Dizi

SiBEL ARSLAN: DAHA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR

Genel olarak, sağ partilerin oylarında artışlar olduğu gözlenen 2015 yılı seçimlerinde Sibel Arslan da Bern’e gitmeye hak kazandı. Kanton Basel Stadt’dan seçilen Arslan, Yeşiller Partisi ile birlikte olan BastA! Partisi tarafından, 8. listenin 1. sırasından aday gösterilmişti.

7 bin 233 gibi bir oy oranı ile Federal Parlamento üyeliği hakkı kazanan Arslan yeni görevine 30 Kasım’da başlayacak.

Seçim sonuçlarının açıklanmasından kısa bir sonra Sibel Arslan ile buluştuk. Kanton Basel Stadt’ Parlamentosu’nun yer aldığı tarihi binada (Rathaus) gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Kanton parlamenterlerinin yoğun çalışma tempolarına tanıklık da ettik. Yapılan oylamalar ve görüşme nedeniyle, görüşmemiz sık sık kesilirken, Sibel Arslan’la görüşmemizi gerçekleştirmeyi sonunda başardık.

Sibel Hanım, seçimi kazanma anınızı ekranlardan izledik. Seçildiğinizi duyduğunuzda ilk olarak ne hissetiniz? Bunu bir de sizden dinleyelim.

Tabii bi çok sevindim, gurur duyudum. O an beni ne kadar büyük bir sorumluluğun beklediğini de farkettim. O yüzden de sevinç çığlıkları atamadım pek. Çünkü bu seçilme durumu üstümüzdeki yükün daha da çoğaldığı anlamına geliyor.

Başlangıca dair bir planlama yaptınız mı?

İleriki zamanlarda gözler daha çok üzerimizde olacak. Daha da derin çalışmamız gerekiyor. Bern’de beni bekleyen yeni çalışmalara büyük bir saygım var. O yüzden de oldukça dikkatli başlamak istiyorum. Çok fazla sevinip, daha sonra hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum doğrusu. O yüzden küçük ve sağlam adımlarla ilerlemek istiyorum.

Kanton Basel Stadt Parlamentosu’nda uzun yıllardır milletvekili olarak görev yaptınız. Bu deneyimleriniz size nasıl bir yol gösterir sizce?

Kanton Basel Stadt Parlamentosu’nda 10 yıllık tecrübem var. Bundan dolayı ülkenin politik sistemini biliyorum artık. Çalışmalarımız Federal temsiliyet anlamında bir üst boyuta taşınıyor sadece. Yerel parlamento çalışmalarımdan dolayı; önergeler nasıl hazırlanır, ilişkiler nasıl kurulur, bilgiler nereleden alınır gibi şeyleri biliyordum.

Ulusal Parlamento’da olan birkaç arkadaşımla, parti başkanımız ve fraksiyon şefimizle görüştüm. Oradaki işin çok daha farklı olduğunu öğrendim onlardan.

Nasıl farklı?

Orada süreç daha uzun sürüyor. Bir önerge sunuyorsunuz ve bekleme süresi 2 yıl olabiliyor. Bu çok uzun bir süre aslında. Bu süre zarfında önergeniz yanıtlanmazsa o zaman unutuluyor ve gündemden düşüyor.

(Görüşmemizin bu kısmında Meclis oylaması için bir zil sesi geliyor. Sibel Arslan oylamaya katılmak için hızlıca içeri giriyor. 10 dakika sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz.) 

Komisyonlar çok daha büyük mesala, biz burada komisyonlarda 13 kişiyiz, orada ise 25 kişi…25 kişilik bir komisyonda yapılacak olan tartışmaların uzunluğunu siz düşünün artık. Sadece 1 sayfayı değiştirmek için aylarca tartışmalar yürütülüyor. Ayrıca bunun bir de hukuki yürürlüğü var tabi. O da bir şeklide zaman alıyor.  

Ulusal Parlamento’daki lobi çalışmaları çok daha farklı. Orada her 3 ayda bir 3 hafta boyunca blok halinde toplantılar yapılır. Bu inanılmaz yorucu olabiliyor tabii ki. Sabahtan akşama kadar görüşmeler, aynı zamanda fraksiyon toplantıları, büyük dosyalar…İnanılmaz bir kağıt yığını beni bekliyormuş orada (gülüyor).

Bu durumda Basel’den Bern’e yolculuk mu yapacaksınız hep?

Büyük bir ihtimalle kimi zaman orada kalmam gerekecek.

Basel’deki çalışmalarınızı nasıl etkileyecek bu durum?

Şu an Kanton Basel-Landschaf’ta Güvenlik Bakanlığı’nda Hukukçu olarak çalışıyorum. İş durumumu yüzde 50’ye düşürdüm. Buradaki parlamentoda da çalışmalarıma devam edeceğim.

Federal Meclis’teki göreviniz ne zaman başlayacak?

30 Kasım’dan itibaren başlıyorum görevime. Bu tarihte milletvekilleri için yemin töreni yapılacak. Akabinde, 9 Aralık’da da Federal Hükümet için yeni üyeler seçeceğiz. 

Daha çok hangi alanda çalışma yürütmeyi düşünüyorsunuz?

Ağırlık verdiğim konular sol bir siyasetçi olarak zaten belli. Orada içinde bulunacağım komisyonlara da bağlı bu durum. Şu sıra partimle hangi  komisyona gireceğim konusunu konuşuyoruz. Bir hukukçu olara  temel insan haklarını öncelikli tutuyorum ve bu çerçevede çalışmalar yürüteceğim. Mülteci hakları, politik haklar, göçmenlerin seçme ve seçilme hakları, fırsat eşitliği gibi konular şimdilik aklımda olanlar.

İsviçre medyasının seçilmenize yönelik yaklaşımını nasıl buldunuz?

İnanılmaz ilgililer. Seçilmem büyük bir ses getirdi. Seçildiğimin ertesi günü tüm radyo, televizyon ve gazeteler beni işledi hep. Kürt kadın politikacı…Tabi bir tarafta da çok büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Böyle bir sonuç beklemiyorlardı. Sanırım benim gibi onlar da büyük bir şok geçirdiler (gülüyor).

 Seçim dönemi çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz biraz? Nasıl bir seçim dönemi geçirdiniz?

Çok zor bir seçim dönemi geçirdik. Nasıl zor? Çok bilinmiyordu ne olacağı. Tüm İsviçre’de bir sağa kayışın olduğu konuşuluyordu hep. Sağ partilerin oylarında artış olacağı söylenirken, biz hep Basel’i düşünüyorduk. Eğer Basel gibi bir yerde sağ güçlenirse, sol blok olarak üçüncü koltuğu alamayacağız kaygısı vardı. Bir de listeden de en iyi oyu almamız gerekiyordu. Kısacası birkaç faktör önemliydi burada; birincisi oylarımızı çoğaltmamız gerekiyordu, ikincisi bizim tekrar koltuğu almamız gerekiyordu, üçüncüsü ise benim aday olduğum listeden birinci olmam gerekiyordu. O anlamda hepsi de oldu.

Seçilmeniz sizin için süpriz oldu mu?

(Gülüyor) Tabii ki oldu. Bu bir seçim, kimse önceden seçilip seçilemeyeceğini bilemez. Kazanmak ve kaybetmek kardeş adeta. Kaybetmek de olabilir diye hazırladım kendimi. Fakat olması için elimden gelen herşeyi yapmaya da çalıştım.  Birçok önemli faktör biraradaydı.Bu çalışmada arkadaşlarımdan, kendi partimden, SP’den destek sunanlar oldu. Mesela Mustafa Atıcı’nın desteğini azımsayamam. O da göçmenlik konularında benimle birlikte çok iyi çalışan bir arakadaşım. Umarım birkaç yıl sonra o da gelir Parlamento’ya.

Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Sizin üzerinizden tüm seçmenlerime ve destekçilerime teşekkürlerimi iletiyorum. Oy kullanamayanların da büyük desteğini aldım. Herkes bir şeklide çaba gösterdi ve elini taşın altına koydu. Bu herkesin içinde olduğu bir ekip çalışmasıydı ve çok iyi bir sonuç alarak İsviçre’de bir ilki başardık. Tüm İsviçre sağa kayarken, biz Basel’de sol adına bir koltuğu geri aldık. Bunu göçmen kökenli genç bir kadın aldı. Aslında göçmeler ve kadınlar açısından birçok sembolün içinde bulunduğu bir durum bu.

Bir şey daha; Bir konuda herkesin anlayışına sığınıyorum. Sonuçların açıklanmasından sonra birçok kişi beni kutlamak için mailler, mesajlar yazdılar, aradılar beni. Hepsine yetişemedim, herkesi cevaplayamadım maalesef. Bunu da buradan belirtip herkesten özür dilediğimi ifade edeyim.

Sibel Arslan Kimdir

Aslen Dersimli olan Sibel Arslan 1991 yılından bu yana ailesiyle birlikte İsviçre’de yaşıyor. 9 yaşında İsviçre’ye gelen Sibel Arslan, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dillerinde eğitim aldı. Basel Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Arslan, 2015 yılının Mart ayından bu yana Kanton Basel-Landschaft Güvenlik Dairesi’nde Hukukçu olarak çalışıyor. İsviçre vatandaşlığını 2004 yılında edinen Arslan, daha sonra İsviçre politikasına ilgi duymaya başlıyor. Kanton Basel-Landschaft Parlamentosu’nda, Hukuk, Spor ve Güvenlik Komisyonu’nda yer alan Arslan, 30 Kasım’dan itibaren resmi olarak Federal Meclis’teki görevine başlayacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı