İsviçreisviçreKültür-Sanat

Mülteci Sanat- Özdal Kayaoğlu

“Aklım özgür, ruhum özgür. Mümkün olan her yere resim çizmeye devam ediyorum.“

Bazı insanlar vardır, azimleri ve kararlılıkları ile gittikleri yerleri, tüm olumsuzluklara rağmen bahar bahçesine dönüştürürler. Yaratıcılık ve üretim her zaman eşlik eder onlara. İşte bu insanlardan biri de Özdal Kayaoğlu.

Özdal Kayaoğlu 2019 yılından bu yana İsviçre’de yaşayan bir mülteci. Uzun ve badireli bir yolculuktan sonra İsviçre’ye ulaşan Kayaoğlu, kaldığı mülteci kampında çizdiği duvar resimleri ile dikkat çekiyor.

Kanton Bern’e bağlı Beatenberg bölgesinde bulunan kamp yerinin duvarlarını adeta bir sergi alanına dönüştüren Kayaoğlu, İsviçreli sanat çevrelerinin ilgisini de üzerine toplamayı başardı.

Kayaoğlu’nun sanatsal çalışmaları Türkiye’ye uzanıyor. Olumsuz koşullara rağmen yaratıcılığına ve üretimine İsviçre’de de devam eden Özdal Kayaoğlu ile, kaldığı yerin koşulları ve sanatsal çalışmaları üzerine konuştuk;

İlk olarak bizlere İsviçre’ye geliş nedenlerinden bahsedebilir misin?

İsviçre’ye gelme nedenim daha çok politik. 5 yıla yakın süre gazetecilik yaptım. Çalıştığım gazetenin bölge temsilciliğini yaptığım sıra hakkımda dava açıldı ve hapis cezası aldım. Hapis cezam onaylandıktan sonra Türkiye’de 12 yıl boyunca kaçak olarak yaşadım. Bir oğlum var. Henüz annesi ona hamileyken uzun bir süre düşündüm. Bir çocuk bir aile ortamında büyümeli, parçalanmış veya riskli bir yaşamı olmamalı düşüncesi ile Türkiye’den çıkma kararı aldım. İsviçre’ye gelme sebebim oğlum ve aile bütünlüğü de diyebilirim.

Bir kaçak olarak İsviçre’ye gelişin nasıl oldu peki?

İsviçre’ye gelişim biraz sıkıntılı oldu. Yasal yollarla ülke dışına çıkamadığım için, eşimle birlikte kaçak yollarla çıkmak zorunda kaldım. Bu geliş hem maddi hem de manevi boyutu ile büyük kayıplar yaşamamıza sebep oldu. 2017’de Türkiye’den Yunanistan’a geçtik. 1,5 sene kadar Yunanistan’da yaşamak zorunda kaldık. Yunanistan’da bir oğlum oldu. Olanaksızlıklardan ve yaşadığımız sorunlardan kaynaklı olarak eşim ve oğlum Türkiye’ye dönmek zorunda kaldılar. 2019’da bir kaç denemeden sonra İsviçre’ye kara yoluyla gelebildim.

Neden İsviçre?

Uzun bir süre, yaşanabilecek ülkeler araştırması yaptım. Malumunuz, İsviçre yaşanabilir ülkeler sıralamasında refah düzeyi yüksek ülkeler arasında yer alıyor Birkaç ülke vardı aklımızda ama son kararımız İsviçre oldu. İsviçre’yi seçme sebeplerim tamamen yaşamsal.

Resim sanatı ile uğraşıyorsun. Resimle tanışman nasıl oldu?

Resme ilgim hep vardı. Ancak ne olanaklar ne de teknik bilgi ve maddiyatım buna uygun değildi. Herhangi bir eğitim alamadım, resim yapmak için ekipman da edinemedim. Zaman içerisinde çalışıp kaynak yaratabildikçe resim yeteneğim gelişti. Aslında hapis cezası almış olmam da etkili oldu.

Nasıl?

Kaçak ve aranır durumdayken resim sanatına daha çok yöneldim. Zamanın bolluğu ve stresin baskısı da etkili elbette. İyi de oldu sanırım. Bu sırada dövme sanatına da ilgi duymaya başladım.

Neden resim?

Resim hep anlamlı gelmiştir bana. Kelimenin, tavrın ve jestin ifade edemediği her şeyi; yazılamayan, hatta yazılsa da ifade edilemeyen her şeyi bir karede anlatabilirsiniz. Resmin sınırsızlığı, özgünlüğü, halkçı ama elitist oluşu çekiyor beni. Resim normal üstü bir ifade biçimi benim için. Aklım özgür, ruhum özgür. Sınırım yok. Mümkün olan her yere resim çizmeye devam ediyorum.

Çalışmalarının genel özelliklerini anlatabilir misin? Ne tür çalışmalar yapıyorsun genelde?

Resim çalışmalarım ilk zamanlarda karakalemdi. Epey bir süre karakalem resimler çizdim. Sonra Dotwork, yani sadece noktalardan oluşan resim tekniğine yöneldim. Zor ve uğraşlı oluşu, bir eser yaratırken verdiği stres bende haz uyandırıyor diyebilirim. Bir eserde hiç bir çizgi kullanmadan nokta çalışması yapmak belli ölçülerde daha da gelişmeme sebep oldu. Karakalem, nokta tekniği resim (dotwork) aynı zamanda dövme sanatındaki tarzımdır. Dövme çalışmalarımı da aynı tarzda yapıyorum. Duvar resmi ise net ifade biçimi benim için. Daha çok evrensel olan, toplumsal farkındalık yaratabilecek, en azından amacı bu olan motifler çiziyorum.

İsviçre’de yaptığın çalışmalarından bahsedebilir misin?

İsviçre’ye geldikten sonra bir süre resimle ilgilenemedim. Birkaç iltica kampı değiştirmek zorunda kaldım. Son kaldığım kampta ise nokta tekniği ve kara kalem çizimler yapıyordum. Yaşadığım yerde geceleri sokak duvarlarına resimler yapmaya başladım. Ve sistematik bir hale geldi. Bazı yerler problem çıkarabiliyor resimlerle ilgili. Kaldığım kamptaki yetkililer resimlerimi görünce projelendirme önerileriyle geldiler bana. Şu anda kaldığım kampta resimler yapıyorum. Bir süre sonra, kamp yönetimin katkısı ile bir sergi de yapılacak. Hazırlıklar devam ediyor. Bu İsviçre’deki ilk sergim olacak.

Neden duvar resmi?

Resmin bir kaç alanıyla ilgiliyim. Birçok teknikte çizimler de yapıyorum ama duvar resmi beni daha fazla tatmin ediyor. Tuale ya da bir kağıda çizilip duvarda asılı kalması hep eksik gelmiştir bana. Çizdiğim bir eser birinin duvarında değil, herkesin duvarında olmalı. Sanat tekelleştirilmemeli ve halka açık, halkçı olmalı. Yaptığım resimlerin herkesin olması ilk hedefimdi. Ve bunun için en uygun yerler duvarlar.

Bu alanda kimleri örnek alıyorsun kendine?

O kadar çok yetenekli sanatçı, ressam, çizer var ki… Duvar resmi sokak sanatında takip ettiğim ve tarzıyla bana rehber olan sanatçı Banksy diyebilirim. Yönetmen ve aynı zamanda politik bir resim eylemcisidir Banksy.

Çalışmalarına ilgi nasıl? İsviçrelilerden ya da sanat çevreleri ile iletişim kurabildin mi? Destek alıyor musun onlardan?

Çalışmalarımı gören ve benimle iletişime geçen kişilerden hep olumlu yaklaşımlar edindim. Şu an için İsviçre’de sanat çevreleriyle sağlıklı bir iletişim kuramadım. Kaldığım kamp epey uzak bir yerde. Kamplarda kalma koşulları biraz ağır. Dışarda kalamıyoruz. Ve gidiş dönüşlerde ulaşım pahalı olduğu için maalesef şimdilik tek başınayım. Merkezi bir yere taşınınca birçok şeyin düzene gireceğine inanıyorum.

Kaldığın yerin koşullarından bahsedebilir misin biraz? Bir mülteci olarak ne tür sorunlar yaşıyorsun?

Kaldığım yer merkeze uzak olan, iki bin rakımlı bir yerde bulunuyor. İsviçre’nin dağlık bir köyünde, eskiden okul olarak kullanılmış bir bina burası. Bu kampta 55-60 kişi kalıyoruz. Koşullarımız sanırım diğer kamplara göre biraz daha iyi. Ancak kamp koşullarımız yeni çıkan yasalarla biraz ağırlaştırılmış, 5 gün kampta kalmak zorunlu. Kalınmadığı taktirde para kesintisi gibi yaptırımlar uygulanabiliyor. Kamptaki meşguliyet programına katılmak, kamp içerisinde çalışmak ve günlük işlere dahil olmak zorunlu. Bunlar ihmal edildiği taktirde yine para kesintisi gibi yaptırımlar gündeme geliyor. İnsanlar zorla çalıştırılıyor yani. Koşullar ilticacıların aleyhine.

Entegrasyon kapsamında dil kursları alabiliyor musunuz?

Entegrasyon başlı başına sorun. Dil kursuna gidiyorsun ama dilini geliştirebileceğin olanaklar sınırlı. İletişim sorunu da var. Bir ilticacının en büyük sorunu manevi destek ama maalesef bu da kamp hayatında yok. Sosyal yaşama katılamamak sorunların en büyüğü.

Korona süreci…Bu süreç nasıl etkiliyor seni? Kampta sıkıntılar yaşıyor musun?

Korona herkesin hayatını olumsuz etkiliyor. Biz kampta kalanlar için daha da stresli bir durum. Sürekli bina içinde olduğumuzdan dolayı tedbirler biraz daha stres yaratabiliyor. Gün boyu maskeyle gezmek, sürekli dezenfekte ilacı kullanmak da başlıca sorunlarımız. Alkol bazlı dezenfektanlardan cildimizde tahribatlar da oluştu. Tedbir almak önemli elbette ancak kamp koşullarında sürekli buna maruz kalmak stresli bir yaşama sebep oluyor. Öte yandan 60 kişilik kampta yan yana olmak da normal görülüyor. 5 kişinin yan yana gelmesi yasakken biz 60 kişi ile aynı yeri kullanıyoruz. Yemekhane, banyo, mutfak gibi yerler riskli olduğu halde buraları birlikte kullanmak zorunda kalıyoruz. Buna ek olarak aynı odada 4-6 kişi kalıyoruz.

Son olarak ileriye dönük hedeflerinden bahsedebilir misin bizlere?

Türkiye’de kaçak yaşadığım sürede sanata dair ertelediğim ve hayata geçiremediğim şeyleri burada yapma azmindeyim. İsviçre’deki yaşamın bana kattığı yeni şeylerle gelişimim devam ediyor. Gerek İsviçre için gerekse de başka ülkeler için projelerim, hedeflerim var. Zaman içerisinde uygun koşullar ve yeterli kaynak sağlayabilirsem projelerimi hayata geçireceğim. Örneğin İsviçre’de “26 kanton 260 resim“ projem var. Tahmini olarak 2 yıl sürecek bu proje için şimdiden çalışmalara başladım. Tek başına oluşum biraz zorluyor elbette ama başaracağım.

Özgürüm ve sanatım da özgür artık. İsviçre’deki duvarlarda beni görebilirsiniz. Duvarlarda görüşmek üzere.

AYDIN YILDIRIM/ZÜRICH

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı