Fikret Zengin

Şiddet ve saldırganlık

www.haberpodium.ch, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri

Dr. med. Fikret Zengin

Facharzt für Psychiatrie und Psychotherapi

[email protected]

 

 

Son yıllarda özellikle Türkiye’de kadınlara yönelik artan şiddet ve cinayetler bu yazıyı yazma zorunluluğu doğurdu.  Şüphesiz, bir toplumun gelişmişliğinin, kadınların eğitim ve kültürel seviyesiyle, özgürlüğüyle sıkı bir ilişkisi vardır.

Şiddet (Gewalt) kelimesi eski Almanca’da “Waltan“ dan gelir. Anlamı da güçlü olmak, kontrol etmektir. Dünya Sağlık Örgütü WHO, “Şiddet ve Sağlık” konulu bir raporunda şiddeti şu şekilde tanımlamaktadır; “Şiddet, kişinin kendisine veya başka bir kişiye, gruba veya topluma yönelik fiziksel, psikolojik güç ile gücün fiilen veya kasıtlı olarak kullanılmasıdır. Ve gerçekte veya yüksek olasılıkla yaralanmaya, ölüme, psikolojik hasara, istenmeyen gelişime veya yoksunluğa yol açan olaydır. “

“Maddi şiddet” olarak da bilinen daha dar bir şiddet tanımı, bir kişiye yönelik hedeflenen fiziksel zararla sınırlıdır. Şiddetin daha geniş tanımı aynı zamanda psikolojik şiddeti (örneğin yoksunluk, duygusal ihmal, “beyaz işkence”, sözlü şiddet, duygusal şiddet) ve en geniş anlamıyla “yapısal şiddeti” de tanımlar. Ek olarak, vandalizm, etki doğrudan insanlara yönelik olmasa da, bu şiddet tanımına girer. Sosyolojik anlamda ise şiddet bir güç kaynağıdır. Üzerinde şiddet uygulanan kişinin iradesi göz ardı edilir veya kırılır. Bu durum başkasına, fiziksel veya duygusal zarar ve tehdit ile ilgilidir.

Türkiye’de günümüzde hakim olan geleneksel ve dinsel kültürde erkeğe etkili ve sürekli roller atfediliyor. Gelişen teknolojik çağla birlikte, ülkeler arasındaki mesafeler azalırken ya da kalkarken kültürler birbirlerini derinden etkiliyorlar. Bu değişimin yüzeysel olması ve tepeden inmesi toplumu çarpıklaştırıyor. Henüz cemaat kültüründen kurtulamayan, birey olmanın önemini bilmeyen ve bunu yaşayamayan toplumların çelişkisi, sancısı ve öfkesi büyüktür. Kadını ikinci sınıf bir varlık ve mal olarak gören, eril zihniyet, “erk” ini, erkekliğini korumak adına kadın katili olabiliyor.

Erkeğin aile içinde ayrı yetiştirilmesi, ona daha çok değer verilmesi ona, aile içinde ve toplumda  kendisine ayrı bir statüye sahip olduğu hissi sunuyor. Erkeğe biçilen bu rollerin asıl nedeni “Erkek oğlum kavgada da lazım tarlada da” zihniyetidir.

Bilginin ve kültürün iktidar olduğu bu çağda, Ortadoğu toplumlarının değişip, dönüşmesi birçok çatışmayı ve yıkımı da beraberinde getiriyor. Bu rol değişimi erkeği de derinden yaralıyor.Mesela eşinin onu eleştirdiğini, ekonomik olarak ona bağlı olmadığını ve ondan ayrılmak istediğini görünce dünyası yıkılıyor. Kendisinin işe yaramadığını düşünürken, durumu gurur incinmesi ve hayal kırıklığı olarak algılıyor. Bu hayal kırıklığı ise, şişirilmiş erkek egosunda kızgınlık ve öfkeye neden oluyor. Öfkesine hakim olamayan bu erkek tipi sonunda saldırganlaşıp, kırılan gururunu ve bozulan ruhsal durumunu geri kazanmak için şiddet uyguluyor.

Şiddet durumuna sebep olan etkenler

Şiddet

Şiddet daha çok aileden ve toplumsal işleyişten öğreniliyor aslında. Şiddet durumunu ortaya çıkaran bazı etkenler şunlar denebilir;

Aile içi şiddet

Aile içi şiddet, şiddetin gelişmesi için doğrudan bir risk faktörüdür.

Ailenin sosyal dezavantajı

Ailenin ciddi sosyal dezavantajı şiddeti teşvik edebilir. Sosyal katılıma erişim şansının azalması ve bununla ilişkili düşük mali fırsatlar, örneğin markalı giysiler, cep telefonları vs. gibi statü sembollerinin eksikliği, artan tüketici ihtiyaçları dahilinde gençleri şiddete sürükleyebilir.

Genel gelişim sorunları

Gelişimsel gecikmeler, kısmi performans bozuklukları, yetersiz duygusal gelişim, yetersiz hayal kırıklığı toleransı, başarısız kimlik arayışı, olumsuz grup deneyimleri, okul başarısızlıkları gibi gelişimsel sorunlar şiddet kullanma eğilimleri doğurabilir.

Kötü gelecek beklentileri

Toplumda maddi güvence ve sosyal tanınma sunan bir yer bulma şansı birçok genç için azalmıştır. Özellikle de düşük eğitim seviyesine sahip gençler risk altındadırlar.

Sosyalleşmede yönelim bozukluğu

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki yetersizlikleri, gençler arasında değer kaybına ve yönelim bozukluğuna yol açar. Ebeveynlerin veya diğer yasal vasilerin sınır belirlemeleri, kontrolleri ve güvenilirlikleri zayıf olursa çocukların şiddet içeren davranış riskleri de artar.

Yoğun medya kullanımı

Medyada şiddet giderek artıyor. Medyada şiddetin acımasız bir biçimde temsil edilmesi, ergenlerin şiddete özenmelerine neden olabiliyor. Özellikle de sanal şiddetin yer aldığı bilgisayar oyunları gençler için tehlikeli olarak değerlendiriliyor.

Ne yapmak gerekiyor?

siddet

Aile içeresinde kız erkek ayrımı yapılmamalıdır. Kız ve erkek çocuklar aynı tutulmalı, eşit muamele görmeli ve erkek çocuklarına aile içinde özel bir durum yaratılmamalıdır. Anne-bababalar çocuklarına sınırları anlatmalı, kimseye saldırmamayı, kimse ile kavga etmemeyi tembih etmelidirler.  Aile içi şiddetten kaçınılmalı, aile içi problemeler konuşarak ve anlaşma sağlanarak çözülmelidir. Aile içinde, okulda ve toplumun  diğer  alanlarında saldırgan ve şiddet uygulan kişilerin cezalandırılmalaları da çok önemlidir. Çocuklar bu sayede, saldırganlığın ve şiddetin bir karşılığı olduğunu öğrenirler. Ailede ve toplumun diğer alanlarında insanın her istediğinin yerine getirilemeyeceğini öğrenmelidir çocuk.

Son olarak şunu belirtmekte fayda var; şiddete eğilimli ve saldırgan olan kişilerin çoğu çocukluklarında genellikle ihmal edilmiş, gereken ilgiyi görmemiş ve şiddete maruz kalmışlardır.

Bu tespitten yola çıkarak ebeveylere tavsiyem; çocuklarınızı şiddetten uzak tutmak istiyorsanız eğer onları sevin, sevginizi belli edin, ilgilenin ve onlara değer verin. Sevgi herşeyin ilacıdır.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı