isvicre gündemi, isvicre haberleri, isvicre'de mülteci hayatlar,isvicre'de mültecilik, www.haberpodium.ch

Hem Cumartesi Anneleri’nin hem de Barış Anneleri’nin kuruluşunda yer alan Döndü Ergin ömrünün büyük bir kısmını “Barış“a adamış bir isim. Çevresinde “Döndü Ana“ olarak biliniyor. Eşi Gazi Ergin ise Köy Enstitüsü mezunu emekli bir öğretmen.1940 doğumlu Döndü Ergin 79, eşi Gazi Ergin ise 81 yaşında.

Ergin çifti şu an İsviçre’de mülteci olarak yaşıyor. Yaklaşık 3,5 yıldır burada olan çiftin tek odalı evlerine konuk olduk ve İsviçre’ye geliş nedenlerini konuştuk.

Sivas doğumlu olan Döndü Ergin; “Ben Türk kökenli bir Aleviyim”diye başlıyor söze ve “Alevi olarak Türkiye’de çok zulüm gördük“ diye devam ediyor.

Akrabalarını kaybetmiş, çocuklarını korumak için başka şehirlere göç etmiş, onlar okuyabilsinler diye canını dişine takmış. Ancak huzurlu bir hayat sürmesine izin vermemiş ülkesinin savaş koşulları.

isvicre gündemi, isvicre haberleri, isvicre'de mülteci hayatlar,isvicre'de mültecilik, www.haberpodium.ch

Döndü Ergin’in yedi çocuğu varmış. En büyüğü öğretmen olmuş, Ayazağa’da görevini yaparken tutuklanmış, mesleği elinden alınmış ve bir sene hapiste yatmış. Bir küçüğü Erdoğan, halâ dağda. Erdoğan’ın küçüğü Erdal, bir çatışmada sekiz kurşun yarası almış. Bir de üstüne 10 yıl hapis yatmış. Erdal hapisten çıkmasına rağmen polis peşini bırakmamış. “Oğlum Bilgisayar mühendisiydi” diyor. Daha sonra kızı Dilek ve oğlu Yusuf da arka arkaya dağa gitmişler. Kızı 1995’te Dersim’de, oğlu ise 2000 yılında Bingöl’de bir çatışmada hayatlarını kaybetmişler. Döndü Ergin kızının mezar yerini halâ bilmiyor. “Niceleri gibi benim kızımın da mezarı yok. Dersim’e gidip “Dilek ben geldim“ diye haykırmak istiyorum, belki sesimi duyar o dağlardan…” diyor.

Barış annesi Döndü Ergin ömrünün büyük bir bölümünü ülkeye barış gelsin diye sokaklarda, meydanlarda, eylemlerde geçirmiş. Yeni acıların önüne geçmek için, bunca acı yaşamış bir kadın olarak, aynı şeyleri başka kadınlar yaşamasın diye inatla hala “Barış“ diyor. Yıllardır “Barış“ diye haykırmasının sebebini ise şöyle anlatıyor:

“Evlat acısı çok kötü, düşmanım bile yaşamasın bu acıyı. Yüreğinde bir hançer bu, sürekli kanıyor. Hiçbir ateş söndüremez bu acıyı. Ben yaşadım, bir başka ana benim yaşadığım acıları yaşamasın. De ki, barışı mı getirdiğiniz, getiremedik… Dilerim ölmeden Türkiye’ye özlediğimiz barış gelir de görürüm.Bir yerde yangın varsa o ateşi söndürmek insanların görevidir. Kan kanla yıkanmaz. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş yıkımdır. Suriye’ye döndürmesinler, kardeşi kardeşe öldürtmesinler. Kimsenin malında mülkünde gözümüz yok. Haksızlığa uğrayan herkesi savunmak boynumun borcu. Kendimi buna mecbur hissediyorum. Kim barış, kardeşlik insanca yaşam derse ben onun yanında yer alırım. Kim olursa olsun. Bizim ne polisle bir davamız var ne de askerle. Birgün bir eylemde polis yolu kapatmıştı, ben de eyleme gidiyordum. Polis durdurdu beni “Nereye gidiyorsun?“diye sordu. “Onların yanına gidiyorum“ dedim.“Onlara şimdi müdahale edeceğiz“dedi. Dedim ki “Ben barış için gidiyorum. Onlar da barış için geldi buraya, siz de yaşayın diye geldi“. Polis de dönüp “Keşke herkes senin gibi düşünse“dedi. “Sen istemiyor musun barışı?“diye sordum. “Bizim elimizden bir şey gelmiyor ki“diyebildi sadece. Polis de istiyor ama baştakiler istemiyor.

Eşi de kendisi de barış eylemlerine katıldıkları için defalarca gözaltına alınmış, tutuklanmışlar yaşlı halleriyle. Günlerce gözaltında tutuldukları zamanlar olmuş. “İnan çok kötü davranıyorlardı bize. Bir insan bu kadar kötülüğü bir başka insana nasıl reva görür?“diye soruyor hala.

 İsviçre’de gelmeye nasıl karar verdiniz?

Birgün Taksim’de bir yürüyüşe gittik. Oradaki polisler engel olmaya çalıştı bize. Onlara dedim ki; “Biz buraya sizin için de geldik. Asker de, polis de ölmesin bu ülkede. İnsanlar ölmesin. Neden üzerimize geliyorsunuz, sizin maaşınızı biz veriyoruz“ 

Bunu demeye kalmadan vurdular bana. Bayılmışım o sıra. Ayıldığımda hastanede buldum kendimi. Sonra çocuklarım iyice tedirgin oldular. Kızımın biri buradaydı, Bir oğlum ile diğer kızım da Fransa’dalar. “Böyle yürüyüşlere gidersen, eylemlere katılırsan senin için daha kötü olacak. En iyisi seni buraya getirelim, güvende olursun“ dedi çocuklar. Onlar 8 yıldır buradalar. Hasretlik bir yanda, çocuklarım hayatlarını kaybetmiş bir yanda, yaşlılık bir yanda. Hakkımızda açılmış davalar da var. İstanbul’da bir kızım kaldı sadece, başka da kimsemiz yok. Kızımın biri de buradaydı. Israrla buraya çağırdı bizi. Ben de İsviçre’ye gelmeye karar verdim.

Gazi Ergin

isvicre gündemi, isvicre haberleri, isvicre'de mülteci hayatlar,isvicre'de mültecilik, www.haberpodium.ch

 “Bir değnek, bir bavulla geldik buraya. Ne ağayım ne de paşa.“

Gazi Ergin Köy Enstitüsü mezunu, emekli bir öğretmen. Yozgat’ta eğitim programına katılmış. Başta Sivas, Tokat ve İstanbul olmak üzere Anadolu’nun birçok köyünde öğretmenlik yapmış. Emekli olduktan sonra da marangozluğa yönelip kendine bir yer açmış.

“Emekli olduktan sonra politikaya daha çok zaman ayırdım ve aktif olarak çalışmaya başladım. Ana yokken çocuklara ben baktım, birbirimize yardımcı olduk hep, birbirimizi tamamladık.

Çocukların ölümlerinden sonra siyasete atıldı, Ankara, İstanbul derken yoğun bir şekilde oradan oraya koşturup durdu. Çoğu zaman biz de beraber gittik onunla. Çok göz altılarımız oldu.“

Zamanınız nasıl geçiyor burada?

Bir arkadaşımız bize bir bahçe ayarladı. O bahçeye gidip geliyoruz, onunla uğraşıyoruz. En azından dışarı çıkmak için bahane bize. Okula da başladık, bir kelime bir kelimedir diye. Merhabayı bile öğrensek kârdır bize. 7 aydır dil kursuna gidiyoruz.

 Öğrenebiliyor musunuz?

Evet, bu yaştan sonra da öğreniyoruz. Zorlanıyoruz ama oluyor.

Buraya dair izlenimleriniz nedir? Rahat mısınız burada?

Döndü Ergin:  Politik nedenlerle geldik buraya ama geldiğime pişman oldum. 3,5 yıldır dosyamızın sonuçlanmasını bekliyoruz. Koşullar hiç de düşündüğüm gibi değil. Hayal kırıklığım büyük oldu buraya dair. Birçok kişi bizim adımızı kullanarak oturumunu aldı burada, bizim için ise henüz bir karar verilmedi. Kaldığımız yerler sağlıklı değil. 4 kez yer değiştirdik. Yaşlıyız artık, sağlık problemlerimiz başladı burada.Türkiye’deyken dinçtik, sağlık sorunlarımız yoktu pek.

Gazi Ergin, burada eşinin sözünü kesiyor ve şöyle diyor;

isvicre gündemi, isvicre haberleri, isvicre'de mülteci hayatlar,isvicre'de mültecilik, www.haberpodium.chBir değnek, bir bavulla geldik buraya. Ne ağayım ne de paşayım. Bu odadaki her şeyi, masayı, sehpayı, koltukları, sandalyeleri, televizyonu, dolabı buradan topladık ev kurduk yeniden. Bu devlet bize bakıyor, adamlar iyiler, gavur da desek, Hristiyan da desek adamlar çok iyiler. Kanunları da, gidişatları da iyi. Doğru insanlar, yalan, hile yok sözlerinde. Hırsızlık yok.Türkiye’de her an kapımıza polis gelecek korkusu yaşardık. Yemeğimizi yerken ikinci kaşıkta kapı çalındığında içeri dolarlardı. Korkumuz oydu. Burada o korkularımız yok, kendimizi güvende hissediyoruz.Geçen gün tramvaydan inerken düşmüş bayılmışım. Almış götürmüşler beni hastaneye, güzelce bir tedavi etmişler. Kısa bir süre sonra kalktım geldim eve.  Gözlerimi ameliyat ettiler. Düzenli kontrol ediyorlar, iğne vuruyorlar.

Gazi Ergin Türkiye’de yaptığı marangoz işlerini burada da hobi olarak yapıyor;

“Ağaç çok burada, yaklaşık 50 yıllık mükemmel ağaçlar bunlar. Marangoz takımları da aldım kendime. Kendi kendime yapıyorum bir şeyler.“

isvicre gündemi, isvicre haberleri, isvicre'de mülteci hayatlar,isvicre'de mültecilik, www.haberpodium.ch

 Yaptıklarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Arada torunlar geliyor yanımıza, onlara veriyorum. Hediye de ediyorum sağa sola.

Son olarak ne söylemek istersiniz? Beklentileriniz neler?

Gazi Ergin:Bir aşık şöyle demiş; “Daha bunlar bildiğimin yarısı, gelecek mektuba kalsın gerisi“. Anlattıklarımız yaşadıklarımızın %10’u bile değil aslında. Acıtan kısımlarını anlatmadık pek. O kadar acı…

Döndü Ergin:Keşke koşullar ülkemizde daha iyi olsaydı. Konuşuyorsun suç oluyor. Haksızlık diz boyu. Biz muhtıraları, 12 Eylül dönemini, Çiller dönemini de gördük ama en kötüsünü Erdoğan döneminde yaşadık. Orada da ikinci sınıfız burada da. Memnun değilim buradan. Niye geldin o halde diyeceksin. Mecburiyetten… Üstümüze çok geldiler. Beklentimiz, bir an önce oturumumuzun gelmesi. Koşulların daha iyi olduğu bir evde yaşamak istiyoruz.

 

 

 

AYDIN YILDIRIM / ZÜRICH