Mehmet Meral

Korku bozuklukları

Mehmet Meral

Mehmet Meral

lic. phil. Psychologe FSP

Systemischer Therapeut

[email protected]

 

 

 

“Korkusuz insan yoktur“ diye başlarsak bu yazıya, sanırım yanlış bir şey söylemiş olmam. Her canlı, birey olarak varlığını tehdit eden ya da tehdit riski taşıyan diğer nesnelerden ve durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İnsan bilincinde bu kaçınma, korku olarak algılanır. Korku bu haliyle, kişinin varlığını, yaşamını sürdürmesine hizmet eden savunma sistemlerinin bir ön-uyarı mekanizmasıdır ve bireyin yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir.

Korku bozukluklarına yol açan nedenler kişinin geçmişinde yatar. Korkutucu bir olay yaşamış olmak, insan ilişkisinde yaşanan güçlükler, depresyonlar ve travmalar gibi birçok uyarıcı korku bozukluklarına yol açabilir.

Korku kontrolden çıkarsa …

Korkunun, “kontrolden çıkması”, hayatın sürdürülmesi için gerekli olan bir ön-uyarı sistemiyle uyumsuzluğu anlamına gelir.

Birey, o korkunun, onu kaçınmaya zorladığı durumlardan kaçınmayı sağlayamaz ya da bu kaçınma, onu duygusal olarak rahatlatmaz. Onun, sanki kendi dışında işleyen bir mekanizma gibi, kendi istencine hükmeden bir dış güç gibi işlev görür. Bu biçimiyle, özünde yaşama hizmet eden korku, yaşama karşı olan korku bozukluklarına dönüşür.

Uzmanlar tarafından ‘korku bozuklukları’ genellikle üç kategoride ele alınıyor:

1)    Panik bozukluklar

Panik bozukluğunda kişi hiçbir neden olmaksızın korku atakları yaşar. Bu ataklarda kişi sinirleri üzerindeki kontrolü kaybedip delirme korkusu, bayılma, nefes alamama ve kalp krizi geçirme korkusu yaşar. Bedensel olarak da göğüste sıkışma, nefes alamama duygusu, kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve terleme gözlemlenir. Panik atakları yaşayan kişi bu belirtileri ruhsal değil daha çok bedensel yaşadığı için, başlangıçta sanki kalp sorunu vamış gibi bir korkuyla sürekli acil servislere koşar ve yardım ister. Ama bu insanların kalbi sapasağlamdır, mesele tamamen ruhsaldır ve beyindedir.

Panik atak yaşayan insanların bir kısmında agorafobi (açık yer ya da kalabalık korkusu) de görülmektedir.

2)    Yaygın anksiyete bozukluğu 

Yaygın anksiyete bozukluğu(İngilizce: Generalized Anxiety Disorder veya GAD) bir endişe (ankisiyete) bozukluğudur. Ancak diğer anksiyete bozukluklarından farklı olarak kişinin belirli durum veya konudan dolayı endişe duymasından ziyade çok çeşitli sayıda konu ve nedenlerden dolayı duyduğu yaygın, kronik ve uzun vadeli bir anksiyete durumudur.

Anksiyete aslında herkesin yaşamında karşılaştığı normal bir duygudur. Bir sınavdan önce heyecanlanmak, tehlikeli bir yolda araba kullanmaktan endişe duymak normal bir durumdur. Normal anksiyete insanların gelecekteki sorunları önceden tahmin ederek daha iyi hazırlık yapmasına yardımcı olur. Ancak anksiyetenin kişinin yaşamına egemen olması ve kişinin kontrolünden çıkması durumunda anksiyete bozukluğundan söz edilebilir.

Yaygın anksiyete bozukluğundan etkilenen kişilerde kaygı ve endişe günün çok büyük bir kısmını kapsayabilir. Mesleki ve ailesel sorunlar ortaya çıkar. Kişinin gündelik işlevlerini yerine getirmesi zorlaşır.

Aşağıdaki 6 koşuldan en az 3 tanesinin 6 ay veya daha uzun bir süre boyunca bir kişide geçerli olması halinde, yaygın anksiyete bozukluğu tanısı yapılabilir:

• Yorgunluk

• Konsantrasyon güçlüğü

• Sürekli olarak kaygı duyma

• Kas gerginliği

• Kolayca sinirlenme veya öfke duyma

• Uyku bozuklukları

www.haberpodium.ch

Bu koşulların yanısıra hastalarda kolayca irkilme, ağız kuruması, görme bozuklukları, kulaklarda uğuldama, kalp çırpıntısı, sıkça idrar yapma, bağırsak hareketlerinde bozukluk gibi belirtiler de görülebilir

3)    Fobiler

Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi halidir.

Fobileri psikoanalzin babası FREUD ruhun bir savunma mekanizması olarak tanımlamıştır.

Fobi toplumda sık görülen bir ankisiyete bozukluğudur.

Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştırmalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer %25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasının en önemli nedeni budur. Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır.

Fobilerin tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. İlaç tedavisi çoğu kez yeterli değildir ve antidepresan ilaçlar kullanılır.

Fobilerin tedavisinde en sık başvurulan yöntem, kişinin korkusuyla yüzleşmesinin sağlanmasıdır. Kişinin, anksiyete yaratan varlık ya da durumun üstüne giderek anksiyeteyi nasıl yaşadığını ve onunla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi istenir.

Fobik kişilerde fobi anında hissedilen bedensel belirtiler

Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

• Çarpıntı

• Yüz kızarması

• Yüzde kaşınma ve yanma hissi

• Titreme

• Terleme

• Bulanık görme

• Nefes darlığı

• Ağız kuruluğu

• Yutkunma güçlüğü

• Mide bulantısı

• Bilinç kaybı

• Ani tansiyon düşüşü

Bayılma vb. yaşayan kişilerde fobi anında bedensel belirtiler, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi halidir.

Genel olarak korku bozukluklarının tedavisi yapılmazsa ileride olası bir depresyona bir davetiye çıkarabilir. Depresyonla beraber korku bozukluğunun tedavisi daha uzun ve zorlu geçer. Korku bozukluğu insanın karşılaşabileceği bir durumdur ve bundan dolayı bu durumun üstesinden gelmek için mutlaka bir uzman desteğinin alınmasını tavsiye ederim.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı