Yalancının Mumu ve Sosyal Medya

864

Bülent Kaya

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı

bkaya@sunrise.ch

 

 

 

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar”atasözünün kabullenilen ortak bir anlamı vardır; söylenen söz eğer yalan ise gerçek çok geçmeden ortaya çıkar ve söz sahibi de yalancı damgasını yer. Aslında bu atasözünün içinde üstü kapalı olarak ima edilen başka bir anlam daha var ki, o da şu; gerçeği yalana tercih ederiz, gerçeği öğrenme ve bilme arayışı içerisinde oluruz, yalanın uzun süre doğru diye yutturulamayacağına inanırız.

Fake news

Isvicre haberleri, www.haberpodium.ch

Türkçe’ye “Yalan“ veya“yanlış haber“diye çevirebileceğimiz İngilizce fake news, son yıllarda iletişim dünyasında kendisinden en çok söz edilen yeni bir kavram olarak yerini aldı. Birçok iletişim uzmanı yalan haber kavramının ortaya çıkışını 2016 yılında yapılan ABD Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi aday Donald Trump’un büyük bir çoğunluğu yanlış haber ve ifadelere dayalı kampanyasına dayandırmakta.

Bağımsız Doğrulama Enstitüsü Politifac’a göre Trump’un kampanyasında kullandığı ifade ve haberlerin ortalama  %78’i yanlış. Colins sözlügü fake news’u 2017 yılının kelimesi olarak kabul etti ve 2018 yılı baskısında da bu kelimeye yer verdi. Colins fake news’u “habercilik kisvesi altında yayılan yanlış ve çoğu kez sansasyonel bilgi” olarak tanımlamakta.

Fake news çok yeni bir kavram olarak karşımıza çıksa da yalan haber olgusu hiç de yeni bir şey değil. Tarihçilere göre kamusal alanda yalan haberin kullanılmasının tarihi çok eskilere dayanıyor. Yeni bir şey varsa o da yalan haberin yayılmasındaki hızlılık. 14’üncü yy.’da bir haber ağızdan ağıza bir günde 100 km uzağa gidebilirken günümüzde bir klikle dünyanın bin bir köşesine yayılmış yüzlerce, binlerce insana bir saniyede ulaşabiliyor. Bunu mümkün kılan şüphesiz büyük ölçüde iletişim ve bilgi teknolojisinin bugünkü eriştiği düzey, hayatımızda edindiği yer ve Facebook gibi sosyal medya iletişim platformlarıyla kurduğumuz ilişki biçimidir.

Yalanın gücü, “doğrunun güçsüzlüğü”

Amerika’da 3 milyon Twitter kullanıcısı nezdinde 126 bin haber konusu işlenerek yapılan bir araştırmanın Uluslararası Bilim Dergisi nature’da yayımlanan sonuçlarına göre, yalan haber doğru haberden altı kez daha hızlı yayılıyor. Örneğin en popüler gerçek bir haber ancak bin kişiye erişebilirken, yalan haberler 100 bin kişiye kadar ulaşabiliyor. Üstelik yalan haberler gerçek habere göre  %70 daha fazla paylaşılıyor (retweet). Her türlü haber gibi yalan haberin de sosyal meydanının gücünü kullanarak hızlı yayılması pekâlâ makul görülebilir. Bunda şaşırılacak pek bir şey yok. Şaşırılacak olan, yalan habere duyulan ilgideki artış. Başka bir deyimle, “yalancının mumunu” er geç söndürtecek gerçeği öğrenme ve bilme arayışı sosyal medya kullanıcılarının büyük bir kısmının ilgi alanına girmiyor! Sansasyonel ve duygusal haberler, dedikodular ve komplo teorileri daha çok revaçta yer alıyor. Bu durum, düşünürlere; “acaba “şeylerin ve olguların arkasında yatan gerçeğin, inançlar ve heyecanlardan daha az önemsendiği” durumu izah eden post-verity(doğru sonrası) bir ortamda mı yaşıyoruz?” sorusunu sordurtuyor.

Böyle düşünenlerden birisi de Fransız düşünür Myriam Revault d’Allonnes. 2018 yılının Ekim ayında yayımladığı “Doğrunun güçsüzlüğü” adlı kitabında,“doğru sonrası” kavramını siyasetin doğru ile ilişkisi açısından irdeliyor Revault d’Allonnes. Le Figaro gazetesine verdiği bir röportajda günümüzde doğrunun gerçek üzerine pek fazla etki etmediğine işaret ederek, doğrunun önemini gittikçe kayıp ettiğine vurgu yapıyor.

Bu durumun gelişmesinde doğruluğu belirlenmemiş haberlerin yayılmasını kolaylaştıran sosyal medya önemli bir rol oynamakta. Zira sosyal medya platformlarında durmaksızın “doğru” olmayan, ama alıcılar tarafından doğru olması arzulanan haberler dolaştırılmakta. İzlediğimiz haberleri seçen algoritma beklentilerimize cevap veren bir dünya görüşü sunduğu için bu haberler, mevcut inançları daha da güçlendiriyor. Bu da doğal olarak eleştirel bir yaklaşımın ve düşüncenin gelişmesine hizmet etmiyor. Bu durum ayrıca, doğru mu yoksa yalan mı sorusunu önemsizleştirerek insanların kolayca kendi anlık inançlarının içine kapanmalarını kolaylaştırıyor ve yalan haber arkasındaki hipotezlerin veya tercihlerin güçlenmesine neden oluyor.

www.haberpodium.ch, isvicre haberleriRevault d’Allonnes’e göre sosyal medya iletişim ortamında doğru ve gerçekler eksenli ortak fikir edinme pratiğinin koşulları yok denecek kadar az.

Sosyal medya üzerinden haber takip etme oranının gittikçe arttığı bir ortamda -örneğin Amerika’da yetişkinlerin %44’ü haberleri Facebook üzerinden takip ediyor- ilerde daha vahim sonuçlarla karşılaşılamamak için şimdiden bir şeyler yapmak gerekiyor.

Ne yapmalı?

Yalan haber salgınının şüphesiz tek bir amacı var; ortamı yalan-yanlış bilgilerle bulandırıp doğrunun ve gerçeğin görünmesini engellemek veya zorlaştırmak. Sanki 1969 yılında Brown & Williamsonsigara endüstrisinin patronunun, sigaranın zararlarına vurgu yapan bilimsel doğruların kabullenilmesini engellemek ve zorlaştırmak için söylediği bir durumla karşı karşıyayız: “Bizim gücümüz şüphe uyandırmaktır. Zira insanların aklını meşgul eden bilgi ve gerçeklerle rekabet etmenin en iyi yolu bu.”

Herkesin yalan habere inanmasının muhtemel olduğu bir ortamda, yalan haberlere karşı gerçek-doğru haber arayışı çabasında olmak bireysel düzeyde görünen en doğru çözüm. Kolektif düzeyde ise 20’inci yy. başlarında gazetenin gelişmesiyle ortaya çıkan “medya eğitimi” ihtiyacı önemini hâlâ korumakta ve gerçek ve doğru haber arayışına önemli bir katkı sağlayabilir. Örneğin Fransa Kültür Bakanlığı’nın 15-34 yaş arası iki bin internet kullanıcısı nezdinde bir anket gerçekleştirir. Bu ankette katılan gençler arasında, medya haberlerinin doğruluğu veya yanlışlığı konusunda farkındalık oluşturma programını takip edenlerin %65’i izledikleri haberlerin doğruluğunu araştırdıklarını söylüyor. Bu oran herhangi bir farkındalık oluşturma programına katılmayanlarda ise %42 düzeyinde. “Medya eğitimi”nin ulusal eğitim programlarına girmesi ancak samimi siyasi bir iradeyle mümkün ki, bu da birçok ülkenin siyasi otoritesinin işine gelmiyor.

www.haberpodium.ch, isvicre haberleriBu arada yalan-yanlış haberlerin yayılmasını engellemek için birçok ünlü görsel veya yazılı medya kuruluşu okuyucularına şüphe duydukları haberleri doğrulamaları için doğrulama platformları sunmakta. Bu çabaya sivil toplum girişimleri sonucu kurulan birçok bağımsız doğrulama platformları da katkı sağlamakta. Bunlardan birisi de Türkiye’de faaliyet gösteren teyit.org adlı platform. Bu platform kendi sayfasında amacını şöyle ifade ediyor; “teyit.org’un temel hedefi, yaygın bilinen yanlışlardan sosyal medyanın gündemine oturan şüpheli bilgilere, medyanın gündeme getirdiği iddialardan şehir efsanelerine gibi birçok alanda doğrulama yaparak internet kullanıcılarının doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak”.

Bütün bu çabalara ek olarak, sağlıklı, doğru haber eksenli ve manipülasyonlardan uzak demokratik kamusal tartışma alanının oluşmasını garanti altına alacak yasal önlemlerin de gündeme gelmesi, en azından ileri gelişmiş demokrasilerde, elbette ki kaçınılmaz.

Yalan haber salgınına karşı alternatif doğru ve gerçek haber mücadelesi cağımızın iletişim dünyasının en önemli olgusu olarak karşımızda dururken, sosyal medya sayesinde galiba yalancının mumu daha uzun yanacağa benziyor.

Yalan-yanlış haberlerden arınmış yeni bir yıl dileklerimle…