“İyi Ve Ahlaklı Olmak“ Doğuştan Gelen Bir Özellik Midir?

310

Dr. Meral Acar

Çocuk, Ergen, Aile Psikoloğu ve Danışmanı

acarmeral@googlemail.com

 

 

İnsanlığın uzun yıllardır kendine sorduğu ve büyük bir ilgi ile araştırdığı birçok soru var. Bunlardan bazıları şöyle; İyilik ve ahlak insanın doğuştan getirdiği özellikler midir? İyi ve kötü olmayı tamamen çevremizden (aile, okul, arkadaş, iş ve sosyal çevre) öğrenmeyi mi bekleriz? Kötü davranışları ve bencil olmayı, ailemiz ve çevremiz mi öğretir bize?

Bu sorulara cevap bulmak için, psikoloji alanında yıllarca çocuklar üzerinde deneysel çalışmalara başvurulmuş, cevap aranmaya çalışılmıştır. Bu konuda,özellikle de psikolojiyi ve felseyi yıllardır ahlak konusunda araştırmaya sevk eden canlıların merkezinde küçük insanlar, yani bebekler bulunuyor.

Bebeklerin kendilerini ahlak konusunda ifade edebilmelerini anlamak, onların davranışlarını iyi hazırlanmış ortamlarda gözlemlemekle mümkündür. Çünkü bebekler konuşamaz, açıklama yapamazlar. Ancak bu onların hiçbir şey bilmedikleri anlamına gelmez.

Bugüne kadar 3-6 aylık bebekler; sevimli, ihtiyaçlarını size direk anlatamayan, hiçbir şeyin farkında olmayan olarak görülür, kabul edilirdi. Fakat bebeklerin dünyasına girebilmek ve onları anlayabilmek için, onların çok sevdikleri oyun yollarını kullanabiliyoruz.

www.haberpodium.ch

Deneyler

 Kukla oyunları yardımı ile ahlak gelişimi anlama

Gelişim Psikoloğu olan Paul Bloom, “Ahlak gelişimi“nin nasıl olduğunu, kendine ait olan psikiloji laboratuarında deneysel olarak gözlemlemiş. Deneyinde, henüz 5 aylık olan bir bebeğin iyi ile kötüyü nasıl ayırt edebileceğini gözlemleyen Bloom, kontrollü hazırlanmış bir ortamda yapılan bu gözlemlerinde, kukla oyunları yardımı ile küçük bebeklerin aklından geçenlerin neler olduğunu öğrenme imkanını elde etmiş.

Bloom bu kapsamda üç kukla köpek kullanmış. Bunlardan birisi sarı t-shirtlü, diğeri mavi t-shirtlü, üçüncüsü ise t-shirtsüzmüş.

Birinci sahnede bebeğe her üç kukla köpek de gösterilmiş.

T-shirtsüz kukla köpek kutudaki oyuncağı almaya çalışırken, sarı t-shirtlü kukla köpek gelip ona yardım etmiş.  Aynı sahne bir kez daha tekrarlanmış. Bu kez mavi t-shirtlü kukla köpek gelip, T-shirtsüz köpeğin kutuyu açmasına engel olmuş.

Deneyin sonunda bebeğe “Bu üç köpek kukladan hangisini istersin?“ sorusu yöneltilmiş. Bebek hangisini istediğini eliyle göstermiş. 5 aylık bebek sarı t-shirt`lü olan köpek kuklayı seçmiş, yani iyi ve yardımsever olanı…

iyi ve kötüyü belirleme

Yine bu deneyin devamı olarak sonraki deneyde, bebeklerin iyi ve kötü olarak belirledikleri karakterlere karşı tutumlarının nasıl olacağını görmek için onlara; iyileri ödüllendirebilecekleri, kötüleri ise cezalandırabilecekleri bir deney ortamı hazırlanmış.

İlk sahnede iki tavşan gösterilmiş. Birinci tavşan topu atıyor ve ikinci tavşanın topu geri atmasını bekliyormuş. Ancak topu alan tavşan topu geri atmıyor ve topu alıp kaçıyormuş.

www.haberpodium.ch

Bebeklere bu tavşanlar gösterilerek; “Hangi tavşanı istersin?“ sorusu yöneltiliyor. Bebeklerin seçimleri topu alıp kaçanı değil, topu atan tavşan oluyor. Deneyin sonunda bebeklerin %87`sinin iyi gördükleri karakterleri ödüllendirdikleri, kötü gördüklerini ise cezalandırdıkları tespit edilmiş.

Bu çalışma ile birlikte, insanların doğuştan getirdiği bir adalet duygusunun varlığı kabul ediliyor.

Önyargılar

Yapılan diğer bir çalışmada bebeklerde de önyargıların var olabileceği konusu araştırılmış. Örneğin 3 aylık bebeklerin kendi ten renginde olanları, 11 aylık bebeklerin, kendileriyle aynı tercihi yapanları, 12 aylık bebeklerin ise kendisi gibi olanları desteklediği, taraf tuttuğu gözlemlenmiş.

Sözkonusu kendileri olduğunda adalet anlayışlarını değiştirdikleri, kendi grupları lehine davrandıkları anlaşılmış ki, bu çok güçlü bir önyargı duygusunu ortaya koymaktadır.

Araştırmacılar bu sonucu evrimle ilişkilendirirken, “Hayatta kalabilmek için bana benzeyeni, benim gibi olanları seçmeliyim“ iç güdüsünün, insan hayatında ve toplumsal iletişimde korkunç sonuçlar doğurabileceği kanısına varıyorlar.

Anne- babaların müdahalesi

Ahlakın tarafsız olması ve her durum ve koşullarda tarafsız kalınması, evrensellik ilkesinin merkeze alınması son derece önemlilik arz eder. İşte bu yüzden anne-babaların, çocuklarının içinde yaşadıkları çevrede ahlak gelişimine müdahaleleri gerekmektedir.

www.haberpodium.ch

Ahlak eğitimini etkileyen faktörleri araştırmak üzere, 8 yaş çocuklarına yapılan deneylerde çocukta adalet duygusu ve bu duyguyu nasıl dağıttığı konusu inceleniyor. Bu yaş çocukların ben merkezli düşünceye sahip olduğu kabul ediliyor.

9-10 yaş çocuklarında yapılan deneylerde çocuklarda adaletli, eşit davranma ve hatta cömert olma davranışları sergiledikleri gözlemleniyor.

Bu gözlem sonucu bize şunu gösteriyor; Çocuk ailede ve çevresinde sağlıklı ahlak eğitimi alabilir. Bu ise evrensel değer ve olguların değerli bulunması ile mümkündür. Nedir bu evrensel değerler? Adaletli olmak, eşitlik, yarımseverlik, iyilik, cömertlik gibi bireysel ve toplumsal olumlu davranışlar sergilemek evrensel değer normlarıdır. Anne- babaların küçük yaşlarda çocuklarına; “Hadi kardeş payı yapın“, diyerek paylaşmayı öğretmeleri önemlidir.

“Ahlak eğitimi“nde biyolojik olarak getirdiğimiz değerlerimizin inşa edilmesi ve pozitif yönde geliştirilmesinde ailenin, çevrenin ve kültürün önemli rolleri vardır.