Dizi

MÜLTECİ HAYATLAR

Umuda (!) Yolculuk

“Sürgün hayatımız, 1989-1994 yılları arasında boşaltılan 5 bin’in üzerinde olan köylerden birinin bizim köy olması ile başladı. Ailem Adana’ya göç ettiğinde ben henüz 3 yaşındaydım. Hiç tanımadığımız bir coğrafyada yaşamak hepimiz için zor oldu. Sokakta oynarken tutun da okula başladığım zamana kadar Türkçe’yi bozuk konuştuğum için birçok sıkıntıyla karşılaştım. Bu durumdan kurtulmak için 1996’da istanbul’a göç ettik. Burada da büyük yokluklar ve baskılar içinde geçen bir hayat sürdürdük.“

Türkiye’de yaşadığı sorunlar nedeniyle, su an İsviçre’de yasayan politik bir sığınmacı D.K.*. Bir tır kasasında 4 gün süren tehlikeli bir yolculuktan sonra İsviçre’ye ulaşıyor. 4 gün boyunca; oksijensizlik, açlık, susuzluk, tuvalet ihtiyacını giderememe ve karanlıkta kalma gibi etkilerden dolayı ölümü adeta ensesinde hissettiğini söyleyen D. K.,  bu şekilde geldiği İsviçre’de, Basel’de bulunan ve “50 Numara“ olarak bilinen iltica başvuru merkezinin kapısını çalıyor.

“12 kişilik bir odada, 300 -400 kişi ile aynı tuvaletleri kullandığımız, sabah kahvaltılarımızı küçük bir reçel ve iki dilim ekmek ile yaptığımız, mikrobun bol ,sağlık koşullarının ise olmadığı bir yerdi burası. Düşünün ki o sıralar “Ebola“ salgını gündemde ve bu kampa Afrika’dan yüzlerce insan geliyor. Orada kalan hiçbirimiz kampa alınırken sağlık kontrolünden geçirilmedik ve hepimiz böylesi bir ortamda teker teker hastalandık. Temizlik görevlisi olarak çalışan kişiler eczane olarak hizmet sunulan bir yerden insanlara ilaç dağıtıyorlardı. Ben oradayken kampa hiç doktor gelmedi ve bu şartlarda 50 Numara’da 82 gün yaşadım.“

D.K., 82 gün sonra Basel Land Kantonu’nda bulunan Gelterkingen’e transfer oluyor. Şu an hala aynı yerde yaşayan D. K.,  yeni kamp yerinde de daha önce karşılaştığı sorunlarla karşılaşıyor.

“Sağlık koşuları burada da sıkıntılı. 5 kişi bir odada kalıyoruz ve 15 kişinin birlikte kullandığı iki tuvaleti, iki de banyosu var buranın. Şu sıralar geceleri malum sıcaklardan dolayı yatamıyoruz. Kamp yönetiminden vantilatör istedik ancak bize bu isteğimizi karşılayamayacaklarını söylediler. Burada haftanın 2 günü imza vermek zorundayız. Daha önce parayı bize haftalık veriyorlardı, şimdi ise aylık vermeye başladılar.“

Burada zorunlu bir temizlik sistemi olduğunu da aktaran D. K., haftanın bir günü sokak temizlemek için kamp dışına götürüldüklerini ve zorla çalıştırıldıklarını dile getiriyor.

“Temizliğe katılmamanın cezası 80 franklık bir kesinti. Böylece ücretsiz iş gücü oluyoruz. Uzun süredir burada olmasam da kendime Basel Stadt’da bir çevre oluşturdum. Biraz nefes almak için ve bu sıkıntılardan biraz olsun sıyrılmak için zamanımın çoğunu Basel’de geçiriyorum. Bunun için kendime bir abonoment bilet aldım. Paramın önemli bir kısmı biletime gidiyor.“

D.K.’nın mültecilik başvurusu ile ilgili prosedürlerinin ne kadar süreceği belirsizliğini korurken, anlatılanlar, kamplarda barındırılan mültecilerin uygulamalardan dolayı psikolojik olarak nasıl etkilendiklerini gözler önüne seriyor.

 

* İsim değiştirilerek yayınlanmıştır.

 

Hazırlayan: Cavit Akbuğa

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı