Haşim Sancar

İsviçre’nin Korona bilançosu

Haşim Sancar

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

 

 

 

2020’nin başları itibari ile dünyanın ve İsviçre’nin gündemine Korona damgasını vurdu ve sonuç olarak ikinci dünya savaşından bu yana eşine rastlanmamış tedbirlere başvuruldu.

Maalesef, İsviçre salgın hastalıklara karşı olağanüstü şartlarla karşılaşma sınavını veremedi. Dünyanın en zengin ülkeleri arasında olmasına, gelişmiş bir demokrasiye sahip olmasına, sosyal ve hukuk devleti kıstaslarını taşımasına karşın, bu sınavda sınıfta kalmıştır İsviçre. Ayrıca, İsviçre’nin eğitim ve sağlık sistemi de övünülecek kadar gelişmiş olmasına rağmen, bu sınavda da başarısız olmuştur.

Hazırlığını yapmamış olan İsviçre’nin, Korona virüsünün yaygınlaşmasına karşı aldığı tedbirlerde ise, düşünülmüş ve belirli oranda başarılı bir çalışma gösterdiği söylenebilir.

Bu arada, Korana krizi sürecinde, diğer ülkelerdeki gibi, İsviçre’de de sağlık personeli çok iyi bir performans göstermiş ve özverili bir tavır sergilemiştir. Bu fedakâr çalışmanın önünde saygı ile eğilmek gerekir. Sağlıkla ilgili çalışma alanına daha fazla değer verilmesi, meslek eğitimi yatırımların güçlendirilmesi şart. Meslek eğitimi görmüş personelin büyük bir kısmı çalışma şartlarının ağır olmasından dolayı, başka alanlara kayıyor. Sağlık mesleği gerek çalışma şartları ile gerekse ücret olarak daha çekici kılınması gerekiyor ve İsviçre’de eğitim görenlerin sayısı artırılarak yurtdışına bağımlılığın giderilmesi gerekir.

İsviçre nasıl hazırlıksız yakalandı?

Isvicre'de korona önlemleri gevsetliyor, yeni uygulamalar aciklandi

Korona virüsünün 2020’nin ilk günlerinde Çin’de tespit edilmesine ve İsviçre’ye de geleceğinin kesin olmasına karşın, konuyu yeterince ciddiye alıp gerekli erken tedbirleri almamıştır. Bu tavır, diğer Avrupa ülkeleri ile birlikte sergilenmiş ve Korona’nın, “Asya virüsü” olarak kalacağı düşünülmüşe benziyor. Onun için de gerekli tedbirler alınmamış ve ilk dönemde salgının yayılması kontrolsüz olmuştur.  Öyle ki, virüs yayılmaya başladığında ve tedbirler ilan edildiğinde, sağlık maskeleri ve etkili dezenfeksiyon maddesinin, sağlık personeli dışında, halk için yeterince elde bulunmadığı tespit edilmiştir.

Hükümet ve Sağlık Genel Müdürü’nün, maske takmanın bir yararının olmadığı gerçeği yansıtmamakta. Burada dürüst davranılıp, yeterince maskenin olmamasından dolayı öneremiyoruz demek gerekirdi.

Daha sonra basından edindiğimiz bilgilere göre, bu süreçte 25 ton maske, İsviçre’den diğer ülkelere özel şirketlerce aşırı fiyatlarla ihraç edilmiş! Dezenfeksiyon malzemesinin hammaddesini olan ethanol 1887 yılından beri devletin tekelinde idi ve acil durumlar için 8000 ile 10 000 ton depolama zorunluluğunu getiriliyordu. Son on yılların neo-liberal ekonomi politikası özelleştirme, 2018 yılında “Alcosuisse” kurumunu da çemberine alarak, bu depolama işini bitirmiş. Oysa önemsiz görünen ama bu çok önemli sağlık malzemesini gerek devlet tekelinde tutmayı gerekse de zorunlu depolamayı yasa yolu ile zorunlu kılmayı bizden önceki kuşak, geçmişteki tecrübelerine dayanarak gerçekleştirmişti. Yüzyıl sonra da olsa, bir gün mutlaka ihtiyaç duyulacağı biliniyordu.

2020 yılındaki Korona krizi aslında neo-liberal politikanın iflası anlamına geliyor. Salgın tehlikesi henüz daha bitmemiş olmasına karşın, gerek İsviçre’ye gerekse Avrupa’ya sağlık politikası ile ilgili bazı dersler verdi. Hep birlikte, bu gelişmelerden kimin ne kadar ders edineceğini göreceğiz.

Olağanüstü dönem ve önlemler

Mart’ın ortasından itibaren Federal Hükümet, daha önce almış olduğu tedbirleri genişleterek, anayasanın kendisine tanıdığı olağan üstü hali ilan edip, bir kararname ile yaşamın birçok alanına müdahale etti. Hareket ve dolaşım ve sosyal ilişkileri asgariye indirtti. Spor faaliyetlerinden tutunda restoranların ve okulların kapatılması ve hatta sosyal danışmaların kişisel görüşmeler yapılmasını bile kaldırdı. Zorunlu ve acil olmayan hasta müracaat ve kontrolleri ve tedaviler, diş doktorlarının randevuları iptal edildi. Konunun ciddiyeti kavranmış, sağlık kurumlarının müdahale ve tedavilere cevap verebilmesi ve çökmemesi için, yeni bulaşmaların mümkün olan en düşük seviyeye çekilmesi amacı güdülmüştür. Hastanelerin yoğun bakım kapasiteleri artırılmış, risk grubunda bulunanların korunması için ekonomik tedbirler de dahi bir dizi tedbirler alınmıştır.

Dünyadaki ve Avrupa’daki birçok ülke sınırlarını kapatmış, uçuşlar durdurulmuş, kimi yerlerde sokağa çıkma 65 yaş üzerindekiler ve ciddi bir hastalığı olan kişilere ya yasaklanmış ya da sokağa çıkmamaları önemle belirtilmiştir. Spor karşılaşmaları iptal edilmiş, beş kişinden fazla kişinin bir araya gelmemesi sınırı getirilmiş, yürüyüş, toplantı ve gösteriler yasaklamıştır. Zorunlu gıda maddeleri dışındaki satış yerleri kapatılmıştır.  Eğlence yerleri ve bir sürü işyerleri ve okullar kapatılmış, bunların bir kısmı daha sonra aşamalı bir şekilde açılmış veya açılması öngörülmüştür.

Aile, akraba ve arkadaş ziyaretler durdurulmuş, yaşlılar evleri karantinaya alınmış, sınır şehirlerinde bahçeler ve sevgililer sınırların diğer tarafına kalmış ve İsviçre’de sokağa çıkma yasağı olmamasına karşın, tam olağan üstü bir durum ilan edilmişti. Uygulanması gereken en sağlıklı metotlar, ellerin sabunla sık sık iyice yıkanması veya dezenfekte edilmesi, iki metrelik fiziki bir mesafenin konularak, sağa sola dokunmamak ve gerekmediği zaman dışarı çıkmama olmuştur.

Bir taraftan birçok alanın bir an önce açılmasını isteyen İşveren temsilcisi FDP ve SVP, diğer taraftan temkinli davranılması gerektiğine bildiren bilim insanları ve kurumları arasında ve herkesin kabul edebileceği bir dengeyi bulmak basit olmasa gerek. 7 kişilik Federal hükümette SVP ve FDP’nin 4 bakanı bulunmakta. SP‘nin ise iki bakanı bulunmakta ve tesadüfen bu yıl Hükümet Başkanlığı sırası SP‘li bakan Simonetta Sommaruga ve sağlık bakanı da SP‘li Alain Berset’dir. Sağ partilerin tüm baskı ve itirazlarına karşın, SP‘li bakanların azınlıkta olmalarına karşın, etkili oldukları ve inisiyatifi ellerinde tuttuklarını gözlemlemekteyiz. Bu başarıya da saygı duymak gerekir.

Ekonomik tedbirler paketi ile halkın ve işverenlerin zor duruma düşmesini engellemek için ciddi adımlar atıldı. Korona krizine hazırlıksız yakalanan Federal Hükümet (ki Kantonların da bu konuda eksiklikleri bulunmakta), kriz döneminde kanımca sağlıklı ve temkinli davranmıştır. Sosyalist ve sol politik kültüre ve resmi ideolojiye eleştirisel bir bakış açısına sahip olmama karşın, gerek kısıtlamalar için gerekse tekrar açılım için atılan adımları, bazı nispi eleştirilere rağmen, genel olarak olumlu değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım.

Parlamento toplandı; dağ fare doğurdu

Korona önlemleri gevsetiliyor

Mart 2020 olağan toplantısını bir hafta erkenden keserek bitiren Ulusal Parlamentolar (Nationalrat ve Ständerat) neden sonra lütfedip toplanıp acelece işini 3 günde bitirip toplantıyı kapattı. Daha çok, Federal Hükümet’in almış olduğu kararları tasdikleyen her iki parlamento da iyi bir performasyon gösteremedi. Yeşillerin, toplantının öngörüldüğü gibi bir gün daha uzatılması için tüm ısrarlarına karşın, kararından dönmedi. Hatta Yeşiller ve SP’nin önerdiği, küçük esnafın kiralarının ayda 5000 franka kadar bölümünün de devlet fonu tarafından karşılaması konusunu bu toplantıda görüşmeyip, Haziran oturuma erteleyerek bir çözüm üretmeme konusunda ayak diretti.

Yine, Yeşillerin tüm ısrar ve girişimlerine karşın, hava yollarına yapılan yardımın, çevreyle ilgili tedbirlerin alınması için şart konulmasını da ret edilmiştir. Ve yine SP ve Yeşillerin, “şirketlere yapılan yardımların, hissedarlara kar verilmemesi şartı ile verilmesini“ istemleri de ret edilmiştir.

Kısacası, parlamentonun toplanması iyi bir girişimdi ancak ne yazık ki parlamento “halk temsilciliğine” yakışır bir tavır sergileyemedi.

Ekonomik boyut

Federal Hükümet Korona krizi ile birlikte değişik alanlara yönelik 62 milyar franklık bir destekleme paketi sundu. Bunun bir kısmı bazı işyerlerine kredi olarak bankalar aracılığı ile verilmekte. Ekonomik bir krizi engellemek ve işsizliği asgari seviyede tutmak amacı ile bu meblağın özellikle işsizlik sigortasını desteklemek amacı ile 100 milyara kadar çıkabileceğinden bahsedilmekte. Bern Kantonu ’nun yıllık bütçesinin 10 milyar frank olduğu göz önünde tutulursa, paketin boyutu konusunda somut bir fikre sahip olabiliriz.

Yardım paketinde neler var?

Yukarıda sözünü ettiğimiz meblağın 40 frank milyarı işyerlerine ve küçük esnafa kredi olarak öngörülmekte. 6 milyar kısa çalışma ödeneği, 5,3 milyar zorunluluktan dolayı kapatılan işyeri sahiplerine, 2,5 milyar sağlık malzemesine, 2 milyara yakın hava yollarına, 370 milyon kültür ve spor alanına, 40 milyon turizme, basın ve habercilik işlerinin sürdürebilmesi için 45 milyon basın ve yayın organlarına ayrılmıştır. Daha bir sürü irili ufaklı ödemelerinde olduğunu belirtmekte yara var.

Tüm bu ekonomik desteklere karşın gerek dünyada gerekse de İsviçre’de ekonomik bir krizin kaçınılmaz olduğu belirtilmekte. İşsizlik Mart ayından bu yana yükselişe geçmiş bulunmakta. Nisan sonu itibarı ile 153’413 kişi işsizlik sigortasına (%30 artış: %2,5 tan %3,5’a) ve 2 milyon kişi kısa işten dolayı başvuruda bulunmuş.

Kadınların emeklilik yaşlarının 65’e çıkarılması ile AHV (Emeklilik Sigortası) primlerini yükseltmek amacına yönelik bu düşünce, işsizliğin olduğu bir dönemde çelişkili bir tavır.

Yukarıda saydığımız meblağlar, günü geldiğinde yine biz emekçiler tarafından ödenen vergilerle karşılanacaktır.

Korona krizinin sağlığa ve ekonomik yaşama etkisi

Krizlerin insan sağlığı üzerinde etkili olduğu tartışılmaz bir gerçeklik. Korona ile birlikte bu krizin kollektifleşmesi ve zincirleme gitmesi söz konusu. Krizlerin her zaman bir toplumsal boyutu da vardır ancak bu krizde toplumsal boyutunun büyük olması tehlikesi ile karşı karşıyayız.

Son gelen haberlere göre, Taylan’da ekonomik krizden dolayı intihar edenlerin sayısı, Korona’dan ölenlerin sayısını çoktan geçti.

Ekonomik krizle birlikte, sosyal, psikolojik, cinsel ve fizyolojik sorunların da arması kaçınılmaz bir sonuç. Bunun için tedbirli olmak ve gereken yardım elinin tutulması gerekiyor.

Unutmamak gerekir ki, aile fertleri ve akrabalar, seyahat kısıtlığı ve bulaşma tehlikesinden dolayı, bu süreçte hangi nedenden olursa olsun kaybettikleri yakınlarına karşı ölüm yolculuğunda son görevlerini yerlerine getirememiş bulunmaktalar. Bu da yetişkinler için bir yük anlamına geliyor.

Hali hazırda intihar oranının yüksek olduğu bir ülke olan İsviçre bu konuda oldukça duyarlı olmak zorunda. İntihar oranın gençlerde daha da yüksek olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Krizin önemli bir boyutu, meslek eğitimi için staj (Lehrstellen) yerlerinin azalmasından dolayı, gençleri etkileyecek ve 2025’e kadar etkisini göstereceği belirtiliyor. Onun için, kanton ve belediyelerin staj yerleri sayısını artırması gerekmekte.

Dünya Sağlık Örgütü WHO, krizin boyutları konusunda dünya ülkelerini uyarıp, vatandaşlarına psikolojik destek sağlamaları için uyarıda bulunuyor.

Korona’nın ekolojiye yansıması

Trafiğin durması, uçakların uçmaması ile birlikte doğa da bir nevi nefes alır duruma geldi. Hava kirliliği yerini daha temiz bir havaya bıraktı.

İnsanlar, kendi içlerine dönerek, bazı değerleri, bazı hareket ve yönelişleri sorgulayıp sorular sordular kendilerine. Bu rekabet, bu hızlılık, bu tüketim ve tükeniş ile nereye gidiyor ve nereye varırız. Hep daha hızlısı, hep daha yenisi, ihtiyaçtan öteye hep daha fazlasını tüketme bir alışkanlık olmuştu.

İlerlemek için, daha fazla gelişmeliyiz, bunun yolu da daha fazla tüketimden geliyor. Daha fazla tüketim de daha ucuz üretim ile olanaklı… Mantıksız, yalnızca daha fazla kar hırsını önüne koyan bir anlayış, biraz da olsa sorgulandı kanısındayım.

Bu arada, doğanın güzelliği (ilkbahar olmasının da bir payı var) gözlemlenip, daha önce göremediğimiz gözlemlerde bulunduk. Bir sürü insan, bahçelerinde veya mahallelerinde bazı hayvanları gördüklerini (kirpi, tilki, geyik, kuşlar vs.) söylüyor ve bunu Korona ile ilgili gelişmelere (insanların sokağa fazla çıkmaması) bağlıyor. Oysa o hayvanlar daha önceleri de vardı ve her ilkbaharda ve yazları oralara geliyorlardı. Ama biz onları algılayamıyorduk veya göremiyorduk, çünkü nereye olduğunu kendimizin dahi bilemediği hep bir yerlere koşuyorduk.

Korona aslında, hayvanların insanlarla bir nevi hesaplaşması anlamına geliyor. Aşırı tüketim hırsı ile yaşama alanlarını azalttığımız hayvanların bize “maden benim yaşama alanımı alıyorsun, o zaman virüsümü da al” demesidir. Korona krizi, doğayı ne kadar hırpaladığımızın göstergesi olmuştur. Korona virüsü ile aslında doğa bizi uyarmakta ve doğal kaynakları harcamada haklı olarak ayağımızı denk atmamız gerektiğini göstermekte.

Ne demiş Amerikalı yerli: Denizlerde balık kalmayınca, paranın yenilemeyeceğini anlarsınız!

Okullar ve çocuklar

isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir, isvicre'de corona virus,,Crypto skandaliAnlaşılan okulların açılmasına en çok çocuklar sevindi. Arkadaşlarıyla tekrar buluşma ve oynamayı özlemişler. Peki, çocuklar yolu ile bulaşmalar olursa veya oluyor mu? Son verilere göre, çocuklar aracılığı ile bulaşmanın teorik olarak mümkün olduğu, ancak yapılan takipler sonucu, çocukların bulaşılan insanlarda %1 payının olduğu söz konusu.

Kapalı sınırlar ve turizm

Sınırlarla birlikte otel, restoran, kamp yerlerinin kapatılması ile birlikte, turizm sektörü de bu işten nasibini almış bulunmakta. İsviçre’nin komşuları Fransa, Almanya ve Avusturya ile tekrar sınırlarını açma 15 Haziran için planlamakta. Elbette Korona’nın seyri bu tarihte gerçekten bir geçişin olup olmayacağı konusunda bir rol oynayacak.

Ancak bir gerçeklik değişmeyecek. Bu sene yaz tatili daha çok iç turizme ve komşu ülke vatandaşlarına yönelik olacak. Buna karşın, turizm en az bu yaz eski canlılığını korumayacak ve turizm sektörü büyük bir kayıp yaşayacak. İflasların olması kaçınılmayan bir sonuç olacağa benziyor ve daha fazla devlet destene ihtiyaç duyulacak. İç turizm ekolojiye de nefes aldırmış olacak.

Her zamanki gibi en zayıflar en çok olumsuz etkilenenler

Bu krizde de her zamanki gibi en fazla en güçsüzlere vurdu. En zengin ülkelerden biri olmasına karşın, İsviçre’nin yüzde 10 civarında fakiri bulunmakta. Bu utanç duyulması gereken bir gerçekliktir. Cenevre Kantonun’ da çoğunluğunu kâğıtsız (oturumu olmayan) yabancıların oluşturduğu uzun bir yiyecek dağıtım kuyruğu basına yansıdı, çünkü işsizlikten en çok etkilenen kesim onlardı. Bazıları, açlık tehlikesinden dolayı, yabancılar polisine başvurarak, ülkelerine geri gönderilmelerini istemiş.

Bu konuda bazı girişimler oldu. Glückskette (toplanılan para yardımı kurumu), zor durumda olan kağıtsızların ihtiyaçlarını sağlamak amacı ile, toplanan paranın bir kısmını, kağıtsızların danışma bürolarına aktardı. Bern şehir belediyesi gibi resmi kurumlarda, ekonomik destek sağlamakta.

Yine, iki metrelik fiziki mesafeye karşın, tüm bulaşma tehlikesine karşın, aç kalmamak için çalışmak zorunda kalan hayat kadınlarının durumu da acı bir tablo olarak basına yansıdı.

Kâr marjının düşük olduğu restoranlar ve bu gününü yarına birleştiren küçük esnaf da bu durumdan oldukça olumsuz etkilenen kesim. Restoran ve küçük esnafta %40’a kadar varabilecek iflaslarından bahsedilmekte.

Restoranların bir kısmı 11 Mayıs’tan itibaren, oldukça külfetli tedbirler alarak açıldı. Bu tedbirler arasında, her iki masadan birinin boş kalması, bir masada en fazla 4 kişinin oturabilmesi, bulaşmanın o mekânda ortaya çıkması halinde o zaman diliminde orada bulunan kişilere ulaşılması amacı ile telefon numaralarının alınması vs. bulunmakta. Kanımca restoranların ilkokullarla birlikte açılışı erken oldu. Bu tedbirleri uygulayarak masraflarını çıkabileceklerinden emin değilim. Birçoğu zaten açamıyor veya açmıyor. Eğer virüsün bulaşmasında bir artış olursa, açılan alanların fazla olmasından dolayı artışın nereden kaynaklandığını tespit etmek zorlaşacağa benziyor.

Taksicilerin durumu 

Taksiler toplu taşımaya ek ve halka hizmet eden taşıt araçları olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Mart ayının ortasında, toplumsal yaşamın ve dışarıya çıkışların asgariye indirildiği bir dönemde taksilerin çalışmaları istendi. Ancak, taksicilerin yapmak zorunda oldukları hizmete karşın, geliri %20’ye düştü ve çoğu kendi işinde çalıştığı için, Federal Hükümetin desteğinden yararlanamıyorlardı.

Tanıdığım bazı taksicilik yapan arkadaşlar, benimle kişisel olarak hemen ilişkiye geçip (başkaları ile de olmuştur), kendilerinin unutulmaması için acil yardım isteğinde bulundular. Konuyu geciktirmeden, Bern Kanton Hükümeti Başkanı’na (aynı zamanda Ekonomi Bakanı da) bildirerek, konunun Federal Hükümete taşınması gerektiği girişiminde bulundum. Kanton Bakanı (Regierungsrat) bu sorumluluğu ve hassaslığı gösterip, bana hak vererek konuyu Federal Hükümete götürüp, onların da daha sonra alınan kararlarda yardımlardan yararlanması sağlandı.

Sosyal yardıma düşmenin oturma iznine ve vatandaşlığa geçmedeki etkileri

Yabancılar yasasının (Ausländer- und Integrationsgesetz, AIG) 1.1.2019 tarihinden itibaren değişmesi, C oturumunun daha önceki “dokunulmazlığını” kaldırıp, eğer uyum sağlanmamışsa ki bu çoğu zaman işsizlikle karşılaşma anlamına geliyor, kişinin oturumu B’ye düşürülmesini öngörüyor. Ayrıca, vatandaşlığa geçmek için de C oturumu zorunlu hale getirildi.

Onun içi, C oturumuna iyi sahip çıkıp, tehlikeye düşmesi durumunda iyi korunması gerekir.

Korona krizi ile birlikte bir sürü göçmen kökenli insan diğer tüm sorunların yanında, bir de oturum sorunları ile karşılaşacaklardır. Çünkü kriz daha önce düzenli gelire sahip bazı göçmenleri de etkilediği için, bu kesim gelirini kaybedip sosyal yardım almak zorunda kalacak. Bu nedenle, bu şartlarda sosyal yardım almanın Korona krizi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yöneticilere aktarmak gerekiyor. Kanton Bern’de verdiğimiz mesajlarla, Kanton Hükümeti’ne bu konudaki duyarlılığımızı belirtip, konuya sahip çıkacağımız ve parlamenter yollarla da (soru önergesi, gerekirse yasa önergesi), konuya duyarlılığımızı belirttik. Bu konudaki girişimim parlamentonun açılışında sunulacaktır.

Tarımın durumu

İsviçre’de tarım ürünleri kendisine yetecek kadar üretilmese de, yine de fena sayılmaz. Bu alanda özellikle ilkbaharda ihtiyaç duyulan işgücüne, işin geçici olması ve ücretlerin düşük olmasının yanında bir de ağır olduğunu eklediğimizde, işgücünün nereden geldiğini kestirmek zor olmasa gerekir. Ancak, sınırların kapalı olmasından dolayı, daha önceleri serbest dolaşım sayesinde çoğu yeni Avrupa Birliği ülkelerinden (Romanya, Bulgaristan, Polonya, Portekiz, İspanya vs.) gelen işçiler gelemez oldular ve tarım sektörü oldukça zorlandı. Açığı, Korona nedeni ile İsviçre’de işsiz kalan işçilerle kapatmada zorluklar yaşandı. Daha önce, kapalı alanda çalışan işçiler, yağmur yağdığında, telefonla arayıp “Yağmurda da çalışmak zorunda mıyız?” diye, çiftçiye soruyorlarmış. Çiftçi, “Migros’a, yağmur yağdığı için tarladan salatayı kaldıramadık mı diyeyim yani?” diye cevap vermiş! Neyse ki, bu kesime ve bel ağrıları çeken işçilere, yarım gün çalıştırma yolu ile, var olan açıklık belirli oranlarda giderildi.

Kamuoyuna bu arada enteresan bir gelişme yansıdı; insanlar Korona krizi sürecinde daha çok sebze ve organik ürünlere yönelmiş bulunmaktalar. Bu da herhalde Korona’nın olumlu yanı!

Komplo teorileri ve protesto mitingleri

isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir, isvicre'de corona virus

Her konuda olduğu gibi, Korona virüsü konusunda da halk arasında değişik tavırların sergilendiğini görmekteyiz. Bu arada cömertçe, maddi temeli ve bilimsel yanı olmayan komplo teorileri de hayli üretildi. Kimilerine göre, Korona virüsü bir „Çin laboratuvar”, kimilerine göre “Yahudi” üretimi. Kimi çevreler, alınan tedbirlerin temel hakları kısıtladığı, kimilerine göre Federal Hükümet’in peyda pey bazı yaşam ve iş alanlarının açması (ilkokul, restoran vs.) ile birlikte sürü bağışıklığına gittiği eleştirileri gündeme getirildi.

Değişik şehirlerde, alınan kısıtlamalara karşı protesto yürüyüşleri dahi yapıldı. Almanya’da ilk önce sol kültür çevreleri alınan tedbirleri protesto ederken, süreç içeresinde inisiyatif sağ kesime geçerek „fiziki mesafeler” dahi göz önünde tutulmayarak, bu konu bir nevi inanç meselesine dönüştürülerek protesto yürüyüşleri düzenlendi. Bu yürüyüşler Bern şehrine de sıçrayarak son haftalarda ve özellikle hafta sonlarında yoğunluk kazanmış bulunmakta. Gelen son haberlere göre, karma bir kitleden oluşan protesto gösterilerinde, Nazi guruplarda yer almış bulunmakta.

Bu yürüyüş ve mantığından uzak durulması gerektiği kanısındayım. Konunun herkesi ilgilendirmesi gerektiğini ver bulaşmanın önüne geçilmesi için, herkesin çaba sarf etmesi gerektiği kanısındayım.

Sonuç

Tüm bu gelişmeler, dünyanın en gelişmiş ve yoğun ve güçlü sigorta sisteminin bulunduğu bir ülkede de olsa, aslında ne kadar güvende olmadığımızı göstermekte. Kaldı ki, İsviçre’nin durumu diğer ülkelerle karşılattırıldığında, genel olarak çok daha iyi olmasına karşın.

Genel olarak, bazı eleştirilerim olmasına karşın ve Federal Hükümet başta bazı önemli eksiklikler göstermesine karşın, kriz döneminde temkinli davranmış ve açılımı da genel olarak (restoranların erken açıldığını saymazsak) iyi organize ettiğini belirtebilirim.

Bu arada halkta tedbirlerin belirli bir yorgunluk oluşturduğunu ve tedbirleri uygulamada bir gevşekliğin baş gösterdiğini göz ardı etmemek gerekir. Toplumsal dayanışma, politikada barışçıl ve temkinli yaklaşımlar ve umut veren söylemler önemli diye düşünüyorum. Bu zor dönem ancak böyle aşılabilir.

Bu şartlarda amaç daha çok virüsün yayılmasını engellemek olmalı. Kapitalizm ile hesaplaşmanın burada ön plana çıkarılmasının pek bir yarar getirmeyeceği kanısındayım.

Kendimizi korumanın yolu, sağlık sistemimizi güçlendirmekten, sosyal, dayanışmacı davranmamızdan ve doğamızı korumaktan geçmekte. Temennimiz, Korona virüsünün her tarafta kontrol altına alınması ve bulaşmanın engellenmesidir.

Hepinize sağlıklı kalmanız temennimlerimle…

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı