Yasemin Schreiber-Pekin

Kenevir buyurur musunuz?

Yasemin Schreiber Pekin

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

[email protected]

 

 

Bölüm 1

Ben küçükken evlerin salon sehbasının üstünde süslü püslü bir tabağın içinde bir kaç çeşit sigara bulunurdu. “Hadi kızım sigara ikram et amcana!” denirdi çocuklara. Masa çakmağını  kullanmasını bile beceren ufaklık büyüklerinden aferin alır, keyifle sigara tüttüren amcaların, teyzelerin yanı başına otururdu.

Sigaranın sağlığa zararlarını bilmeyen kalmadı artık. Özellikle gençler eski nesillerden daha duyarlı bu konuda. Fakat konu tütün değil de “ot” içmeye gelince akan sular duruyor.

Günümüzde ergen çocuğu olanların er veya geç karşılaştığı sahnedir; saksıların içinde yetiştirdiği beş veya yedi yapraklı narin yeşil bitkilerin çiçek olduğunu inatla iddia eden kızınız veya oğlunuz, odasından gelen keskin, bayık ot kokusu bütün evi kaplayınca, inkar taktiğini değiştirir ve kenevirin ateşli savunmasına girişir. Siz eski kafalı olduğunuzdan anlamazsınız: Kenevir son derece değerli ve de her derde deva bir doğal maddedir. Bu doğrudur doğru olmasına da, unutulan nokta, kenevirin olumlu etkilerinin yanında tehlike ve risk içeren bir uyuşturucu madde oluşudur.

Esrar

Esrar (Marijuana) veya halk arasında ot adı verilen kenevir, cannabis sativan bitkisinin kurutulmuş çiçek ve yapraklarından elde edilir. Genelde sigara içine sarılarak kullanılır. Kenevir 60 kadar madde içerir. Konuyu daha iyi anlayabilmek için tıbbi kenevir kullanımında yeri olan iki maddenin adını bilmek gerekiyor. Birincisi: THC adı verilen, kenevirin ana etken uyuşturucu maddesi. İkincisi: uyuşturucu özelliği olmayan CBD. Bir çok ülkede kenevir yağının satımı yasallaştı. Yasal satımda söz konusu, şifalı etkileri olan CBD içeren, fakat uyuşturucu THC içermeyen kenevirdir. Son yıllarda sokakta satılan esrarın içindeki THC maddesinde büyük bir artış gözleniyor. Dolayısıyla genç beyinlere verdiği zararları da artıyor. Bunun nedeni, üzerine sentetik THC püskürtülmüş kenevirin piyasaya sürülmesi.

Ergenlik yılları, kişinin şahsiyetini oluşturmak için araştırma içinde olduğu, riskler aldığı, keşfetme ihtiyacının olduğu yıllar. Beynimizin karar verme, mantık yürütme, organize etme gibi görevleri yerine getiren ön bölgesinin gelişmesi 20’li yaşların ortalarına kadar devam ediyor. Bu dönemde kullanılan esrar, gelişen beyine zarar veriyor.  MRI çalışmaları, aşırı esrar kullanan gençlerin beyin yapısında kalıcı zararlar olduğunu gösteriyor. Risklerin ve yan etkilerin listesi uzun: Düşünmede, problem çözmede, hafıza fonksiyonlarında, dikkati sürdürmekte zorluklar, koordinasyonda bozulmalar yaşanıyor. Panik atak, şaşkınlık gibi sık görülen olumsuz deneyimler uzun kullanım ardından kalıcı olabiliyor. Depresyon veya kaygı bozukluğu gibi psikolojik sıkıntılar ortaya çıkabiliyor.

Araştırmalar, gençlikte kullanılan esrar ile ileriki yaşlarda yaşanan depresyon arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Evde ve kapalı alanlarda çok fazla vakit geçiren genç, fiziksel sağlığında sıkıntılar yaşamaya başlıyor. Esrar kullanan gençlerin notlarının daha düşük olduğu, derslerden kaldığı veya okuldan atıldığı gözleniyor. Esrar içmeyen yaşıtlarına kıyasla akademik ve iş başarısı düşük oluyor ve bu da psikolojilerini olumsuz etkiliyor. Esrar kullanımı nedeniyle görevlerini yerine getiremiyor, aile ve arkadaşlarla yapacakları etkinliklere katılamıyorlar. Karar verme mekanizmalarının güçsüzleşmesi, alkol kullanımına veya daha başka riskli davranışlara neden olabiliyor.

Bir kısır döngünün içine giren genç, artık keyif almak için değil, korkularını unutmak, yalnızlık duygusundan kurtulmak amacıyla kullanıyor uyuşturucuyu. Halbuki hatalardan, başarısızlıklardan ders alma, çözüm yollarını araştırma benliğin oluşturulması için çok önemli olan 15-25 yaş arasındaki yıllarda öğrenilir. Bu fırsatlar kaçırıldıysa, ilerki yaşlarda eksikliklerin giderilmesi imkansız gibi.

Esrar

Büyük oğlumuzun ilkokuldan beri sınıf arkadaşıydı M. Babanın aileyi terk etmesinden sonra annesi tek başına büyütüyordu oğlunu. Ateş gibi zeki, sevimli bir çocuktu. İlkokulun dördüncü sınıfındayken çocukta bazı davranış bozuklukları öğretmenin dikkatini çekince, annenin şizofreni hastası olduğu ortaya çıktı. M. bundan sonra yurtlarda büyüdü. Marijuana karyeri sanırım 12-13 yaşlarında başlamış olacak. Lisenin ikinci sınıfına kadar idare etti durumu, sonra notlarının aşırı düşmesi sonucunda okuldan atıldı. Başladığı meslek eğitimini yarıda bıraktı. Ne zaman karşılaşsak hep yapmak istediği projelerden bahseder oldu. Fakat işin gerçeği, bir çok kişinin çabasıyla bulduğu okul ve iş fırsatlarını sorumsuzluk nedeniyle kaybettiği, arkadaş çevresinin yok olduğu ve marijuana yanında başka maddeler de kullandığıydı. 22 yaşındayken sesler işittiğini, tehditler ve emirler aldığını anlatmaya başlayınca acilen psikiyatri kliniğine yatırdık. Șizofreni teşhisi kondu. Aradan beş yıl geçti. M. bu yılların büyük kısmını kliniklerde geçirdi. Șu an devlet yardımıyla geçiniyor, ömür boyu ilaç kullanması gerek.

Aşırı kullanımdan sonra kalıcı psikozlar az yaşanmıyor. Ailesinde psikoz, şizofren gibi bozuklukları olan gençlerde bu risk artıyor. Araştırmalar, esrar kullanan 6 gençten 1’inin bağımlı olduğunu söylüyor. Yani, “esrar bağımlılık yapmaz” düşüncesi doğru değil ve bağımlılık geliştiren gençler, bırakmaya çalışsa bile bırakamıyorlar. Gençlerimizle sık sık konuşarak esrarla ilgili bilimsel bulguları aktarmamız çok önemli.

Yazımın ikinci bölümünde tıbbi kenevire yer vereceğim. Üretim ve güvenlik denetimleri doğru yapılırsa sayısız tedavi edici özelliği olduğuna şüphe yok kenevirin. Paracelsus’un sözleriyle bitireyim; “Her madde zehirdir. Zehir ile ilacı ayıran ise dozdur.”

www.praxis-schreiber.ch

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı