www.haberpodium.ch

Romanları 30 dilde yayınlanan Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk“ isimli romanı, Klett-Cotta yayınevi tarafından “Unruhe“ ismi ile Almanca yayınlandı.

Sanatçı-Yazar Zülfü Livaneli, kitabının Almanca yayınlanması vesilesi ile, Zürich’te bulunan Kaufleuten Kultur’da okuyucuları ile buluştu.

Etkinlik dahilinde yazarın kitabından okumalar yapıldı. 20.00-21.30 saatleri arasında gerçekleşen bu okuma etkinliğinde Livaneli severler keyifli bir akşam geçirdiler.

www.haberpodium.ch

Moderatörlüğünü Yunus Ersoy’un üstlendiği okuma akşamında, konuşmaların tercümesi Ahmet Ersoy tarafından yapıldı. Zaman zaman kitaptan Almanca bölümlerin okunduğu bu akşamda, Almanca okumaları Thomas Sarbacher yaptı.

Moderatör Yunus Ersoy’un kitapla ilgili sorularını yanıtlayan Livaneli yanıtlarında, Ortadoğu coğrafyası, Mardin şehri ve Yezidi halklar üzerine olan gözlemlerini de aktardı.

Zülfü Livaneli okumalar dahilinde; Stuttgart, Hannover, Viyana, Basel gibi şehirlerde de okuyucuları ile buluşacak.

Basel’de yapılacak olan okuma 25 Ekim Perşembe günü, 19.00-20.30 saatleri arasında Literaturhaus Basel’de gerçekleşecek.

HaberPodium olarak Zülfü Livaneli ile keyifli bir röportaj da gerçekleştirdik. Okuyucularımız-üyelerimiz bu röportajı, Kasım ayında çıkacak olan sayımızda okuyabilirler.

Huzursuzluk romanının konusu

www.haberpodium.ch

IŞİD katliamından kaçıp Türkiye’ye sığınan göçmen bir Ezidi kızı Meleknazile ona aşık olan Hüseyin’in başına gelenler üzerinden kurgulanan kitapta, IŞİD vahşeti, katliamlar ve tüm bunların yakıp yıktığı hayatlar ile Ortadoğu coğrafyasının kaderi ele alınıyor.

Livaneli, bu romanında Ortadoğu’nun en insafsız yüzünü, savaşı, yoksulluğu, vatansızlığı,  açlığı, ölümü, bir paket sigaraya satılan Ezidi kızlarını, ölümden beter kaçışları anlatırken, kendi kanına doymayan doğunun haresesini, batının tükenmek bilmeyen ırkçılık hareketleriyle acının ve kanın kaderini birleştiriyor.

“Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develer çölde üç hafta aç susuz yemeden içmeden yol alabilirler. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan tadı ile dikenin tadı devenin çok hoşuna gider. Yedikçe kanar, kanadıkça yer. Eğer engel olunmazsa deve kan kaybından ölür. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum. Tarih boyunca birbirlerini öldürür ama kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kan tadından sarhoş olur.” 

 

 

Foto: Gürkan Karacan