Para ve Mutluluk

216

Dr.Phil. Özgür Tamcan

otamcan@gmail.com

 

 

 

İrlandalı dünyaca ünlü yazar Oscar Wilde’ın ‘Dorian Ggrey’in Portresi’ adlı kitabının kahramanlarından Lord Henry zevk güzelliğe düşkün bir adamdır. Amcası Lord Fermor ile konuşmalarından birinde, Fermor Henry’nin kendisinden para isteyeceğini düşünerek ona şöyle der*:

–      … Bugünün gençleri paranın her şey olduğunu zannediyorlar.

Yeğeni Lord Henry’nin yanıtı şöyledir:

–      Evet… Büyüdüklerinde ise sadece zannediyor olmayacaklar, paranın her şey olduğunu biliyor olacaklar.

Para insanı gerçekten ne kadar mutlu eder? Para her şey mi?

Kefenin cebi yok desek de mal canın yongasıdır deriz. Yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için yaşamamız önerilse de hiç ölmeyecek gibi de bu dünya için yaşamamamız önerilir.

Paranın mutluluktan çok maddi bir kaynak, temel ihtiyaçlar için bir araç olarak görsek de aynı zaman da güç ve iktidarın da aracıdır. Bu yazıda üzerinde durmak istediğim nokta, paranın insanın mutluluğu ile ilişkisi olacak.

Ne kadar para, o kadar mutluluk…

Bilimsel araştırmaların ortak olduğu en asgari nokta paranın insanların mutluluğunu belirli bir seviye kadar etkileyebildiğidir. Aşağıdaki grafik (1) bunu en iyi şekilde ifade etmekte. Belirli bir gelir seviyesinden sonra para insanların mutluluğuna etki eden bir araç olmaktan çıkıyor.

www.haberpodium.ch

Ülkelerin milli gelirleri ile sosyal gelişme ve mutluluk arasındaki bağı gösteren grafikler bu bulguları desteklemekte (2/3).

www.haberpodium.ch

www.haberpodium.ch

Bu konudaki bilimsel bulguların ilginç olanlarından biri ise kaza sonucu belden aşağısı felç geçiren ve şans oyunlarında yüksek miktarda para kazanan insanlar üzerinde yapılan araştırmalardan kazanılmış.

İnsanlara kaza öncesinde ya da şans oyunlarında elde ettikleri para öncesinde kendilerini ne kadar mutlu hissettikleri sorulur. Ardından yaşadıkları olaylar döneminde ve bir yıl sonrasında kendileri nasıl hissettikleri gözlemlenir. Sonuç gerçekten ilginçtir; insanlar ister negatif, ister pozitif olsun yaşamlarını derinden etkileyen bu olayların etkileri ile kendilerini o an çok mutlu ya da çok mutsuz hissetseler de bir yıl sonrasında mutlulukları, yaşamdan memnuniyetleri olayın öncesindeki seviyelerine geri dönmekte.

Nedir peki paranın sırrı?

Koşulsuz temel gelir: Rheinau İsviçre ve Finlandiya

Koşulsuz temel gelir, insanları daha verimli ve mutlu yapacağı, iktisadi olarak zarar değil daha karlı olacağı gerekçesi ile, sosyal politik düşüncenin son yıllarda ortaya attığı en yenilikçi düşüncelerden biridir.

İsviçre vatandaşları bu fikri halk oylamasında reddetseler de Rheinau şehrinde bu fikir şu anda test ediliyor.  Henüz sonuçlarını ne olacağını bilmiyoruz. Ama soysal yenilikçi düşüncelerde orta Avrupa’dan her zaman daha ilerde olan kuzey Avrupalılar bu konuda da daha hızlıydılar. Finlandiya, kişilere aylık olarak yaklaşık 560 Euro koşulsuz temel gelir vererek bunu denedi ve sonuçlarını değerlendirmeye başladı bile.

İlk veriler bize şunu gösterdi; insanların daha verimli olmak isteyeceklerine dair inanç doğru çıkmadı. Koşulsuz temel gelir, işsiz insanların bu süre içerisinde daha fazla çalışma isteklerine ya da daha çabuk iş bulmalarına hiçbir etki yapmadı. Yani koşulsuz temel geliri alan insanlarla normal işsizlik parası alan insanlar arasında bir fark bulunamadı. İlkinden daha önemli olan fark ise şuydu; koşulsuz temel gelir ile yaşayan insanlar, işsizlik parası alan insanlarla aynı miktar para almalarına rağmen, kendilerini daha mutlu ve huzurlu hissettiklerini söylediler.

İnsanın otonom olma, bağımsızlık ihtiyacı ile açıklanabilecek bu sonuç beni, Harvard Üniversitesi’nin para ile ilgili yapmış olduğu başka bir araştırmaya götürdü.

Uzun kaşıklı dervişlerin hikayesi

Uzun kaşıklı dervişlerin hikayesini bilmeyen yoktur.

Dervişe; “Sevgiyi gerçekten yaşayanla onun sözünü eden arasındaki fark nedir?“ diye sorarlar. O da soran kişiye buyur gel der. İlk başta sevgiyi sözde yaşayanları yemeğe çağırır ve ellerine boyları kadar uzun bir yemek kaşığı verir. Yemeğe başlayan insanlar, kaşıklarına aldıkları şeyleri bir türlü ağızlarına götüremezler. Üzerlerine, yerlere dökülen yemekle karınlarını doyurmaları bir türlü mümkün olmaz. Ardından Derviş sevgiyi yüreklerinde hisseden insanları yemeğe davet eder ve onlara da aynı uzun kaşıkları verir. Ellerinde uzun kaşıkları bulan bu insanlar kaşıkla kendilerini değil karşısındakini doyurmaya başlarlar. O ahenk içerisinde sofradan herkes toklukla kalkar.

Harvard Üniversitesi’nde geliştirmiş olduğu bir araştırma dizisinde tam 136 ülkede insanların para ile ilişkisi gözlemlenir. Soru şudur; insanın parayı kendisi için mi yoksa başkası için mi harcaması insanı daha mutlu eder? Ve 136 ülkenin 120’sinde sonuç hep aynı olur; insanlar başkaları için para harcadıkları zaman, kendileri için harcadıklarından çok daha fazla mutlu oluyorlar. Bu sonuçlarda ülkenin fakir ya da zengin olmasının hiçbir etkisi de olmamış.

Oscar Wilde’ın döneminde gençlerin ne düşündüğünü bilemeyiz. Ya bugün bizler? Paranın hiçbir şey olmadığı kesin, her şey olmadığı gibi… Sonuçta görünen, paranın mutlulukla ilişkisi, paranın kendisinden çok onu nasıl bir araç olarak kullandığımız.

 

*İngilizceden çevirisi uyarlama yolu ile benim tarafımdan yapılmıştır.