İsviçre’de Zenginlerin Ve Yoksulların Sayılarındaki Artışlar

199

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

sancars@bluewin.ch

 

 

 

                                                                

Teknolojinin gelişmesi ve küreselleşme ile birlikte, gerek gelirlerde gerekse de servet birikiminde son birkaç on yıl içeresinde birçok ülkede adaletsiz bir gelişmeye tanık olmaktayız. Teknolojik ve ekonomik gelişmelerden herkesin orantılı olarak yararlanamadığı bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu gelişme demokrasi adına bir ayıp olduğu kadar, toplumsal barış açısından da bir tehlike oluşturmakta.

Berner Fachhochschule (BFH) ve Bern Üniversitesi’nin Nationalfondsprojekt çerçevesinde yaptıkları bir araştırmada, vergi beyannamelerinin verilerine göre, İsviçre’de kişi başına ortalama 323’700 frank düşüyor. İsviçre, ortalama servet dağılımı ile dünyadaki en zengin ülke durumunda. Ancak, en zenginler çok az kişiden oluşuyor. Halkın %56’sı, yani yarısından fazlası var olan servetin %1,6 oranına sahip.

165 ülke arasında, Singapur ve Namibya’yı saymazsak, İsviçre adaletsiz paylaşımda dünyada ilk sırada yer alıyor.

Değerlendirilen verilere göre, İsviçre’deki yoksul halkın %20’si sıkça borca giriyor. Buna karşı, halkın %2,2’si var olan servetin %50’sinden fazlasına sahip bulunuyor.

Şunu vurgulamakta yarar var; yukarıda sözünü ettiğimiz servetlerin büyük bir kısmı, çalışılarak elde edilen servetler değil. Servet, daha çok yeni servetleri birlikte getiriyor. (Gayrimenkullerin değerlenmesi, sermayenin gelir getirmesi vs. gibi).

Adaletsizliğin nedenleri

www.haberpodium.chAraştırma, servetin bu denli adaletsiz dağılımını tarihsel, sosyo-ekonomik ve kurumsal nedenlere bağlıyor. Bunda İsviçre’nin ikinci dünya savaşında yer almamasının nedenleri de var. Bir neden, taşınmaz gayrimenkullerin son 30 yıl içinde kazandığı değer. Bu da sahip olana bir artı değer getiriyor.

İsviçre %38’lik bir oran ile, Avrupa’da ev sahipleri sayısının en düşük olduğu ülke.

Güvenilir bir ülke olmasından ve altyapısının iyi olmasından dolayı, bir nevi zengin göçmenlerinde yerleştiği bir ülke konumunda İsviçre. Tabi bu arada zenginlere yapılan hatırı sayılır vergi indirimlerini de unutmamak gerekir.

Miras ve hibeler daha çok ihtiyacı olmayanlara geçerken, bu durum var olan dengesizliği daha da körüklüyor.

Son 30 yılda, en zengin %5’in serveti oldukça yükselirken, orta kesimin servetinde ise azalmalar söz konusu.

Sosyal adalet nasıl sağlanabilir?

Vergiler, toplumdaki gelir adaletini sağlamaya yarayan en etkili araçlardır. Progresiv vergi sistemi ile servetin ve gelirin yükselmesi ile birlikte alınan vergi oranın da yükseltilmesi yolu ile sosyal adalet ve toplumsal denge bir nevi sağlanabilir.

Ne yazık ki, gerek vergilerdeki adaletsizlik, gerekse de miras durumlarında (2015 halk oylamasında reddedilmişti) hiç ve çok az alınan vergiler, ters yöne gitmekte.

Büyük şirketlere yapılan vergi indirimleri de ayrı bir adaletsizlik. Büyük şirketlere yapılması planlanan vergi indirimi 2017’de halk oylamasında reddedilmesine karşın, sağ partiler ve Federal Hükümet ayak diretip konuyu tekrar dayatıyor. Bilindiği gibi, vergilerin büyük bir kısmı, bir işte ücret karşılığı çalışan kesimlerden geliyor. Gelir vergileri, tüm gelirlerin %90 civarındaki kısmını oluşturuyor. Büyük şirketlere yapılan vergi indirimleri, devlet kasasında büyük boşluklar bırakacağı için, daha çok sosyal, sağlık, toplu taşımacılık ve eğitim alanlarında kısıtlamalar ile bu hatırı sayılır vergi hediyeleri yapılabilir. Bu kısıtlamalar da direk olarak yoksul kesime yansır. Bu da sosyal adaletin köküne kibrit suyu dökmek anlamına geliyor.

Bu arada vergiden bahsederken, Bern Kantonu’nda ilginç bir gelişmeye de değinmekte yarar var;

Bern Kantonu’nda 3 milyar Franklık servetin vergiden kaçırılması

isvicre haberleri, www.haberpodium.chAvrupa Birliği ülkeleri ile yapılan Otomatik Bilgi Alışverişi Anlaşması’nın devreye girmesinden önce (2010 yılından beri), kişilerin kendilerini ihbar ederek diğer Avrupa ülkelerinde var olan servetlerini yasallaştırmaları olanağı sunuldu. Bu yasaya göre, eğer vergi mükellefleri, şimdiye kadar beyan etmemiş oldukları servetlerini, gönüllü olarak beyanda bulunurlarsa, son on yılın vergisini ödemek koşulu ile herhangi bir cezaya tabi tutulmayacaklar.

Bu süre Eylül 2018’de sona erdi. Bern Kantonu’nda 12 bin kişi kendini ihbar etti. Bu ihbarlar sonucunda kanton 3 milyar franklık bir gelir elde etti. Bu, şimdiye kadar vergiden kaçırılan bir servet. Bu meblağın 130 milyon franklık bir vergi getirisi de olacak. Son günlerde yapılan başvurular henüz bu rakamların içinde değil. Oldukça yüksek bir miktar. Bu rakam hem vergiden sorumlu Bern Finans Bakanını, hem de sağ partilerden arkadaşları şaşırtmışa benziyor. Gazetecilere verdikleri yorumlarda, bu yüksek rakamların kendilerini de şaşırttığını belirtiyorlar. Oysa vergi kaçakçılığını engellemeye yönelik Kanton Parlamentosu’nda şimdiye kadar yaptığımız tüm girişimlere karşı çıkan kesim bunlardı. Ancak, halen ders almış olduklarına dair bir gösterge yok veya ders almak istemiyorlar. Çünkü herhangi bir önlemin alınmasından yana değiller. Finans Bakanı, bir tek banka gizliliğinin kalkmasını istiyor ki, bu da kısmi olarak zaten kalmış durumda. Kulakların çınlasın sosyal adalet!

Engellilerin Durumu

Zenginlik ve yoksulluktan bahsederken, engellilere ve ailelerine değinmeden geçmemek gerekir. İsviçre’de en çok üyesi engelliler örgütü olan Procap dergisi, 2/2018 sayısının büyük bir kısmını yoksulluk konusuna ayırmış.

İsviçre’de yaşayan engelliler yoksulluk riskinden nasiplerini, neredeyse iki kat daha fazlası ile alıyorlar. İsviçre’de genel olarak yoksulluk ve riski %11,4 iken, bu oran engellilerde %19,1 seviyesinde. Ağır engellilerde ise bu oran %25.

Aslında, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan bir ülke için yüz kızartıcı bir sonuç bu. İşin daha da vahim yanı, bu farkın daha da artma eğilimi göstermesi.

Engelliliğinden dolayı yaşamını kendisi finanse edemeyen bir engelli, sosyal sigortaların desteğine ihtiyaç duymakta.

Sosyal sigortalarda kısıtlamalar

Son yıllarda birçok engelli, kısıtlama tedbirlerinden dolayı ya malulen emeklilik maaşlarını kaybetmiş ya da sigortaların bazı hizmetlerinden mahrum bırakılmış durumda.  Engelli kişiler, kaybettikleri bu desteği bertaraf edebilecek gerçek şanslara da sahip değiller. Var olan politik klima, bu kısıtlamaları her alanda daha da yaygınlaştırma çabasında.

www.haberpodium.chMalulen emekli maaşının kaybeden insanlar, belediyelerin sosyal yardımlarına gitmek zorunda bırakılıyorlar. Sosyal yardım ise, geçici bir süre için öngörülmesinden dolayı daha az bir meblağdan oluşuyor. Bu şekli ile engelli insanların sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanabilme olanakları oldukça azaltılmış oluyor.

Engellilerin aileleri de yoksulluk tehlikesi yaşamakta

İnsanlar bugün düne göre daha fazla hasta değiller ama bugün düne göre daha az engelliye engelli maaşı bağlanmakta. 2003 yılında 28 bin kişiye yeni malulen emeklilik maaşı bağlanırken bu sayı 2012 yılında 14 bine düşmüştü.

Bu ortamda daha çok aileler, eşler veya ebeveynler sorumluluk almak zorunda bırakılıyor. Tabi ki bir kısım engelli sefillik içeresinde bir yaşam sürdürmek zorunda kalıyor. Çocuklarının, eşlerinin veya akrabalarının bakımlarını kendileri yapmak zorunda kalan aileler de yoksulluk riski ile karşı karşıya bırakılıyor. Aile fertlerinin bir kısmı, bakımdan dolayı ücretli bir işte daha az çalışmak zorunda kalıyor. Bu da hiçbir sigortanın karşılamadığı gelir kaybı anlamına geliyor. Bakım malzemeleri, engellilere uygun dairelerin kiralarının çok yüksek olması da ayrı bir ek masraf teşkil etmekte.

Bir toplum dayanışma içeresinde olduğu oranda sosyal bir toplumdur. İsviçre Anayasası’nın önsözü şunu der; “Bir toplumun ne kadar güçlü olduğunu, toplumun zayıf kesiminin mutluluğu ile ölçebiliriz. “

Ne yazık ki resmi politika, Anayasa’nın önsözündeki bu hassas ve güzel kıstasını göz ardı etmekte. Engelliler yalnız değiller ve yalnız bırakılmamalıdırlar.

 

Kaynaklar:

  • Fluder Robert, Farys Rudolf, Hümbelin Oliver & Jann, Ben (2017). Die Verteilung der Vermögen in der Schweiz. In: Hans Baumann, Martin Gallusser, Roland Herzog, Ute Klotz, Christine Michel, Beat Ringger & Holger Schatz (Hrsg.). Technisierte Gesellschaft. Analyse und Kritik eines Hypes. Zürich: Edition 8, 230-244
  • Humberli Oliver & Prof. Fluder Robert, Impuls, Sayı 1/2018
  • Christl, Fabian, Der Bund, 20.10.2018
  • Procap, Armutrisiko Behinderung, 2/2018

 

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz yörenin büro adresi için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5