Özgür Tamcan

Pedoseksüellik ve çocuk

www.haberpodium.ch

Dr.Phil. Özgür Tamcan

[email protected]

 

 

 

Son günlerde hem İsviçre hem de Türkiye gündemini yoğun bir şekilde etkileyen bir konu pedoseksüellik.

2015 yılında Rupperswil’de yaşanan katliam ile ilgili bir dava mart ayı ortasında başlarken, katliamın arkasındaki motif İsviçre kamuoyunda yoğun olarak tartışıldı; pedoseksüellik nedir, tedavisi mümkün müdür?

Benzer yoğunlukta tartışmalar birkaç yıl önce Ensar Vakfı’nda ortaya çıkan çocuk istismarı ile Türkiye’de de olmuştu.

Maalesef, olaylar medyatik özelliklerini kaybedince zihinlerimizden de kaybolup gidiyor. Oysa çocuklara yönelik cinsel istismar, günlük yaşamda sürekli karşımıza çıkan ve sonuçları ile insan yaşamında derin ve silinemez izler bırakan olayların başında gelmektedir. Bunun için pedoseksüelliği anlamak, onu doğru tartışmak ve her şeyden önemlisi çocukları korumanın doğru yollarını öğrenmek gerekmektedir.

Pedoseksüellik: pedofil hastalığı

www.haberpodium.ch

Bizde sübyancılık olarak bilinen pedofil köken olarak Yunancadır. Çocuk anlamına gelen pais ve sevgi, yakınlık anlamına gelen philia kelimelerinin birleştirmesi ile oluşur. Basit bir çeviri ile çocuk seven anlamına gelse de klinik psikolojik anlamı ile ergenlik öncesi çocuklara duyulan cinsel düşkünlüğü ifade eder.

Pedofil kelimesinin çocuklara duyulan cinsel sapkınlığı tanımlaması 18. yüzyıla dayanır. Bu kelimeyi Viyanalı psikiyatrist von Krafft-Ebing 1886 yılında ilk defa kullanmıştır. Von Krafft-Ebing pedofili, uzun bir dönem içerisinde cinsel isteğin tamamen ya da çok büyük oranda cinsel gelişim öncesi (ergenlik öncesi) çocuklara duyulması olarak tanımlamıştır. Bu tanımlama yaş sınırı tartışmalı olsa da bugün geçerli bir tanımlamadır.

Yetişkin bir erkeğin 16 yaşı ve altındaki bir çocuğa sapkınlık derecedeki cinsel ilgisi pedofili olarak tanımlanır. Bilimsel araştırmalara göre her 100 erkekten birinde bu eğilim vardır. Dünya sağlık teşkilatı teşhis kitabı ICD-10’nin kriterlerine göre patolojik derecede pedofili ise her 1000 erkekte bir defa görülmektedir. Ama pedofil eğiliminin daha yaygın olduğu tahmin edilmektedir.

Bilimsel çalışmalar buna yanıt bulmak için, birebir görüşmeler sonucunda elde edilen teşhis bilgilerinin yanı sıra, fizyolojik gözlemlere baş vurmuşlardır.  Yine Viyanalı bir psikiyatrist olan Wolfgang Berner, bir grup erkeğe, içerisinde ergenlik öncesi çocukların olduğu cinsel içerikli uyarıcılar göstermiş ve bu arada bu erkeklerin cinsel tepkilerini fizyolojik olarak ölçmüştür.  Bu araştırma erkeklerin %25’inde, yani her dört erkekten birinde, ergenlik öncesi çocuklara ait cinsel uyarıcılara fizyolojik cinsel tepki verdiklerini tespit etmiştir. Bunun anlamı pedofil eğilimi hastalık derecesinde olmasa da erkeklerde oldukça yaygındır.

Pedoseksüellik mi pedofil mi?

Çocuklara yönelik cinsel isteği ifade eden pedofil kelimesi yerine son dönemlerde pedoseksüellik terimi tercih edilmektedir. Bunun iki önemli nedeni vardır. Bunlardan birincisi, kurbanların pedofil teriminin yaşadıkları dramı zararsızlaştırdığına inanmalarıdır. ‘Philia’ (sevgi) kelimesinin yaşanan istismarı neredeyse karşılıklı bir ‘sevgiye’ dayandırma izlenimi, kurbanların pedoseksüellik kelimesini tercih etmelerine neden olmuştur. İkinci neden ise eğilim ve eylem arasındaki farkı koymaktan gelmektedir. Pedofil daha çok bir eğilimi ifade ederken pedoseksüellik eyleme geçmiş bir sapkınlık ve düşkünlüğü ifade eder. Bu anlamı ile yazının ilerleyen bölümlerinde pedoseksüellik terimi kullanılacaktır.

Pedoseksüelliğin nedenleri

www.haberpodium.chPedofil hastalığının nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bugüne kadar yapılan araştırmalar, bu eğilimin ana nedeninin genetiksel olduğunu göstermektedir. Pedofil eğilimli insanların %95’inin beyin yapılarında pedofil olmayanlara oranla farklılıklar gözlemlenmiştir. Ama bunlar genetiksel olarak yani doğuştan gelen bir farklılaşma mı yoksa pedofil saplantı ile ontogenetik süreçte ortaya çıkan farklılıklar mı bilinmemektedir.

Yine hastalığın gelişmesinde psikososyal etkenlerin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu konuda dünyaca ünlü uzmanlardan Volkmar Sigusch, hastalığın ortaya çıkmasını çocuklukta yaşanılan korkular, çatışmalar ve travmatik olayların cinsel saplantı olarak şekillenmesi ile oluştuğunu savunur. Travmatik olaylarla ortaya çıkan nefret, düşmanlık duygusu ve içsel derin kaygılar cinsellik ile rahatlatılır ve cinsel saplantılara yöneltilir.

Bu hastalık ile bilinen diğer bir gerçeklik, bu eğilim ve hastalığın her türden sosyo-ekonomik tabakada aynı oranda var olduğudur. Pedoseksüelliğin en ünlü örneklerini Michael Jackson, BBC sunucusu Jimmy Savile ya da ünlü yönetmen Roman Polanski oluşturmaktadır.

Çocuğu cinsel istismardan korumanın yolları

Özellikle Türkiye’de süren tartışmalar bu hastalığı anlama çabalarından daha çok, toplumun değişik kesimleri arasında bir hesaplaşmayı andırıyor. Her toplum ve tabakada ortaya çıkan bu klinik patolojik durumu, sıklıkla dile getirilen ama başka bir travmatik durum olan çocuk evlilikleri ile karıştırmamak gerekir. Tarihsel olarak batıdan doğuya her toplumda ortaya çıkmış çocuk evlilikleri ile bağlantısının bir neden mi yoksa bir sonuç mu olduğu tartışılmalıdır mutlaka. Ama eğer çocuklarımızı korumak istiyorsak, öncelikle pedoseksüelliği bilimsel verilerin yardımı doğru anlamamız ve çocukları korumanın yollarını öğrenmemiz gerekir.

www.haberpodium.chBu noktada bilinmesi gereken en önemli gerçeklik, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun çok büyük bir oranda, çocuğa yabancı birileri tarafından değil, aile içinden, çocukları yakından tanıyan, onların güvenini kazanmış tanıdık ve akrabalar tarafından işlendiğidir. Bunun anlamı; çocuklara ‘dışarda kötü insanlar olduğu’ anlatmak yerine, kendi bedeni ve ruhu hakkında söz söylemeye, istemediklerine hayır demeye, bedenini korumaya hakkı olduğunu öğretmektir. Çocukların hakları olduğunu unutmayın ve bunu çocuğunuza söyleyin. Çocuklara bunları sadece öğretmekle kalmayın bunu kendi günlük yaşamınızda uygulayın ve uygulatın.

Onu vücudu konusunda bilgilendirin. Bunun yanı sıra cinselliği tabu olmaktan çıkartın. Çocuğun ve gencin cinselliğinin olduğu kabul edilip, üzerinde konuşulmalıdır.

Yetişkinin cinselliği hangi biçimi ile olursa olsun çocuk için iğrenç ve çekilmezdir. Eğer bir yetişkin çocuğa cinsel yolla yaklaşabiliyorsa bunun genelde iki nedeni vardır: çocuk ya sosyal çevre (anne-baba, akraba) tarafından korunmaz durumdadır ya da pedoseksüel çocuğu istediği gibi kullanabileceği empati ve becerilere sahiptir. Araştırmalar cinsel istismara uğrayan çocukların genelde yalnız kalmış, korunmasız, yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklar olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak kurban çocukların otoriteye çabuk boyun eğdikleri bilinmektedir. Sevgi ve ilgi yoksunu olan çocuklara failler, ihtiyaç duydukları sevgi ve ilgiyi göstererek yaklaşırlar. Bu kişiler aynı zamanda genel olarak sosyal rolleri gereği çocuğa yakın ve otorite sahipleridir (yakın akraba, ebeveyn, öğretmen, antrenör vs). Çocuğa gösterilecek samimi ilgi ve sevgi, onun özgüven/özdeğer duygusunu güçlendirip, pedoseksüellerin ona yaklaşmasının önüne de bir set çekecektir.

Bunlara ek olarak bilinen başka bir gerçeklik de gelişim bozukluğu, zekâ geriliği gibi sorunları olan çocukların kendilerini koruyamadıkları için risk grupları arasında olmasıdır. Bu anlamda sadece kendi çocuklarımıza değil, çevremizde yalnızlaştırılmış, sevgi ve ilgiden yoksun ve kendini koruma şansı olmayan çocukları yakından takip edip, onlara gerektiğinde sahip çıkmak sosyal bir sorumluluktur.

www.haberpodium.chGenellikle yapılan yanlışlardan biri de çocuğa inanmamaktır. Yakınında olan birisinin bunu yapabileceğine inanamayan ya da onlarla çatışmadan korkan ebeveynler çocuğun söylediklerini ya da davranışlarını görmezden gelmeyi tercih ederler. Çocuk böyle bir yalanı uyduruyor olsa dahi bu dünyasında bir şeylerin yolunda gitmediğinin işaretidir. Bu yüzden ne olursa olsun, çocuğun söylediklerini ve değişen davranışlarını dikkate alın.

Faillerle ilgili bilinmesi gereken önemli bir ayrıntı ise yaş ve cinsiyettir. Bir çoğumuzun kafasında cinsel istismar faili olarak yetişkin erkekler canlanır. Oysa kadın failler azımsanmayacak orandadır. Bazı araştırmalara göre faillerin %10 ya da %20’ye varan oranını kadınlar oluşturmaktadır. Yine faillerin tamamı yetişkin değildir. Faillerin yaklaşık %30’unu çocuklar ve gençler oluşturmaktadır.

Son olarak, sert ve otoriter bir ortamda yetişen çocukların hem çabuk kurban olabildikleri hem de korktuklarından yaşadıklarını paylaşmaktan kaçındıklarının bilinmesi gerekir. Bu yüzden her şeyden önemlisi çocuğunuzun size yaşadıklarını anlatabileceği güvenli ortamı oluşturmanızdır. Onunla günlük duygularını ve yaşadıklarını paylaşın. Yaptıkları hataları cezalandırmak, ayıplamak, suçlamak yerine beraberce üstesinden gelmenin yollarını arayın. Çocuk size kendini ancak size güvendiği zaman açacaktır.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı