Gezi Rehberi

SOLOTHURN

Gezi rehberimizde okuyucularımızı bu kez barok tarzı özellikleriyle bilinen Solothurn’a götürüyoruz. Tarihsel dokusuyla ünlü olan bu şehrin yapısal tarihi Romalılar dönemine uzanan kalıntılarla başlıyor. Şehrin isminin daha önce bu bölgede olan ve Aare Nehri’nin kenarında yaşayan “Kelt“ topluluklarına dayandığı öne sürülüyor.

Tarihi önemli gelişmelerle dolu olan Solothurn şehri 1218 yıllında bağımsız şehir olma imtiyazı kazanırken, yeni özgürlüklerle ekonomisi hızla gelişip zenginliğe kavuşuyor. 1481’de Konfederasyon’a (Eidgenossenschaft) katılan Solothurn, 1530 yılından Fransız Devrimi’ne kadar zamanın İsviçresi için Fransız Elçiliği’nin bulunduğu bir şehir özelliği taşıyordu. Bundan dolayı Solothurn şehri “Ambassadorenstadt“ olarak da tanınıyor. 

1900’lü yıllara gelindiğinde Solothurn liberal-demokrat bir şehir, daha sonra da devlet oluyor. Şehir o dönemlerde oluşan Kanton Solothurn’un başkenti yapılıyor.

Bugünkü Solothurn bu uzun tarihinden kalan görülmeye değer birçok mekana ve yapıya sahip. Zengin kültürel özellikler barındıran bu şehrin havası burayı gezenleri adeta büyülüyor.

Büyük kiliseleri ve birçok manastırı içinde barındıran bu şehir, 1828 yılından bu yana Basel Piskoposu’nun konağına ev sahipliği de yapmaktadır. Bistum Basel olarak bilinen bu Piskoposluk makamının ortaya çıkışı 4. yüzyıla uzanmaktadır.

İsviçre’nin en güzel Barok şehri olarak tanınan Solothurn’da çok farklı ve zengin kültürel aktiviteler de olmaktadır. Bu kültürel aktivitelerden en önemlisi 1965 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak yapılan Solothurn Film Günleri’dir. Literatür Günleri ismiyle edebiyat alanındaki zenginliklerin sergilendiği bu katolik şehirde geniş kapsamda geleneksel Fastnacht kutlamaları da yapılıyor. Yaz aylarında bir hafta boyunca yapılan Açıkhava Klasik Müzik Festivali müzik severler için ayrı bir özellik taşıyor.

Şehrin en görkemli yapısı St. Ursen Kathedrali’dir. Çok uzaktan da görülen bu yapı beyaz kireçli kum taşından yapılmıştır. Kathedral, 50 Metre yüksekliğindeki kulesi ve geniş merdivenleri ile büyüleyici bir özelliğe sahip.

Mistik sayı: 11

St. Ursen Kathedrali’nin merdivenlerden yukarı doğru çıkarken basamakları saymayı unutmayın. Böylece sürekli olarak 11 sayısı ile karşılaşacaksınız. Merdivenler 11  basamaklı bölümlerinden oluşuyor.  Yapının mimarı şehrin kutsal numarası 11’i Kathedral’ın farklı alanlarına işlemiş.

Solothurnlular 11’in bu şehrin şanslı sayısı olduğuna inanırlar. Eski şehirde gezerken farklı yerlerde mutlaka 11 sayısı ile karşılaşacaksınız.  Şehirde 11 kilise, 11 şapel,11 su kuyusu, 11 kule oldugu konuşulurken,11 rakamlı bir duvar saati de göze çarpıyor.

Aare nehri kenarında bulunan Palais Besenval’da oturup kahvenizi yudumlarken, kahvenizin yanında şehre özgü bir tatlı türü olan “Solothurner Torte“yi tatmayı unutmayın.

Şehirde bulunan Sanat Müzesi, Doğa Müzesi, Kadın Literatür Müzesi ve değişik özellikteki bahçeler ile  merkeze yarım saat yürüme mesafesinde olan Waldegg Şatosu görülmeye değer yerler diyebiliriz. Şehrin büyüleyici sokaklarında gezerken dünyaca tanınmış yazar Peter Bichsel ile de karşılaşabilirsiniz.

Ayrıca doğa gezginleri için doğası ve manzarası ile büyüleyici bir özellik sergileyen bir vadi içinde bulunan Verenaschlucht’u da görmenizi öneriyoruz.  Bu arada Verenaschlucht’ın dini bir özellik taşıdığını vurgulamadan geçmeyelim. Burada Rahibe Benedikta St. Verena isimli bir münzevi yaşıyor.

Burada bulunan restorantta bir mola verip doğaya kulak verebilirsiniz.

 

 

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı