiyatro ile de çeşitlendirip renklendiriyor. Zürich`te bulunan Rigiblick Tiyatrosu`nda „1001 Gece Masalları“ isimli tıyatro oyununun müziklerini de yapıyor. İsviçre`nin bir çok kentinde konserlere katılan, sergilenen tiyatrolarda müzikleri çalınan Ülkü Bozkurt, 1 Hafta süren Cenevre Müzik Festivaline`de katılmış.

Ne tür duygular yaşıyorsunuz bu durumda?

Müzikle ilgili projelere katılmaktan büyük keyif alıyorum. Çünkü bu tür çalışmalarla kendimi ayrı ve yabancı hissetmiyorum burada. Öyle güzel çalışma ortamları oluşuyor ki, bu bir bütünlük sağlıyor. Kendinizi yabancı hissetmeniz mümkün değil. Bunu müzik sağlıyor işte.

Bir yabancı için İsviçre`de müzikle uğraşmanın zorlukları vardir mutlaka.

Var tabii ki. Kendimden yola çıkarsam mesela, ilk başta çok yalnızdım ve ilişki yaratmak için ciddi anlamda çok uğraştım çok çaba sarfettim. Siz bir şarkıcısınız örneğin, ama bunu kimse bilmiyor, kimse dinlemiyor sizi. Bu bir sanatçı çok zor bir durum.

Deneyimlerinizde yola çıkarsak, ne yapmalı bu durumda?

Gidip tanışmasanız, kendininizi göstermeseniz,“ ben de söylemek istiyorum“ demeseniz..  öyle kalakalıyorsunuz ortada. Sanki bir duvar örülmüş gibi o kadar zor ki. Kapıların açılması için önce kapıları çalmak gerekiyor.

Şu an için İsviçreli müzisyenlerle ilişkileriniz ne düzeyde?

Son 3-4 yıldır oldukça yoğun.

Aynı zamanda müzik eğitmenliği yapan ve şan dersleri de veren Ülkü Bozkurt, 2013 yılının, müzik adına,kendisi için çok yoğun geçeceğini belirtiyor. Bozkurt, aynı zamanda „Musikotherapie“ isimli bir projede, psikolojik tedavi amaçlı, müzikler de hazırlıyor.

 

 

 

devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı