İsviçreisviçre

Mültecilerin bakımlarını belediyeler üstleniyor. ORS gibi özel firmaların etkileri azalıyor

İsviçre iltica politikasına göre Federal Hükümet, mültecileri barındırabilmeleri ve entegre edebilmeleri için kantonlara ve belediyelere fon sağlıyor.

Şimdiye kadar birçok belediye, bu işi mümkün olduğunca ucuz hale getirmek için sorumluluğu özel şirketlere devretti. Bu özel firmalardan biri de ORS Service AG.

Bern’de bulunan kimi mülteci kamplarının sorumluluğunu üstlenen ORS; Korona sürecinde pandeminin gereksinimlerini karşılayamadığı için, Ocak ayı sonunda kamplarda kalan 30’dan fazla mültecinin Korona’ya yakalanmasına sebep oldu. Örneğin, Aarwangen isimli geri gönderme merkezinde, maske, sabun ve dezenfektan eksikliği vardı. Buna ek olarak, merkezdeki yer sıkışıklığı nedeniyle mesafe kurallarına uyulamadı.

Bu durumdan yola çıkan bölge halkı, Şubat ayı başında kanton yetkililerine bir dilekçe yazdılar. Bu dilekçe gözlerin ORS’in yönettiği mülteci kamplarına çevrilmesine neden olurken, iltica hizmetlerinin belediyelere teslim edilmesi de gündeme geldi.

Daha önce özel sektörün elinde olan Bremgarten, Höri, Oberglatt, Gelterkinden, Rorbas, Glattfelden, Regensdorf bölgelerinde bulunan kampları bir süre önce belediyeler devralmıştı.

Aslında bu liste daha da uzun. Sadece Baselland Kantonu’nda, geçen bir buçuk yıl içinde yaklaşık 14 belediye, özel sektörün elinde olan iltica merkezlerini geri aldı.

Entegrasyon teşviki yok

Yapılan bir anket, mülteci kamplarını organize eden özel firmaların, entegrasyon alanında kaliteli bir etkiye neden olamadıklarını ortaya koyuyor. Bunun temel nedeni ise, özel firmaların sürekli tasarruf yapmak istemeleri.

İsviçre’deki iltica sisteminin, hizmette özel sektörü kullanma yaklaşımının bir başka çekiciliği daha var; ORS, baktığı her kişi için belediyeden ya da devletten sabit bir ücret alıyor. Buna göre, kişi sosyal yaşama ne kadar uzun süre entegre olmazsa ve destekten kurtulmazsa, ORS kişi başına sabit oranı o kadar uzun süre alıyor.

Finansal açıdan bakıldığında; hızlı entegrasyonu teşvik etmek için neredeyse hiç teşvikte bulunmuyor.

Gerçekten de, Federal istatistik verilerine göre; sığınmacıların %86,6’sı yedi yılın sonunda bile ülkeye entegre olamıyorlar ve sosyal yardıma muhtaç durumda yaşıyorlar.

Uzmanlar, toplumsal uyum için mültecilerin en kısa sürede ülkeye entegre edilmeleri gerektiğini savunuyorlar. Bu hem sığınmacıların hem de toplumun çıkarına. Hızlı entegrasyon sayesinde, “vergilerden yapılan bu harcamalarda“ tasarruf edilebileceği de ifade ediliyor.

İltica sisteminden milyonlarca kâr

İltica merkezlerinin kâr amacı güden şirketlerin elinde olup olmaması tartışılırken, Federal Göçmenler Dairesi (SEM) durumu farklı bir şekilde değerlendiriyor ve kamplardaki profesyonel desteğin özel bir şirket tarafından sağlanmasında hiçbir çelişki görülmediğini ifade ediyor.

Hukukçular ise buna karşı çıkıyorlar ve kamplardaki entegrasyon amaçlı Almanca kurslarının İsviçre’deki geleneksel eğitim standartlarının çok altında olduğunu, İsviçre’de kalmalarına izin verilen sığınmacıların daha sonra ciddi sıkıntılar yaşadıklarını vurguluyorlar.

ORS ise bu iddialara; “Yerine getirdiğimiz uygulamalar, Federal Hükümet ve kantonlar adına yapılan kamu ihalelerinden sonra gündeme geliyor. Uygulamalar siyasi ve yasal olarak da destekleniyor.” şeklinde yanıt veriyor.

Rakamlar ilk kez açıklandı

Mültecilerin bakımından ve kamp yerlerinin işletilmesinden sorumlu olan özel şirket ORS, yıllardır elde edilen karları saklıyordu. Ancak gelinen aşamada şeffaflık politikası güden ORS, ilk kez rakamları açıklamaya başladı.

ORS Service AG’nin ne kadar para kazandığı yıllardır medya, Parlamento ve Federal Hükümet için endişe kaynağı olmuştu. Şirket, esas olarak İsviçre devleti ve belediyeler için yaklaşık 90 bin yataklı 100’den fazla sığınma evi işletiyor.

ORS’in İsviçre ile birlikte, Almanya, Avusturya, İtalya, İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde işlettiği birçok iltica merkezi de bulunuyor.

Londra’da bulunan bir yatırım şirketine ait olan ORS Service AG, parasının büyük bir çoğunluğunu İsviçre devletinden alıyor. Daha önce basında yer alan manşetlerde şirket hakkında “Mültecilerin sırtında gizli kâr” veya “sefalet vurguncuları” şeklinde bahsediliyordu.

mülteci

ORS‘in yıllık raporuna bakıldığında, dile getirilen kaygılar doğrulanıyor;

Şirket sadece 2019 yılında İsviçre’de yaklaşık 87,8 milyon franklık bir gelir elde etti. Bu gelirin 1,3 milyon franklık kısmı kâr oldu. Bahsi geçen bu rakamların belirtilenden çok daha fazla olduğu iddia edilirken, mültecilerle ilgilenen belediyelerin gelir kaynağı ise 35 milyon frank oldu.

2020 yılındaki bu kâr oranlarının daha da düşük olduğu ifade ediliyor. Bunun temel nedeni ise, İsviçre’ye gelen mültecilerin sayılarında önemli düşüşlerin olması. Bu durum çalışanları da etkiliyor. ORS 2017’nin sonunda İsviçre‘de bin kişiyi istihdam ederken, firmada şu an sadece 700 kişi çalışıyor. İşten çıkarmaların mevcut krizden dolayı devam edeceği konuşuluyor.

Asyl-Organization Zürich (AOZ)

Mültecilere ve mülteci kamplarına bakım işinde sadece ORS bulunmuyor.

Asyl-Organization Zürich (AOZ) de bu alanda çalışmalar yürüten kurumlarda biri. ORS’e rakip olan AOZ Zürich şehrine ait ve kâr amacı gütmüyor. AOZ geçen yıl 1,7 milyon frank zarar ettiğini açıklamıştı.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı