Kadın

ZÜRİCH BAŞKONSOLOSLUĞU’NDA 8 MART ETKİNLİĞİ

Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesi ile Zürich Başkonsolosluğu’nda bir etkinlik düzenledi. 9 Mart Pazartesi günü düzenlenen etkinliğe; Thurgau Kanton Meclisi Milletvekili Aliye Ağır-Gül, Zürich Bölge Mahkemesi Hakimi Tülin Aladağ -Di Capitani, İsviçre-Türk Kadınlar Derneği Kurucusu Hidayet Aladağ ve Zürich Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Serpil Vural konuşmacı olarak katıldılar.

Açılış konuşması Zürich Başkonsolosu Aslı Oral tarafından yapılan etkinlikte Oral, Türkiye tarihine damgasına vuran kadınlarından bahsetti ve İsviçre’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının çok geç (1971) verildiği vurgusunu yaptı.

Türkiye’de tecavüz edilip öldürülen Özgecan örneğini vererek kadın katliamlarının ve kadına dair şiddet olaylarının arttığını ifade eden Aslı Oral, namus cinayetlerinden ve çocuk gelinlerden bahsederek bu tür konuların acil olarak düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

Daha sonra gösterilen “Denge“ isimli kısa film sonrasında sözü Thurgau Kanton Milletvekili Aliye Ağır-Gül aldı.

Aliye Ağır-Gül  konuşmasına özgeçmişini anlatarak başladı. Yıllardır siyasetin içinde olmasına rağmen, kadın olmaktan kaynaklı, kendini sürekli iki kat daha fazla kanıtlamak zorunda kaldığını aktaran Ağrı-Gül, İsviçre’nin göçmenlere karşı olan tavrını eleştirdi:

“50 yıl boyunca hiç kimse entegrasyonla ilgilenmedi, ancak sorunlar ortaya çıkınca “Niye böyle?“,“hadi değişin“ denmeye başlandı. 50 yıl boyunca göçmenler sadece bir iş makinası olarak görüldü. Entegrasyon ancak iki taraflı olur, biz verici oluyorsak, karşı tarafın da alıcı olması gerekiyor. Bazı sorunları aşmak için özellikle okul öncesi Almancanın öğrenilmesi şart.“

Daha sonra sözü Hidayet Aladağ aldı. 1962 yılından bu yana İsviçre’de yaşayan Hidayet Aladağ, ilk olarak İsviçre’ye geliş hikayesini anlattı. İlk geldiği zamanlara dair çalışma şartlarını aktaran Aladağ, 8 Mart’ın tarihçesine de değindi. 1978 yılında kurulan Winterthur Türk Kadın Derneği’nin kurucusu olan Hidayet Aladağ, kimi zaman kadın olarak dünyaya gelmeyi bir şansızlık olarak nitelediğini belirtip şöyle devam etti: “Türkiye’deki kadın cinayetleri, şiddet, tecavüz gibi durumlarda suçluya her şekliyle bir indirim uygulanıyor. Bu kabul edilemez bir durum. Muhtemelen basına yansımayan bu türden birçok olay vardır. Yani olan bitenin birçoğundan haberdar değiliz.“

Program Zürich Bölge Mahkemesi Hakimi Tülin Aladağ-Di Capitani’nin konuşması ile devam etti. Kısaca özgeçmişini anlatan Aladağ-Di Capitani, 2007 yılında hakim olarak seçildiğini söyledi. Aladağ-Di Capitani, bu seçilme durumunu hiç beklemediğini dile getirirken, buralara gelmek için çok çaba sarfettiğini belirtti. Di Capitani konuşmasında Dünya hukuk tarihinde damgasını vuran kadınları da tanıttı.

Etkinliğin son konuşmacısı Zürich Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Serpil Vural oldu.

Burada yaşayan üçüncü kuşak olduğunu ifade eden 22 yaşında ki Vural, Anne ve babasının yüksek tahsilli olmamalarına rağmen kendisine tüm imkanları sunduklarını vurguladı.

Vural, konuşmasında eğitim dahilinde var olan cinsiyet eşitsizliğinden rahatsız olduğunu da dile getirdi. Özellikle Cerrahi Tıp’ta kadınlara ayrım yapıldığını ve erkek gibi çalışmaları beklendiğini söyleyen Serpil Vural, tıp okumanın zorluklarına değindi. Sürekli ders çalışmak zorunda olduğunu ve zamansızlık sebebiyle birçok arkadaşını kaybettiğini söyleyen Vural, Tıp okumak isteyenlere bu alanı tavsiye etmeyeceğini de ifade etti.

Yapılan konuşmaların ardından bir apero verildi. Geç saatlere kadar süren aperoda katılımcılar birbirleri ile sohbet etme imkanı yakaladılar.

 

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı