DiziİsviçreisviçreSağlık

Korona aşılarına şüpheyle bakan insanların korkuları neler? Neden aşı olmak istemiyorlar?

İsviçre nüfusunun bir kısmı hala aşılanmadı. Bunun birçok nedeni bulunuyor. Bu nedenlerden biri de aşı olmayı istememek. Yapılan bir anket çalışması ile, aşı olmak istemeyenlere bunun nedeni soruldu.

Ankette verilen cevaplarda insanlar kuşkularını dile getirirlerken, sağlık uzmanları bu kuşkulara dair yanıtları sıraladılar.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Yanıt 1: “mRNA teknolojisi yeterince araştırılmamış. Bu nedenle mRNA teknolojisine güvenmiyorum. Erişilebilir pazarda hiçbir zaman bir RNA aşısı olmadı. Araştırmaları son 30 yılda kayda değer bir başarı veya ilerleme göstermeyen bir aşıyı olmak istemiyorum.“

Uzmanların yanıtı: mRNA aşısı, hücrelerimizde protein üretimi için özel bir mekanizmayı tanımlar. Hücrelerimizde üretilecek proteinin planı vücudumuza enjekte edilir. Arkasındaki teknoloji yeni değil. Araştırmacılar 1959’da, hücrelerimizin bir protein oluşturmak için gereken genetik bilgiyi içeren tek sarmallı ribonükleik asitler içerdiğini keşfettiler. 1989’da ilk kez mRNA olarak adlandırılan RNA’nın belirli bölümlerini bir hücreye dahil etmek mümkün oldu. 1990’larda, RNA kullanarak farelerde bir bağışıklık tepkisi oluşturmak mümkün hale geldi.

RNA aşıları insanlar için ilk olarak 2002 yılında yapılan klinik deneylerle test edildi. Bu deney ile, mRNA’nın tedavilerde kullanılması mümkün kılınırken, aynı zamanda mRNA aşısının temeli de atılmış oldu.

Bu keşif daha sonra kanser araştırmalarında da kullanıldı. Ancak, para eksikliği, itibar eksikliği ve lisans eksikliği, mRNA teknolojisinin geniş pazarda kullanılmasını engelledi.

mRNA teknolojisini kullanma fikri, Korona pandemisinin patlak vermesiyle birlikte ihtiyaç duyduğu desteği aldı ve sonunda geniş bir temelde test edilip kullanılabilir hale geldi.  Bunun başlıca nedeni, araştırma için artık büyük miktarlarda para desteğinin sağlanmasıydı.

Özetle; mRNA teknolojisi yaklaşık 30 yıldır biliniyor. İnsanlarda kanser tedavisi için ilk klinik çalışmalar 10 yılı aşkın bir süre önce gerçekleştirildi. Bu nedenle bu teknoloji uzun bir süredir kullanılıyor.

Koronavirüs ile savaşmak için mRNA aşılarının galip gelmesi, esas olarak mevcut istisnai durumdan kaynaklanıyor. Teknik temeller ve uygulamalar uzun süredir incelenmiş ve açıklanmıştır, ancak teknolojinin daha da geliştirilmesi ve uygulanması için yatırımlar hala eksik. Gelinen aşamada Covid-19 salgını bu yatırımları mümkün kılıyor.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Yanıt 2: “Aşı onayları rekor kıracak derecede hızlı verildi. Onay verme durumu normalde 10 yıl sürer. Acil durum onayı ile piyasaya sürülen bir aşıya güvenmiyorum. “

Uzmanların yanıtı: Bu söylem doğru. Daha önce hiç bu kadar hızlı bir aşı geliştirilip onaylanmamıştı. Bunun böyle olmasının birkaç nedeni var; başlangıçta, araştırmacılar çok iyi konumlandırılmıştı. Yukarıda da açıkladığımız gibi, mRNA aşılarının teknolojisi yeni değildi, uzun süredir araştırılan teknolojiler üzerine inşa edildi.

Ayrıca Korona salgını küresel çapta tehdit haline geldiği için birçok kurum ve kişi aynı anda aşı araştırması içine girdi. Genellikle bir aşı geliştirmede yüksek bir yatırım riski vardır. Bu risk, araştırma projelerinin devletler tarafından mali olarak güvence altına alınması ile ortadan kalktı.

Bir diğer önemli neden ise, devam eden salgın nedeniyle klinik araştırmalar dahilinde çok sayıda gönüllünün çok hızlı bir şekilde bulunabilmesidir. Çeşitli ülkeler bu konuyla ilgili bürokratik süreçleri basitleştirdi. Bu durum Federal İlaç Kurumu Swissmedic ile ilgili yetkilendirme süreci için de geçerli.

Genel işleyişe göre, 1 ile 3 arasındaki klinik aşamalarının sonuçları toplanır, sonunda da kontrol edilir. Büyük aciliyet nedeniyle Swissmedic, Covid aşılarını erken denecek bir süreçte kontrol etti. Aşıların etkinliği, güvenirliği ve kalitesi onaylandıktan sonra, kitleler için acil kullanım onayı da verildi.

Özetle; Korona aşılarının geliştirilmesi ve onaylanması, şimdiye kadar yapılmış en büyük klinik çalışmalara dayanmaktadır. Aşıların çok çabuk onaylanması ile, bilimsel temellerin belirsiz olduğu söylenemez.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Yanıt 3: “mRNA aşısının henüz bilinmeyen uzun vadeli sonuçları mevcut. Karşılaştırılabilir bir aşı hiç kullanılmadı. Bu yeni tip aşının olası uzun vadeli sonuçları hakkında henüz hiçbir bilgiye sahip değiliz.”

Uzmanların yanıtı: Aşıların geçmişi bize, uzun vadeli yan etkilerin çok nadir olduğunu ve ilk iki ay içinde ortaya çıktığını gösterdi. Aşıların hiçbir zaman uzun vadeli etkileri olmamıştır.

Korona aşısının uzun vadeli etkileriyle bağlantılı olarak 2009 yılında yayılan domuz gribi virüsü H1N1 ve Pandemrix aşısından sıklıkla bahsedilmektedir. Aşıdan birkaç yıl sonra, bir uyku bozukluğu olan narkolepsi vakaları birikmeye başladı. Bu hastalıkların Pandemrix aşısının uzun vadeli bir sonucu olabileceğinden korkuluyordu.

Ancak bugün durumun böyle olmadığı biliniyor artık. Bir çalışma, çoğu kişinin aşıdan birkaç gün sonra narkolepsi semptomları olduğunu gösterdi. Ancak bu semptomlar, genellikle aylar sonraya kadar teşhis edilmedi.

Narkolepsi hastalıkları aylar sonra aniden ortaya çıkmadı, esasen geç keşfedildi. Yani bunlar aşının uzun vadeli etkileri değil, uzun süreli, nadir görülen yan etkilerdir. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) 1300 vakadan bahsediyor. Pandemrix’in onayı daha sonra geri çekildi ve kalan aşılar imha edildi.

Bu nadir yan etkiler daha önce keşfedilmedi çünkü klinik deneylerde sadece 1600 kişiye Pandemrix aşısı yapıldı. Narkolepsi her 20 bin’de bir kişide ortaya çıktı. Bu nedenle, bu kadar küçük bir test grubundaki kişilerde nadir görülen bir yan etkinin keşfedilme olasılığı çok düşüktür.

Korona aşıları çok daha fazla insan üzerinde denendi. Pfizer/Biontech’in son büyük çalışmasında 22 bin test deneği aşı edindi. Nadir görülen ikincil hastalıkları keşfetme olasılığı bu nedenle çok daha büyüktü. Şu an dünyada milyonlarca insan aşılanmış durumda. Ortaya çıkan nadir yan etkiler fark edilebiliyor artık.

Özetle; aşıdan sonra bağışıklık sistemi sadece birkaç saat sonra tepki verirken, aşıların yan etkileri birkaç gün ya da haftalarca sürebilir. Bir şeylerin ters gitmesi durumunda bunu hemen fark edebilirsiniz. Aşıdan birkaç dakika sonra anafilaktik şok, saatler sonra baş ağrısı ve ateş, birkaç gün sonra da daha ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir. Burada sadece yıllar sonra ortaya çıkacak olan uzun süreli yan etkiler bilinmiyor.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Yanıt 4: “Aşının herhangi bir avantajı yok. Özellikle de genç nesil için. Genç ve sağlıklı olduğum için enfekte olmaktan korkmuyorum. Binlerce yılda gelişen bağışıklık sistemimiz bu virüsle baş edebilir.“

Uzmanların yanıtı: Ergenler ve genç yetişkinler için aşının risk-fayda değerlendirmesi 65 yaşın üzerindekilerden çok farklıdır. Ergenler vakalarda en yüksek insidansa sahipken, aynı zamanda hastaneye yatışlarda en düşük kesimi oluşturuyor. Yine de sıfır riskleri yok.

Aşı kampanyasının erken başladığı İsrail’de yaşlıların aşılanmasından sonra, virüsün gençler arasında daha yaygın bir şekilde dolaşmaya başladığı Şubat ayı başlarında ortaya çıktı. İsrail’de son dönemlerde bu yaş grubunda şiddetli artışlar kaydedilmeye başlandı.

Son haftalarda 30 yaş altı hastane yatışlar, düşük düzeylerde de olsa İsviçre’de de artış göstermeye başladı.

Şu anda zar zor ölçülebilen bir başka risk de Uzun Süreli Covid. Yorgunluk, uyku bozuklukları veya konsantrasyon güçlüğü gibi bir dizi semptomu içeren Uzun Süreli Covid, hafif seyreden Covid hastalıkları sonrasında da ortaya çıkabiliyor.

Çocuklar ve ergenler muhtemelen yetişkinlerden daha az etkileniyorlar, ancak onlar için de sıfır risk bulunmuyor. Uzun Süreli Covid’in sonuçları henüz öngörülemiyor.

Aşı, kişinin kendi sağlığını korumasına ek olarak, aşı olamayanlar da dahil olmak üzere tüm nüfusu korumaya hizmet eder. Tam aşılanmış kişiler, virüsü aşılanmamış kişiler kadar kolay bulaştırmazlar, ancak bu etki, virüsün Delta varyantında daha az belirgin.

Enfeksiyon riskiyle ilgisi olmayan bir sebep de bulunuyor; salgını kontrol altına almak için alınan önlemlerden özellikle de çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler ciddi bir şekilde etkileniyorlar. Eğitim ve gelişim uzmanları bu nedenle, bir aşı ile salgına erken bir son verilmesine katkıda bulunmanın çocukların ve ergenler çıkarına olduğunu söylüyorlar.

Özetle; gençler de Covid ile ciddi bir şekilde hastalanabilir, öngörülemeyen sonuçlarla birlikte Uzun Süreli Covid sorunu yaşayabilirler. Aşılama bu riskleri büyük ölçüde azaltan bir etkiye sahiptir. Bunlara ek olarak aşılamalar virüsün yayılmasını azaltırken, sadece bireyin kendisini  değil tüm nüfusu korur.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Yanıt 5: “Korona’yı sorunsuz atlatan kimseyi görmedim. Öte yandan aşıdan sonra ciddi yan etkiler yaşayan birçok kişi de var. Yan etkiler hastalıktan daha kötü.“

Uzmanların yanıtı: Kendi algımıza göre bu doğru olabilir. Ancak istatistiksel olarak baktığımızda, Korona’ya yakalanma ve bundan kötü etkilenme riski, aşıdan dolayı ortaya çıkabilecek olan ciddi ve uzun süreli zarar görme riskinden daha fazladır.

Salgının başlangıcından bu yana İsviçre’de toplam 30 binden fazla kişi Koronavirüs nedeniyle hastanelere kaldırılmak zorunda kaldı. Bunların yaklaşık üçte biri 80 yaşın üzerindeydi. Gençler nispeten daha nadir olarak hastanelere gitmek zorunda kaldı.

Hastaneye yatış sayısı, hastanede yatan kişilerin pozitif test oranı ile tanımlanıyor. 80 yaş üstü için bu oran %20 civarındadır. Yani bu yaş grubu için hastalığın ciddi bir seyir izleme riski oldukça yüksektir. 30 ile 39 yaşları arasında enfekte olan her yüz kişiden biri hastaneye gitmek zorunda kalırken, 20 ile 29 yaşındakiler için, 200 enfekte insandan biri hastaneye kaldırılıyor.

Hastaneye yatış oranını, meydana gelen aşı yan etkilerinin sayısıyla karşılaştırdığımızda şunları söyleyebiliriz; Kovid aşısı sonrası yan etkiler, gençlerde şiddetli görülen hastalık etkisinden daha nadirdir. BAG verilerine göre, bugüne kadar İsviçre’de 5 milyona yakın insan en az bir doz aşı aldı.

Swissmedic tarafından tutulan kayıtlara göre, bu aşılamalar sonucunda güncel olarak 3 bin 466 (%0.07) ciddi olmayan, bin 838 (%0.03) de ciddi yan etkiler görüldü. Yan etkilerin çoğu 45 yaşın üzerindekilerde meydana geldi.

Özetle; aşı hiçbir şekilde hastalıktan daha kötü değildir. Gençler için ciddi bir hastalık riski oldukça küçük, ancak bu risk aşının yan etkilerine maruz kalma riskinden çok daha fazladır. Buna ek olarak, aşılanmamış kişilerin Uzun Süreli Covid’e yakalanma riskleri de bulunuyor.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

ilk aşı randevuları

Yanıt 6: “Aşı, Covid’e karşı etkili bir koruma sağlamaz. Uzun Süreli Covid’e karşı bile. Aşı olmama rağmen virüsü yaymaya devam ediyorum.”

Uzmanların yanıtı: Aşıların enfeksiyona karşı sunduğu koruma, muhtemelen şu anda baskın ve daha bulaşıcı olan Delta varyantının yayılmasıyla bir miktar azaldı denebilir. Aşılanmış kişilerin virüsü bulaştırmaları mümkündür. Ancak bununla birlikte aşı, enfeksiyona karşı önemli bir koruma sağlamaya devam ediyor.

İngiltere’den gelen veriler aşılanmış kişilerin, aşılanmamış kişilere kıyasla enfeksiyondan %88’e kadar korunduğunu doğruluyor. İsrail’de 9 bin 650 klinik çalışanı üzerinde yapılan güncel bir araştırma da, aşının semptomatik, bulaşıcı enfeksiyonların %88,1’ini önleyebildiğini ortaya koyuyor.

İsrail araştırmasının bir diğer önemli bulgusu, aşılı kişilerdeki viral yükün, aşılanmamışlara oranla belirgin bir şekilde daha düşük olması. Bu, burun ve boğazda ne kadar çok virüs varsa, enfekte kişinin o kadar çok virüs bulaştırdığı anlamına geliyor.

Uzun Süreli Covid’e gelince; Koronavirüs’e yakalanan aşısız insanlar gibi, aşılı insanlar da Uzun Süreli Covid etkisi görebilirler. Ancak bu konuda elde şimdilik çok az veri bulunuyor.

Özetle; tam bir aşı mutlak koruma sağlayamaz, ancak enfeksiyon riskini ve hastalığın ciddi ve ölümcül etkisini azaltır. Buna ek olarak, virüs bulaşmış kişilere yeniden bulaşma olasılığını da azaltır.

“Neden aşı olmuyorsunuz?“

Korona aşıları

Yanıt 7: “Hamileyim ve hamileliğim nedeniyle aşı olmak istemiyorum. Bu konuda BAG’nin görüşü de çok belirsiz, tatmin edici bir yanıt alamıyorum. Bu nedenle, henüz doğmamış bebeğimi herhangi bir tehlikeye maruz bırakmak istemiyorum.”

Uzmanların yanıtı: Aslında Korona aşısı ile ilgili hamile kadınlara verilen bilgiler oldukça kafa karıştırıcı. İlk başta, hamile kadınlar için aşı onaylanmadı, çünkü olası klinik çalışmalardan elde edilen veriler çok azdı. Artık tüm hamileler aşı olabiliyor.

Kronik hastalıkları olan hamile kadınların yanı sıra Covid-19 hastalığına maruz kalma riski yüksek olan hamile kadınlar için aşılamalar özellikle öneriliyor.

İsviçreli yetkililerin hamile kadınlara yönelik aşılamalarla ilgili açıklamaları ya da tavsiyeleri oldukça temkinli görünüyor. Ancak Federal Sağlık Dairesi BAG, hamile kadınların Covid 19 risk grubuna ait olduğuna dikkat çekiyor.

Koronavirüs’ten kaynaklanan bir hastalık anne ve çocuk için çok tehlikeli olabilir. 18 ülkede yürütülen uluslararası bir araştırma; Covid-19’lu hamile kadınların yoğun bakımda kalma olasılığının, Covid-19’u olmayan hamile kadınlara göre yaklaşık beş kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ölme olasılığı ise 22 kat daha fazla.

BAG, hamile kadınlara, emziren annelere, hamile kalmaya çalışan kadınlara ve 12 yaş ile 12 üstü olan tüm insanlara aşı yapılmasını öneriyor.

Özetle; BAG hamile kadınlara aşılamayı açıkça önermediği sürece, her kadın bu kararı risk-fayda analizine dayanarak kendisi vermelidir. Aşılamanın faydası çok büyük iken, aşılanmamış hamile bir kadın için hastalık riski hem kendisi hem de bebeği için çok tehlikelidir.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Neden tüm büyük medyalar ve maslesef PODIUM asi konusunda tarafsiz kalamiyor? Birakalim insanlar karar versin bu kadar görsel baski niye?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı