Mustafa Aktaş

Maradona’nın ardından

Mustafa Aktas

Mustafa Aktaş

Eski Futbolcu

 

 

Sevgili HaberPodium takipçileri, bu ay normalde Korona sonrası futbolu, futbolun kaybettiği gücü nasıl geri kazanacağı ile ilgili bir yazı kaleme almak istemiştim ancak Armando Diego Maradona’nın ani ölümü bu yazıyı yazmamı mecbur kıldı.

Bizim kuşağımız Maradona’yı doyasıya seyretti. İnanıyorum ki 1980‘den önce doğanlar Maradona ile futbola tutku ile bağlandı. Maradona tüm dünyaya futbolu sevdirdi.

Maradon’dan sonra, Maradona’dan ilham alan ve tüm coğrafyalarda yetişen çocuklar kendi milli takımlarında oynayıp daha sonra Avrupa’da büyük kulüplere transfer oldular.

Şu an bir araştırma yapılsa ve son 100 yıl baz alınarak insanların futbola ilgilerinin ne zaman ve nasıl artış göstermiş olduğu istatistiksel bir grafikle gösterilse, Maradona döneminde patlama olduğu açık ve net ortaya çıkacaktır. Bundan dolayı, ölüm haberi ajanslara düştüğünde ilk aklıma gelen futbolda bir çağı kapanıp, yeni bir çağ başladığı oldu.

Maradona futbolun tanrısı olmasa da futbol tanrısının gerçek bir elçisi olduğu  tartışılma götürmez bir hakikattir.

1986 Dünya kupası ve Falken adaları ile ilgili, Arjantin ve İngiltere savaşına ramak kalmış bir durumda iken, İngiltere ile yapılan maçta attığı iki golden birincisini eli ile atmış, büyük tartışmalara neden olmuş ve o tartışmalara ”O tanrının eliydi” diyerek son noktayı koymuştu.

İkinci golünü ise, topu 60 metre kadar sürüp beş oyuncuyu geçerek atmıştı. Bu gol, 2002 yılında FIFA tarafından “Yüzyılın Golü” seçildi.

90 dakika oynan futbol, her saniyesinin önemli olduğu, parametrelerin her an değiştiği bir oyundur. Marodona gerçekten de futbolun her bir saniyesini çok iyi oynayan; hem başarı anlamında hem de seyir keyfi anlamında taraflı- tarafsız her kesimin hayran olduğu yetenekli bir futbolcuydu. Yetenek ve oyun zekasının bu kadar iyi ve bir arada olduğu bir başka oyuncu bu dünyaya tekrar gelir mi bilmem ama benim düşüncem, ikinci bir Maradona’nın veya ondan daha iyisinin gelmeyeceği yönünde.

Maradona futbol sahasının dışında da farklıydı. Sosyalist, halkçı ve devrimci bir duruşu vardı.

Sağ kolunda Che Guevara, sol baldırında Fidel Castro döğmesi… “Ben Arjantin’in çocuğuyum ve kahramanıyım – aynen Che Guevara gibi!..” Sözleriyle tanımlardı kendini. İdolü Che, en yakın dostu da Castro’ydu tüm yaşamı boyunca.

Bir röportajında şunlari ifade etmişti; “Arjantin’in bir oğlu ve büyük bir savaşçısı olarak, büyük rol modelim ulusal kahramanımız Che Guevara’dır. Ona da ihanet ettiler bildiğiniz gibi. Aramızdaki fark, o gerçekleri halkının iyiliği için elinde tüfeği ile savaştı. Benim savaşım ise futbol meydanlarında… Kader çizgilerimiz kesişiyor çoğu zaman.“

Diego Armando Maradona

Kendisini aşırı derecede abartanlara ise şu sözleri söylerdi: “Ben, büyük kahramanların yanında neyim ki… Efsanevi devrimci Che Guevara ve dostum Fidel Castro’nun yanında esamem bile okunmaz!”

Diğer taraftan inançlı bir Katolik olan Armando Diego Maradona; “Papa‘ya 

Evet, ben Roma Papası’na karşı çıktım. Neden böyle oldu, peki? Çünkü ben Vatikan’a gittiğimde oradaki çatıların saf altından olduğunu gördüm. Sonradan da Papa’nın vaazını dinledim. Diyordu ki, “Kilise yer yüzündeki tüm fakir çocuklardan dolayı üzüntü duyuyor.“ 

Külahıma anlat, üzüntü duyacağına satsana çatıları, birşeyler yapsana!“

Her zaman sahadaki hali ile hatırlanacak olan Maradona futbok konusunda her zaman Brezilyalı futbolcu Pele ile kıyaslanmıştır. Kendisinin bu konular ile ilgili görüşleri de vardır.

“Pele mi daha iyi, Maradona mı?“ sorusunu espri ile geçiştirmiştir hep. Bir keresinde bu soruya; “Annesi’ne göre Pele’dir en iyisi… Benim anneme göre de ben!” yanıtını verir.

2000 yılında internette yapılan bir oylamada, oyların %53’ünü almasına karşın, FIFA tarafından Pele’ye verilen Yüzyılın Oyuncusu Ödülü’ne değinen Maradona, “O ödülü kamuoyu nezdinde aslında ben aldım. Pele ikinciydi. Benim kazanmama karşın, Pele’nin arkadaşları ona bir ödül vermek zorunda hissettiler kendilerini, ama o ödül bir halt ifade etmiyor.”ifadelerini kullanır.

Diego Armando Maradona… Bu gezegenin en popüler sporunun gelmiş geçmiş en iyisiydi. Sadece 60 yaşındaydı son nefesini verdiğinde.

Hoşçakal futbolun yerküredeki elçisi… Futbol adına bize yaşattıkların için binlerce kez teşekkürler… Dünyanın neresinde olursa olsun herkes seni futbol sahası içindeki halinle hatırlayacak, saha dışı mı? O zaten seni bizden erken aldı. O yüzden hiç bir futbol sever onları hatırlamak istemeyecek.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı