
Kuruluş amacı, göçmenlerin kültürel ve sosyal ihtiyaçlarına destek olmak, farklı topluluklar arasında kültürel alışverişi ve karşılıklı anlayışı geliştirmek olan Mozaik, göçmenler arasındaki dayanışmayı güçlendirmeyi, göçmenlerle İsviçre toplumu arasındaki ilişkileri iyileştirmeyi ve toplumsal uyumu desteklemeyi hedefledi. Mozaik kütüphanesinin çalışmalarına son verilmesiyle ilgili olarak, Mozaik Kollektif Grubu ile konuştuk.
Öncelikle Mozaik kütüphanesinin neden kapandığını soralım size.
Zürich şehrinde ödenebilir kiralık ev ve lokal bulmak çok zor. Mozaik’in şimdi bulunduğumuz mekanı 2022’nin sonlarından itibaren geçici olarak kullanılan ve aslında bir depo statüsü olan bir yerdi. İçerisinde ısıtma sistemi de yoktu. Bir grup emekli arkadaşın yoğun mesaisiyle orası düzenlendi, yeniden buluşmaların gerçekleşeceği, yemeklerin yapılacağı ve kitap alıp-vermelerin yeniden işleyeceği bir yer haline getirildi. Eskiden haftada bir defa yapılan yemekler, başlangıçta ayda bir defaya düşürüldü. Var olan ve zamanında aktif olan gruplar (Kütüphane, Etkinlikler) çalışmalarına son verdiler.

Mozaik Sinema Grubu ise daha sonraları Mozaik’ten ayrılarak çalışmalarını bağımsız yürütme kararı aldı. Yani Mozaik her açıdan küçüldü ve eski cazibesini büyük ölçüde kaybetti. Buna rağmen buluşmalar, yeni yıl kutlamaları, mezeli akşamlar ve bazı etkinlikler (yazarlarla söyleşiler, kitap tanıtımları, yönetmenlerle söyleşiler, Yapay Zeka üzerine etik tartışması ve iklim sorunu üzerine yaklaşımlar vb.) düzenlenmeye devam edildi. Bu ısrar hem bu işleri yapanlara bir dinamizm kazandırdı, hem de gelip-gidenlerin sayısını artırdı.
Diğer sorunlardan biri de, Mozaik’in taşıyıcılarının ve kulanıcıların ağırlıkla yaşlı kuşak, yani birinci jenerasyon olmasıydı. Genç veya orta kuşak, bir kaç kişinin dışında, kendine fazla yakın bulamadı. Bu, devamlılığı zorlayan bir gerçek olarak bütün alanlarda kendini hissettiren bir olgu olarak duruyor.
Sonuç olarak Mozaik’in devam etmesini arzulayan çok ama bunun gerektirdiği dinamizmi vermek isteyen ise az. Yukarıdaki sorunlar uzun süredir vardı, ama Mozaik’in şimdiki formunun sona ermesinin nedeni; bulundugumuz mekanı 30 Haziran’da terketmek zorunda oluşumuzdur.
Mozaik’in kuruluş aşamasından bahsedebilir misiniz? Ne zaman kuruldu ve hedef neydi?
Mozaik Derneği, 1989 yılında bir grup gönüllü tarafından kuruldu. O dönemde Türkiye’den gazete ve dergi temin etmek oldukça zordu. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Türkiye’de yayımlanan çeşitli yayınlara abone olundu ve Türkiye’deki gelişmeleri özetleyen, Türkçe ve Almanca olarak hazırlanan aylık “Türkei und Türkei Kurdistan” adlı bülten yayımlanmaya başlandı. Başlangıçta bu bülten, Amnesty International bünyesindeki bir çalışmanın parçasıydı. Daha sonra bir arşiv grubu tarafından iki dilli aylık bir yayın olarak çıkarılmaya devam edildi. Yaklaşık 1.500 nüsha basılan bülten, düzenli olarak ilgili kişi ve kurumlara posta yoluyla gönderildi. 12 Eylül askerî darbesinin dokuzuncu yılında ise darbe sonrasındaki dokuz yıllık süreci değerlendiren ve yaklaşık 15.000 adet basılan “9 Yıl Sonra“ adlı Almanca bir broşür yayımlandı.
Mozaik’in ilk amacı, Türkçe konuşan okuyuculara hitap edecek bir kütüphane oluşturmaktı. “9 Jahre Danach” broşüründen elde edilen gelir ve gönüllülerin katkılarıyla Şubat 1990’da ilk kitaplar temin edildi. Kitaplar, Freiplatzaktion adlı kuruluşun Langstrasse 64 adresindeki binasında ücretsiz olarak tahsis edilen bir odaya yerleştirildi. Böylece Mozaik Kütüphanesi faaliyete geçti ve zamanla kitap tanıtımları gibi çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı.
Toplumsal ve siyasal açıdan nasıl bir misyon üstlendi Mozaik?
Mozaik, göçmenlerin hem kendi kültürel kimliklerini koruyup geliştirebilecekleri hem de yaşadıkları topluma uyum sağlayabilecekleri bir “köprü kurum” işlevi gördü. Göçmenlerin benzer sorunlar karşısında deneyimlerini paylaşabilecekleri ve birbirlerine destek olabilecekleri bir dayanışma ortamı oluşturarak toplumsal uyumu güçlendirdi. Aynı zamanda göçmenlerle yerel toplum arasında doğrudan ve önyargısız iletişimi mümkün kılan bir buluşma alanı yaratarak sosyal entegrasyona katkıda bulundu.

Bunun yanı sıra, özellikle Türkçe konuşan topluluklar için önemli bir ihtiyacı karşılayarak Türkçe kitaplara erişim imkânı sundu ve ana dilin korunmasına katkı sağladı. Çocuklar ve gençler için oluşturulan kaynaklar sayesinde hem dil gelişimleri desteklendi hem de aileleriyle kültürel bağlarını sürdürmeleri teşvik edildi. Ayrıca Almanca kursları ve bilgilendirme hizmetleri aracılığıyla göçmenlerin İsviçre’deki hak ve sorumluluklarını öğrenmelerine yardımcı oldu. Böylece onların toplumsal ve siyasal yaşama daha bilinçli katılımını destekledi. Bu yönleriyle Mozaik, yalnızca kültürel bir merkez değil, aynı zamanda demokratik katılımı ve toplumsal entegrasyonu güçlendiren önemli bir sosyal yapı haline geldi.
Kütüphaneye dönüşüm süreci nasıl gelişti peki?
Zamanla hem kitap sayısı hem de katılımcı sayısı arttı. Freiplatzaktion’ın bekleme odası, artık bu buluşma ihtiyacını karşılayamaz hale gelmişti. Oysa Mozaik’in kuruluşundan itibaren temel hedeflerinden biri, kütüphanenin yanı sıra aktif bir buluşma ve dayanışma mekânı oluşturmaktı. Yıllar süren arayışların ardından, Kasım 1994’te eski bir et deposunun boşaldığı haberini aldık. Yapılan görüşmeler sonucunda bu mekâna taşınmaya karar verdik. Taşınma sürecinde yayımladığımız bir çağrıyla, “ırkçı ve cinsiyetçi olmayan” herkesi Mozaik çatısı altında birlikte üretmeye ve dayanışmaya davet ettik. Bu çağrı büyük ilgi gördü. Çok sayıda insanın katılımıyla, Mozaik’in nasıl bir yer olması ve nasıl bir işleyişe sahip olması gerektiği üzerine canlı ve verimli tartışmalar yürütüldü.
Bu süreç, gönüllülerin farklı çalışma alanlarının sorumluluğunu üstlendiği kolektif bir örgütlenme modelinin oluşmasını sağladı. Yeni mekâna geçilmesiyle birlikte farklı çevrelerden birçok kişi de Mozaik’e katıldı. Daha geniş imkânlara sahip bu yeni ortam sayesinde dernek, yalnızca kitap hizmeti sunan bir yer olmaktan çıktı; kitap okumaları, tiyatro çalışmaları, Almanca kursları, film gösterimleri ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenleyen çok yönlü bir merkeze dönüştü. Böylece Mozaik, daha geniş bir kitleye ulaşarak göçmenlerin sosyal ve kültürel yaşamına aktif katkı sunan önemli bir buluşma noktası haline geldi. Kasım 1994’ten itibaren Mozaik, kendisini yalnızca bir kütüphane olarak değil, aynı zamanda bir buluşma ve dayanışma mekânı olarak tanımlayarak faaliyetlerini bu doğrultuda sürdürdü.
Binlerce kitaba ev sahipliği yapan Mozaik oluşumu ne tür olanaklar yarattı sizce?
Mozaik, göçmenlerin kültürel, sosyal ve eğitsel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çok yönlü olanaklar sundu. Okuma günleri, bilgilendirme toplantıları, müzik akşamları, sinema gösterimleri ve tiyatro etkinlikleri gibi kültürel faaliyetlerle bireylerin sosyal yaşama katılımını destekledi. Ayrıca Almanca kursları aracılığıyla dil öğrenme imkânı sağladı; gönüllüler tarafından sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetleriyle göçmenlere rehberlik etti. Cuma akşamları düzenlenen ortak yemek etkinlikleri ise dayanışmayı ve sosyal etkileşimi güçlendiren önemli buluşmalara dönüştü. Bu yönleriyle Mozaik, göçmenlerin hem yaşadıkları topluma uyum sağlamalarına hem de kendi kültürel kimliklerini koruyup geliştirmelerine katkıda bulunan önemli bir sosyal ve kültürel merkez oldu.

Kapanış sürecini konuşalım biraz da. Kapanışla ilgili karar nasıl alındı?
Aslında 30 Haziran’da yer için çıkış almamız bizim için süpriz oldu. Her yıl uzatılan kira sözleşmesinin tekrar uzatılacağı rahatlığı vardı bizde. Aldığımız duyumlar bu yöndeydi. Ama kararın kesinleştiğini öğrendikten sonra, Mozaik’in aktif üyelerini konu üzerine tartışmaya çağırdık. Bu bir bakıma tamam mı, devam mı? tartışmasıydı. Devam kararı çıktığında ise, bu sefer nasıl devam edilmeli sorusuna cevaplar arandı. Hatta acil yer aramak için gruplar kuruldu fakat sonuç alınamadı.
Kapanış kararı sonrası mevcut kitaplar nasıl değerlendirdiniz?
Eski kütüphane grubundan arkadaşların verdiği bilgilere göre; Mozaik’in elindeki kitapların toplam sayısı yaklaşık 6 bin civarındaydı. Edebiyattan felsefeye, tarihten sosyolojiye, sinemadan şiire, kadın sorunundan çevre sorunlarına kadar geniş bir yelpazeyi içeren kitaplardı bunlar. Fakat bu kadar zengin bir kütühaneye rağmen, bundan yararlananların sayısı eskiden beri azdı. Bu giderek azaldı.

Buradan insanlar kitap okumuyorlar sonucu çıkmasın; ama teknolojik olanakların artmasıyla (E-Book, Sesli Kitap vs.) kitaba dokunarak, onun kokusunu hissederek okuyanların sayısı giderek azaldı. Bu yüzden ilk kurtulunması gereken şeyin kütüphane olduğu fikri ağırlık kazandı. Bu fikir ilk önce duygusal tepkilerle de karşılandı. Sonrasında kitapları bir depoya koyup, sonra yer bulunca tekrar kullanırız düşüncesi ortaya atıldı. Bu düşünce de fazla ilgi görmedi; çünkü kitapları depoya indirmek, ne zaman tekrar kullanılacağının belirsiz oluşu, kitapları nemli yerlerde bekletmek, onları çürümeye terketmek anlamına geliyordu.
Sonuç olarak var olan kitapları, kitap sevenlere bağışlamanın, onları soğuk ve nemli depolarda bekleteceğimize, sevenlerin sıcak odalarında kalmasının daha doğru olacağı fikri kabul gördü. Bu karar doğrultusunda, Mozaik’in kitapları bağışlayacağı duyurusu sosyal medya üzerinden insanlara ulaştırıldı. Kararlaştırılan günlerde çok yoğun bir ilgi gördü kitap bağışı. Ve gelenlerin büyük çoğunluğunun tanımadığımız ama Mozaik’i hep radarında tutan insanlardan olduğunu farketmemiz bizi şaşırttı. Kütüphanenin dağıtılmasına neredeyse bütün gelenler üzülüyordu. Hatta bir kadın, “Siz hala nasıl gülebiliyorsunuz?“ diye sitem etti. İki günlük kitap bağışı sonrasında elimizde kalan 1200 civarındaki kitapları ise bir yazar ve sanatçı arkadaşımız, ileride bir kütüphane oluşturmak için kendi evine taşıdı. Ve kitapların uzun serüveni böylece sona erdi.
Son olarak, bu aşamadan sonra yeni bir oluşuma dönüşme olanağı var mı?
Her ne kadar Mozaik’in kitaplarını bağışlaması, bir dükkanın kapanırken var olan eşyalarının satılması veya elden çıkarılmasını çağrıştırıyor olmasına rağmen, Mozaik çalışmalarına son vermiş değildir. Alınan karar doğrultusunda yeni bir grup oluşturulmuş ve grup, sonbahardan sonra, her ay bir buluşma örgütleyerek, hem sosyal ihtiyaçlarımızı gidermek, hem de yeni süreç üzerine sohbetler yapabilmek için Mozaik’in taşıyıcılarını bir araya getirecektir.
Yeni dönemde Mozaik’in nasıl bir form alacağı, katılanların yaratıcı fikirlerine ve o fikirlerin hayata geçirilmesinde gösterilecek dinamizme bağlıdır. Bize dinamizm kazandıran şey, yüklerin altına girmek değil, yaptığımız işler aracılığıyla becerilerimizi, yeteneklerimizi geliştirerek, kendimizi ifade etme, yapılan işin faili olma, öznesi olma girişimidir. Zaten isteğimiz de budur.
Umut, dışarıdan gelen bir şey değil, yapılmasını istediğimiz, gerçekleşmesi mümkün olan işlere enerjimizi kattığımızda açığa çıkan bir his ve pratiktir. Umutluyuz, geleceğe yönelik fikirlerimiz var ama henüz kararlarımız yok.




