Fuat Köçer

Yabancı dil öğrenmenin dört yolu: Konuşarak, duyarak, okuyarak ve yazarak

Fuat Köçer

Fuat Köçer

Eğitimci

 

Yeni bir semte taşındığımızda, yeni bir yerde işe başladığımızda, başka bir ülke ya da şehire seyahat ettiğimizde insanlarla iletişim kurmak için anladığımız ve kendimizi ifade edebildiğimiz dil hayati bir öneme sahiptir.

Özellikle bizler gibi, göç ettiği ülkenin resmi dillerinden farklı bir anadile sahip olan insanların yeni yurtlarına uyum sağlamaları, sosyo-ekonomik ve siyasi hayatın içerisinde aktif hale gelmeleri için, göç edilen toprakların diline hakim olması şart. Aksi takdirde ise yaşadığımız toplum ile etkileşimimiz dil bariyerlerimizle ilintili sınırlandırılmış olacaktır.

Yeni arkadaşlıklar edinirken, konuştuğumuz dile sahip olan insanların dışında kimse ile dostluk kuramayacak, fikren ve ruhen bir alışverişte olamayacağız. Haliyle gettolaşma ve göçmen toplumun coğunlukta olduğu paralel bir toplum kaçınılmaz hale gelecektir. Dil, uyumun altın anahtarıdır.

Peki belli bir yaştan sonra göç etmiş ve yeni bir dili öğrenmekte güçlük çeken değerli okuyucularımız ne yapmalı?

göçmenler

Bu sorunun cevabı aslında bir dili öğrenmenin yollarında gizli. Bir dili öğrenebilmenin dört farklı yolu mevcuttur. Bunlardan birincisi, konuşma yolu ile iletişime geçmektir. Konuşarak bir dili ögrenebilmek için ise, o dilde belli başlı kelimelere hakim olmakta fayda vardır. Pratikte bu kelimeler birleştirilerek ve dili öğrenmenin belirleyici ikinci yolu olan duyarak ve dinleyerek hayli bir yol katedilebilir. En az konuşmak kadar fayda sağlayacak olan duyma yolu ile öğrenme, sosyal etkileşim adına da bize faydalı olacaktır.  Bir dili öğrenmek istiyorsak, o dilde okuyabilmemiz de gerekmektedir ve bu dile hakim olmaya giden üçüncü yoldur.

Her dilde kelimeler ifade edildiği şekilde yazılmamaktadır. Özellikle birinci sınıfta okuma – yazmaya başlayan çocuklarda gözlemlediğimiz, bir kelimeyi duyduğu gibi kaleme alma durumu, yabancı bir dili duyarak öğrendikten sonra yazmaya başlayan yetişkinlerde de görülmektedir.

Bir dilin sesler olarak kulağa yansıması ile, kaleme alınması arasında belli farklılıklar oluşabilir. Bu iki durum arasındaki farkı ne denli asgariye indirgeyebilirsek, o dile okadar hakim olmaya başlıyoruz diyebiliriz.

Dördüncü ve bir dili öğrenmenin en zorlayıcı şekli ise, yazarak o dile hakim olabilmektir. Bir dilde belli bir kelime dağarcığına sahip olabilir, kendinizi ifade edebilir ve duyduğunuzu anlıyabilirsiniz. Bu durum, o dile gerçek anlamıyla hakim olduğunuz anlamına gelmez. Gramer diye nitelendirdiğimiz o dilin yapısına hakim olabilmemiz için ise, belli teorik bilgi ve kurallara hakim olmamız gerekmektedir. Örneğin ana dili Türkçe olan çocuklar, Almanca dil yapısında çok zorlanmaktadır. Türkçe dünya dilleri arasında yapı bakımından sondan eklemeli dil grubuna girer. Haliyle Almanca’da “Artikel“ olarak nitelendiliren «der, die, das» ön-eklemeleri Türkçe konuşan bireyler için çok büyük zorluk teşkil etmekte.

yabanci dil ögrenme

Sonradan dili öğrenen bireyler için ise, belli bir pragmatik mantık içermeyen, dile hakimiyet ve hissiyat geliştirmeyle ilintili bazı “kuralsız” kuralları anlamak hiç de kolay değil. Buna rağmen dil öğrenmek için gündelik hayatta kullanılabilecek bazi tavsiyelere uyulabilir:

  1. Öncelikle hangi öğrenme tipine uygun olduğunu tespit et. Duyarak mı, konuşarak mı, yazarak mı, okuyarak mı daha kolay öğrenebiliyorsun? Başlangıçta senin için uygun olan metodu tercih edebilirsin.
  2. Konuşmaktan çekinme. Yanılarak öğrenmek en verimli öğrenme şekillerinin başında geliyor.
  3. Dili neden öğrenmek istediğinin farkında ol. Dili gündelik hayatın içerisinde mi, akademik bir eğitim için mi, yoksa iş için mi öğreneceksin? Tercihine göre bir yol izlemende fayda olacaktır.
  4. Dili gündelik hayatının bir parçası kıl. Kolayına geldiği için araya, ana dilinde kelimeler sıkıştırma.
  5. Öğrenmeyi gündelik hayatının doğal bir parçası haline getir. Nesnelerin üzerine kağıt parçaları yapıştır ve yabancı dilde ismini öğren. Hergün bir-iki kelime ögrenmeyi alışkanlık haline getir.
  6. Dilini geliştirmende sana yardımcı olabilecek kişilerle iletişime geç. Birlikte bir yemek yemek ya da bir yürüyüş esnasında o dili konuşmak dahi senin için büyük bir kazanç olacaktır.
  7. Hata yapmaktan asla çekinme. Bildiklerimiz ve öğrendiklerimizin çoğunu yaptığımız hatalara borçluyuz. Asıl olan bu yanlışlardan ders çıkarmak.
  8. O dilde film izle, alt yazı oku, müzik dinle.
  9. Öğrenmek istediğin dilde anlaşılması kolay kitaplar okumaya çalış.
  10. En önemlisi de öğrenmekten asla vazgeçme.
Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı