Kültür-Sanat

Murat Çevik

Küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenen Murat Çevik, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2003 yılında İsviçre’ye geldi. Zürich Sanat Yüksek Okulu ZHdK’da  klasik müzik ve caz dallarında iki ayrı yüksek lisans mezuniyeti bulunan müzisyen, şu an Zürich Kantonsschule Wiedikon’da müzik eğitmenliği yapıyor.

Ana enstrümanı Yan flüt olan sanatçının “Murat Çevik’s Ararat Quintet“ isimli bir müzik grubu var. Murat Çevik’le birlikte, Andreas Ambühl, Simon Kessler, Severin Graf, Thomas Sonderegger’in yer aldığı “Murat Çevik’s Ararat Quintet“, “Aksak Saat“ isimli enstürmental bir CD çalışmasına imza attı.

Daha çok klasik çağdaş müzikler konusunda çalışmalar sunan Murat Çevik ile müzikal çalışmaları hakkında konuştuk.

İlk olarak müzik grubunuzla başlayalım. Neden Ararat?

Ararat, yani Ağrı Dağı, tarihte birçok kültüre mekan ve bu kültürler için çok önemli bir sembol olmuş. Bu nedenle, müziğinde türkülerimize ait bir çok elementi barındıran grubumun Ararat ismini çok iyi temsil ettiğini düşünüyorum. 

Yaptığınız müzikte en önemli farklılık nedir sizce?

Ararat Quintet için bestelediğim müzik, hazırdaki herhangi bir müzik tarzı tanımına uymuyor bana göre. Bestelerimde çocuklumdan itibaren hoşuma gitmiş (giden) herşey var. Bu yüzden içimden, müziğimi “benim” diye adlandırasım geliyor. (Gülüyor)  Bunu insanlara açıklamak zorunda kalmamak için müziğimin tarzı olarak “Anatolian Fusion” ismini icad ettim.

Bu sıralar ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Ararat Quintet dışında çeşitli orkestralar ve oda müziği toplulukları ile, klasik müzik projelerinde görev alıyorum. Bu projelerin bir çoğu çağdaş klasik müzik yönünde oluyor. 

İsviçre’de var olan müzikal gelişimi nasıl buluyorsunuz?

İsviçre’nin finansal gücü ve Avrupa’nın ortasında olması, burayı dinamik bir ülke kılıyor. Almanya, Avusturya, İtalya, Fransa gibi ülkelerle kolayca müzikal bağlantılar kurabiliyorsunuz. Hemen her hafta dünyanın önemli müzisyenleri konserler veriyorlar burada. Her tarzda müzikal proje finansal destek bulabiliyor. Bütün bunlar, Klasik ya da Caz, müziğin seviyesini güçlü bir şekilde yukarı çekiyor. 

Türkiye’deki müzik eğitimi altyapısı ile buradaki altyapıyı karşılaştırdınız mı hiç?

Eğer her iki ülkede de eğitim aldıysanız, böyle bir karşlaştırmayı ister istemez yapıyorsunuz. Benim için en önemli fark imkanlar. Burada insanlar nesillerdir çok iyi koşullarda eğitimlerini almışlar. Türkiye’de, benim eğitimim sırasında koşullar buraya göre çok daha kısıtlıydı. Gerek duyulan her hangi bir materyale, her hangi bir bilgiye ulaşmak çok zordu. Bu da eğitimin hızını ve kalitesini düşürüyordu. 

Göçmen bir müzisyen olarak zorluk yaşadınız mı hiç?

Müzik aşamasında bir zorluk ya da olumsuzluk yaşamadım pek. Bazen ön yargı hisediyorsunuz ama bu karşınızdakilerin sizi tanımaya başlaması ile çabucak yok oluyor. Başka kültürlerden gelen müzisyenlerle çalmak, İsviçreliler için çok hoş bir durum.

Sanatçının çalışmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okuyucularımız, www.araratquintet.ch isimli internet adresinden yararlanabilirler.

 

 

devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı