İsviçreisviçreKültür-Sanat

Yazar ve yönetmen Yusuf Yeşilöz

Yusuf Yeşilöz’ün çalışmalarında İsviçre’deki göçmenler

Geçtiğimiz günlerde İsviçre’nin ulusal televizyon kanalı SF1’da Der Wille zum Mitgestalten (Politikada Göçmenler) isimli bir belgesel gösterildi. Yazar ve Yönetmen Yusuf Yeşilöz’e ait olan bu belgeselde İsviçre politikası içinde yer edinen 4 ayrı göçmen karakeri yansıtıldı. İsviçre’de yapılan 18 Ekim Federal seçimleri sonrasında gösterilen bu belgeselde, Ulusal Parlamento’ya farklı partilerden aday olan; Sibel Arslan, Haşim Sancar, Rupan Sivaganesan ve Yvette Estermann isimli politikacılara yer veriliyor. Yeşilöz bu filminde, İsviçre’deki göçmen politikacıların başa çıkmak zorunda kaldıkları güçlüklerin izini sürüyor.

Bu belgesel Yusuf Yeşilöz’ün ilk çalışması değil. Daha önce yaptığı birçok belgeselle kedinden söz ettiren Yeşilöz’ün çalışmaları İsviçre devlet televizyonu SRF tarafından birçok kez gösterildi.

Belgesellerinde ağırlıklı olarak İsviçre’de yaşayan göçmenleri konu edinen Yusuf Yeşilöz, belgeselleri kadar yazarlığıyla da tanınan bir isim. Bugüne kadar 10 edebi romana imza atan Yeşilöz’ün ilk kitabı 1998 yılında okuyucusu ile buluştu. Yazarın birçok kitabı İtalyanca, Fransızca, İsveççe ve İspanyolca gibi dillere de çevrilirken, Yeşilöz’ün, Reise in die Abenddämmerung (Akşam Karanlığına Yolculuk) isimli kitabının Fransızcası, 2001 yılında Zürich’te verilen “Prix Litteraire Lipp” ödülüne layık görüldü. Uluslararası film festivallerinde belgeselleri gösterilen Yeşilöz bu alanda da birçok ödüle imza attı.

Romanlarını genelde Almanca kaleme alan Yusuf Yeşilöz, aralarında İsviçre’nin en yüksek tirajlı günlük gazetesi olan Tages Anzeiger’ın da olduğu birçok gazeteye düzenli olarak köşe yazarlığı da yaptı.

İsviçre’de 10 edebi çalışmaya ve 9 belgesel filmine imza atan Yusuf Yeşilöz ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

1987 yılından bu yana İsviçre’de yaşıyorsunuz. İsviçre’ye geldiğinizde yaptığınız ilk şey ne oldu?

Çeşitli işlerde çalıştım. “Yardımcı işçi“ dedikleri statüdeydi bu işler. Yaklaşık 5 yıl bir hastahanede çalıştım. Ambulansla hasta getiriyordum. Kırık kol ve bacaklara alçı yapıyordum. Daha sonra 3 yıl  kadar kendime ait bir kitabevi yönettim. Kürt edebiyatından Almanca’ya çeviriler yaptım ve bu kitapları yayınladım.

 

 

 

 

 

 

 

İsviçre’de yaptığınız çalışmalarla tanınan birisiniz. Burada yaşayanlar Yusuf Yeşilöz’ü daha çok hangi yönüyle tanıyor? Yazar? Yönetmen?

Her iki faaliyetim şimdilik paralel gidiyor. İkisi de dikkate alınıyor. Bazen karıştıranlar oluyor.  “Birbirinizi tanıyor musunuz?” diye soranlar bile oluyor kimi zaman. (Gülüyor)

Hangisi sizin öncelikli? Roman yazmak ya da belgesel yapmak?

Bir ayrım yapmak çok zor. Fakat edebiyat üretmek film yapmaktan daha sakin bir ortam gerektiriyor. Film biraz daha stresli.“Film yönetmeni olarak yaşlanmak istemiyorum” dediğim zamanlar çok oldu.

İsviçre’de birçok roman yazdınız? Bunun için gerekli olan ilhami nereden alıyorsunuz?

Kendi gözlemlerim. Ben yazan insanları arılara benzetiyorum. En iyi ve en taze çiçeği bulmak için sürekli bir uçuş ve arayış içerisindesiniz.

Nasıl başladınız yazmaya? Özellikle Almanca yazıyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mı?

İlk başlarda sanırım, geldiğim kültürden bir kesit sunma isteği etken oldu. Neden Almanca yazdığımı ben de pek bilmiyorum. Öylesine bir angajman oldu bu dile. Şimdiye kadar da böyle sürdü.

Belgesellerinize gelelim…Belgesellerinizde ele aldığını konular genel olarak göçmenler. Özellikle göçmenleri işlemenizin sebepleri nelerdir?

Aslında hem kitaplarımda hem de belgesellerimde geniş bir yelpaze var. Bunu bana gelen basın eleştirilerinden de okumak mümkün. Göçmen konuları ile anıldığım doğru. Bunu tek yanlı bir bilgi olarak kabul ediyorum. Merhum Yaşar Kemal`in bir cümlesi vardı: “Yazar ayaklarının yere bastığı yerden iyi eser çıkarır“. Ben bir göçmenim, kendimi çok kültürlü hissediyorum. Bunun yapıtlarımda işlenmesi de çok doğal.

İsviçrelilerin göçmenlere yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok değişken. İsviçre toplumu bir göçmen topluluğudur aslında. Bugün her üç İsviçreliden biri hayatını bir yabancı ile birleştiriyor. Bu yıllardır böyle. Bu toplumun ne kadar çok renkli olduğunu siz düşünün artık. Maalesef siyaset ya da medya, göç konularını sadece yeni gelen mültecilere indirgiyor. Buradan zaferle çıkanlar ise aşırı sağ kesimler.

Yaptığınız çalışmalar İsviçreliler üzerinde nasıl bir etki yaratıyor sizce?

Yapıtlarıma gerek basından, gerekse de siyasi ve sosyal çevrelerden oldukça iyi bir ilgi var diyebilirim. Yüksek okul ya da liselerde eserlerim ders amaçlı kullanılıyor mesela. Alışılmamış farklı resimler sunduğum söyleniyor.

İsviçre’de son dönemde yeniden popülist sağın yükseldiğini görüyoruz. Bu dönemlerde çalışmalarınıza olan ilgi ya da ihtiyaç ne düzeyde? Bu tür çalışmaları daha çok yapmak, göçmenler yararına daha iyi bir etki yaratabilir mi?

Göçmenler üzerinde yapılan tartışma olumsuz bir noktadan hareketle yapılıyor. Sağ partiler, bununla çok büyük bir oy potansiyeli kazanıyorlar. Bunun değişmesi gerekiyor. İsviçre ekonomisini ayakta tutan, toplumun demografik yapısının sağlıklı büyümesine önemli katkı sunan, sosyal devletin olmazsa olmaz önemli bir direğidir göçmenler. Bu kesimlerin kendilerini daha çok dile getirmeleri, daha çok ifade etmeleri gerekiyor. Maalesef günümüzde bu yaklaşım oldukça cılız bir düzeyde.

Belgesel çalışmalarınız için konuları ve kişileri seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Henüz işlenmemiş ya da yüzeysel kalmış konulara öncelik veriyorum.

Son yaptığınız Belgesel çalışmasında 4 ayrı göçmen politikacı profilini ele aldınız. Gelecekte göçmenler nasıl bir pozisyonda olacak sizce? İsviçre politikasına yön verebilirler mi?

İsviçre’de yaşayan göçmenler aslında hayatın her alanında belirleyici bir rol oynuyorlar. Fakat bu siyaset, basın ya da idareye yansımıyor. Örneğin bir mahkemenin ya da meclisin üyelerine ve yöneticilerine bakın. Göçmen kökenliler hemen hemen yoklar. Göçmenlerin ve toplumun ilerici kesimlerinin bunun değişmesi için çok çaba ve özveri sarfetmeleri gerekiyor. Bu çaba sarfedilmediği sürece çok da etkili olunamaz.

Sağ kesimlerden çalışmalarınıza yönelik tepkiler ya da engelleme girişimleri geliyor mu?

Bugüne kadar çalışmalarıma yönelik herhangi bir engelleme girişimi olmadı. Ancak çalışmalarıma sevinmediklerini belirten birçok tepki aldım. Arada bir “Burayı beğenmiyorsan git!“ diyenler de oluyor. Ancak samimi olmam gerekirse böylesi tepkiler çok az. Birçok insanda göçmenler konusunda çok yanlış önyargılar var. Bu önyargıların kırılması ancak insanların biribirlerini yakından tanımalari ile mümkün.

Son bir soru…Uzun yıllardır İsviçre’de yaşayan Yusuf Yeşilöz kendini burada nasıl tanımlıyor? Bir SVP’li sizin buraya tamamen entegre olduğunuzu söyleyebilir mi mesela?

Ben bu “İntegration“ sözünü artık duymak istemiyorum aslında. Zaman ile çok anlamsızlaştı! Adeta bir bir cetvele dönüştü bu durum. Kimin ne kadar entegre olduğu ölçülüyor gibi. İsviçre’de 160 ayrı ulustan insanlar yaşıyor. Benim dileğim; farklı kültürlerden gelmiş her bireyin kendisini bu toplumun bir ferdi olarak görmesi ve bu toplumun da onu öyle kabul etmesi yönünde. Tabii bu ülkenin dillerinden birisini konuşmayanın bunu başarabilmesinin zor olduğunu da belirtmemiz gerek. Dil öğrenmek özel bir önem taşıyor.

Belgeselleri

2004    Hungern gegen Wände (Duvara Karşı Açlık)

2006    Zwischen den Welten (İki Dünya Arasında)

2006    Das alevitische Lied  (Alevi Türküsü)

2008    Musikliebe (Müzik aki)

2008    Sulukule in İstanbul (İstanbul’daki Sulukule)

2009    Die fremden Nachbarn – Muslime in der Schweiz  (Yabancı Komşular – İsviçre’de Müslümanlar)

2011    Eigentlich wollten wir zurückkehren (Aslinda Geri Dönmek İstemiştik)

2013    Der Dönerkönig (Döner Kralı)

2015    Der Wille zum Mitgestalten – Migranten in der Politik (Beraber Sekil verme Iradesi – Politikada Göçmenler)

Kitapları

1998    Reise in die Abenddämmerung (Aksam Karanlığına Yolculuk)

1998    Vor Metris steht ein hoher Ahorn (Metrisin önü bir çınar)

2000    Steppenrutenpflanze (Ülerzikler)

2002    Der Gast aus dem Ofenrohr (Bacadan Giren Misafir)

2004   Der Imam und die Eselin (İmam ve Eşek)

2007    Lied aus der Ferne (Uzaktaki Türkü)

2008    Gegen die Flut (Akıntıya Karşı)

2011    Hochzeitsflug (Dügün Uçuşu)

2012    Kebab zum Bankgeheimnis (Banka SırrıKebab)

2014    Soraja (Soraja)

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı