Fikret Zengin

Yaratıcı düşünce- 1

www.haberpodium.ch, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri

Dr. med. Fikret Zengin

Psikiyatri ve Psikoterapie Uzmanı

[email protected]

 

 

‘‘Yaratıcılık” insan eylemleri ve düşüncesinde gerçekleşen ve bir yandan yenilik veya özgünlük ile karakterize edilen, diğer yandan da teknik, insan veya sosyo-politik sorunların çözümü ile anlamlı ve tanınabilir bir ilişkiye sahiptir.

Düşünme, duygular, durumlar, duyusal izlenimler veya insanlar tarafından kendiliğinden tetiklenen bir fikre dayanabilir veya soyut ve yapıcı bir şekilde geliştirilir. Bilinçsiz, kasıtsız, istemsiz ve zahmetsizce gerçekleşen otomatik düşünme, bilinçli, kasıtlı, gönüllü ve zaman alıcı kontrollü düşünceden ayırt edilebilir.  Konuşma dili hem aktif biçimde düşünmeyi gösterir:

Düşünmenin ayrıntılı olarak nasıl gerçekleştiği çeşitli disiplinlerde araştırma konusudur. Bilgi sosyolojisi, etnoloji, psikoloji (özellikle düşünce psikolojisi) ve bilişsel bilim düşünmeyi çok farklı şekillerde görür. Bazıları, mevcut düşünme biçimlerini tanımlayıcı bir şekilde tanımlamaya ve bireylerin veya grupların düşünmesinin genel, gruba özgü veya bireysel durumlarda izlediği belirli kalıpları ve buluşsal yöntemleri bulmaya çalışır. Bu formlar sırayla sosyoloji, genel psikoloji, kişilik psikolojisi veya bilişsel bilim modellerinde görülebilir. Beyin araştırmaları ve ilgili alanlar somut düşünme sürecinin altında yatan psikolojik, nöronal ve biyokimyasal mekanizmaları inceler. Epistemoloji, oyun teorisi, mantık ve düşünce psikolojisi, algılamaları anlamlı bir şekilde işlemek, gerçek inançlara varmak veya problemleri doğru bir şekilde çözmek ya da sonuç çıkarmak için düşünmenin hangi kurallara uyması gerektiğini inceler.

Yaratıcı düşünme, yeni ve özgün bir şekilde düşünme yeteneğidir. Yani bugüne kadar düşünülmeyen düşüncenin düşünülmesi, yeni bir düşüncenin yaratılmasıdır.

Hepimiz potansiyel olarak yaratıcıyız. Bazen yaratıcı düşüncenin yaratıcılıkla eş anlamlı olduğunu okuruz. Ancak, yaratıcı düşünme hakkında konuştuğumuzda, bu yaratıcılıktan başka bir şeyle ilgilidir. Yaratıcı düşünme, bilişsel düzeyde alternatif yollar alma yeteneği olarak tanımlanabilir. Yaratıcı düşünceyi kullanmak, uzmanların yanal veya ıraksak düşünme ünlü ‘‘kutunun dışında düşün‘‘ dediği şeyleri teşvik etmeyi, yani önceden tasarlanmış fikirlerden vazgeçmeyi içerir. Yaratıcı düşünme, romanı ve özgün karakteri nedeniyle öne çıkıyor. Bu yön, yenilikçi olmamızı, mantıktan kaçmamızı, farklı zorluklarla yüzleşmemizi ve rutinden sapmamızı sağlar.

Genel olarak yaratıcılığı sanat ve eğlence ile ilişkilendiririz. Ancak, gerçekleştirdiğimiz tüm görevlerde yaratıcı düşünme gerçekleşebilir. Yaratıcı düşünme, en önemlisinden en banal olana kadar tüm olası durumlarda, görevlerde çok yararlı ve faydalıdır. Banal düşünme size işte değil, aynı zamanda evde veya süpermarkette de yardımcı olabilir. Yaratıcı düşüncelerinizi tanıtmaya başladığınızda, daha fazla yemek pişirmekten hoşlandığınızı veya çocuk yetiştirmek için yeni stratejiler geliştirdiğinizi, patronunuz için bir rapor yazmanın daha kolay olacağını göreceksiniz.

Nörofizyoloji ve Yaratıcı Düşüncenin Özellikleri

Bilim insanları John Kounios (Drexel Üniversitesi) ve Mark Beeman (Kuzeybatı Üniversitesi) fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) kullanıyor.

Görsel işleme ile ilişkili beyin aktivitesi, yaratıcı düşünme ortaya çıkmadan 300 milisaniye kapanır. Bu fenomen, birileri gözlerini kapattığında veya uyaranları bastırmak için boşluğa baktığında benzerdir. Bu bulgu, yaratıcı düşünceyi ortaya çıkarmak için derin iç gözlemin gerekli olduğunu göstermektedir.

Yaratıcı düşünme ortaya çıktığında, sağ temporal lobda (kulağın hemen üzerinde) ani, çok yüksek bir aktivite vardır. Sağ temporal lob, zaman ve mekânda aralıklı olan elemanların birleşme alanıdır. Geçmişten gelen anıların bu kombinasyonu, yeni fikirlerin ortaya çıkmasını destekleyen şimdiki zamandan gelen uyaranlarla ilişkilendirmeler yaratır.

Sağ yarımkürede ortaya çıkan, gri maddeye yayılan ve (tekrar) ilişkilendirmeleri sağlayan alfa dalgaları da görülebilir. Alfa dalgaları rahatladığımızda ya da gözlerimizi kapattığımızda ortaya çıkar. Alfa dalgalarının ortaya çıkışı, yaratıcı düşüncenin ortaya çıkması için esastır. Martínes Otero‘ya göre, ‘‘Alfa aktivitesinde bir değişiklik olduğunda ve konsantrasyon dağınık olduğunda aydınlanma anları var.” olur.

Düşüncelerimizin özgürleşmesine izin verdiğimizde yaratıcı düşünmeyi teşvik ediyoruz. Yaratıcı düşüncenin ortaya çıktığı anlar genellikle dikkatimizi dağıttığımız zamandır. Beyin, karmaşık görevlere çok sayıda kaynak göndererek ve otomasyon durumunda en basit olanı bırakarak hiyerarşik hale gelir. Bu nedenle bilinçli faaliyetlerimizi azaltmak ve yaratıcı düşüncemizin özgürleşmesine izin vermek için anlar bulmak önemlidir.

Yaratıcı Sürecin Aşamaları

Yaratıcı sürecin aşamaları dört aşamadan oluşur; Hazırlama, inkübasyon, aydınlatma, doğrulama (Brunner, A. 2008) Bunlar şu şekildedir:

Birinci aşama: Bu aşama hazırlık içindir. Bu aşamada sorunun konusu odaklandırılır, analiz edilir ve yapılandırılır. Mevcut bilgi kriterlere göre toplanır ve sıralanır.

İkinci aşama: Bu kuluçka aşamasıdır. Kuluçka ile bir şey yumurtadan çıkmış (nicubare-lat) = kuluçka) anlamına gelir. Bu bilinçsiz seviyede gerçekleşir. Kişi kasıtlı olarak kendini sorudan uzaklaştırır, hatta başka şeylerle uğraşarak bile ortadan kaldırır. Yeniden sorun ortaya çıkarsa, bunu şakacı tavırla görür ve kolayca başa çıkar.

Üçüncü aşama: Aydınlatma aşamasıdır. Bu aydınlanma, kendiliğinden ilham anlamına gelir. Klasik ‘‘aha’’ deneyimidir, sonunda karanlıkta ışığı görebilme dönemidir.

Dördüncü aşama: bu aşama da doğrulama aşamasıdır. Bu aşamada kontrol edilir, çalışır ve yuvarlanır (veritas-Lat = gerçek, gerçeklik). Soru, fikrin eleştirel bir incelemeye dayanıp dayanamayacağı veya buluşun uygulanıp uygulanamayacağıdır. Sıcak suyun buhar basıncı ürettiğinin farkından buhar motorunun gelişimine kadar olan yol uzun ve zahmetlidir. Bu aşamaya geri koyulur.

Yaratıcılıkla İlgili Beyin Bölgeleri:

Ramôn y Cajal şöyle yazıyor: ‘‘İnsan zihni çölde bir palmiye ağacı gibi uzaktan besleniyor. Kendinizi mevcut yapılardan ayırmak aslında yaratıcılığı teşvik ediyor. Bu, bilim insanlarının yurtdışına çıkmaya teşvik edilmesinin nedenlerinden biri yurtdışında kalmak genellikle sanatçılar üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve yaratıcılığın bir soruna farklı perspektiflerden bakmalarını sağlar.’’

Diğer çalışmalar yeni fikirlerin düzenli ‘‘beyin fırtınası’’ ile teşvik edildiğini göstermektedir. Tutkulu bir yürüyüşçü olan filozof Friedrich Nietzsche, aşırı kas aktivitesi anlarında yaratıcı isteklerin oluştuğunu söylüyor. Dinlenmeye başlayan fikirlerin onun için hiçbir değeri yoktu.

Mimarlar arasında yapılan bir araştırma, belirli bir zekâ seviyesinin yaratıcılık için bir ön koşul olduğunu göstermiştir: 120 civarında bir IQ. Ancak, daha yüksek zekâ yaratıcılığın daha da artması anlamına gelmez. Daha yüksek yaratıcılık, daha uzun ömürlü yaşlı insanlarda ilişkilidir, ancak soru yaratıcılık mekanizmasının beynin ek uyarılmasından sorumlu olup olmadığı veya yaratıcı insanların daha uzun bir yaşam süresine neden olan doğuştan gelen beyin ve vücut özelliklerine sahip olup olmadığı sorusundan kaynaklanır.

Farklı beyin bölgeleri yaratıcılığa katılır. Prefrontal korteks, yaratıcı sürecin merkezindedir. Beynin bu bölgesi ile kişilik özelliği ‘‘açıklık’’ arasında bir bağlantı vardır. Yaratıcı insanlar, kişilik özelliği ‘‘açıklık’’ ile de ilişkili olan sağ temporal lobun arkasında daha fazla gri maddeye, yani daha fazla beyin hücresine ve aralarındaki bağlantılara sahiptir. Ek olarak, diğer beyaz maddeler,  diğer beyin bölgelerindeyse daha fazla ağlar yaratıcı insanlarda bulunmuştur.

Bu sistemlerin önemi, bu sistemler arızalandığında, inme geçirmiş veya bunama geçirmiş kişilerde veya bazı Parkinson hastalarında yaratıcılık eksikliğiyle gösterilir.

Reaktif insanlarda daha fazla beyin bağlantısının semantik yeteneklerinde de ifade edildiğine inanılmaktadır. Böyle bir beceri örneği metafor kullanımıdır. Metodlar deneklere dayanırlar, bu yüzden sanatçıların yaratıcı sürecinde önemli bir rol oynarlar. Sinestezi ayrıca özel ek bileşiklerin varlığına dayandırılır, metafor üretimi için özel bir yetenek ile ilişkilidir.

Hepimiz potansiyel olarak yaratıcı olsak da, 120’nin üzerinde bir zeka düzeyine sahip olduğunuzda, yaratıcı yetenek patlıyor gibi görünüyor. Zekânın kontrol edilemez bileşenine rağmen, yaratıcı düşünme eğitilebilir.

Bir sonraki yazımda, yaratıcı düşüncelerinizi artırabileceğiniz ve düşüncelerinizin akmasına izin verebileceğiniz 10 noktayı sıralayıp tek tek açıklayacağım.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı