Dizi

İSVİÇRE’DE TÜRKİYELİ ARICILAR

Isvicre haberleri-Isvicre'de Türkiyeli aricilar-www.haberpodium.ch

‘Eğer arılar yeryüzünden kaybolurlarsa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arılar olmazsa döllenme, bitki, hayvan ve insan olmaz.’ 

Bu sözler ünlü bilimadamı Albert Einstein’a ait. Einstein’ın bu sözleriyle anlamış olduk ki; bahar mevsimlerinde dünya üzerinde yaklaşık 130 bin bitkinin döllenmesini sağlayan arıların yavaş yavaş ortadan kaybolmasıyla doğal hayat da son bulacak. Buna küresel ısınma, dengesiz yerleşme, gıdaların üretiminde kullanılan kimyasallar, çevre kirliği gibi etkenler de eklenince insanların bir nevi kendi sonlarını hazırlıyor oldukları sonucu ortaya çıkıyor.

Araştırmacıların arıcılık alanında elde ettikleri sonuçlar oldukça şaşırtıcı boyutlara ulaşmıs durumda. Her yönü ile insanlığa ve doğaya faydalı olan arıların poleni, zehri ve balı pek çok hastalığın tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır. Arı balı, bakteri oluşumunu engellerlerken, arı zehiri günümüzde kanser hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlarda kullanılmaktadır.  Ayrıca arı sütü, propolis ve bal mumu da insan yaşamı ve sağlığı açısından son derece önemli ürünlerdir.

İsviçre’de bal arıcılığı

İsviçre’de bal arıcılığı pek gelişmiş olmamakla birlikte, bu meslek daha çok hobi düzeyinde yapılıyor. Bunun temel nedeni ise İsviçre’nin iklimsel koşulları. Bahar ayları genellikle yağışlı geçen İsviçre’de, arıların bu dönemde çiçeklerden polen toplamaları pek de mümkün olmuyor.

Bu bilgileri, uzun zamandan bu yana Basel’de bal arıcılığı ile uğraşan Tacım Özdemir ve Tacım Gezer’den ediniyoruz.

Tacım Özdemir

Uzun süredir İsviçre’de yaşayan Tacım Özdemir ve Tacım Gezer ile İsviçre’deki bal arcılığı üzerine konuştuk. Polen ve tozlama dönemi olması, biraraya gelmemizde önemli bir avantaj sağlıyor bize. Bu sayede arı kovanlarındaki hareketliliği birebir gözlemlerken, bal arıları tarafından yılda bir üretilen taze polenlerden de tatmış oluyoruz.

Tacım Gezer’in bal arıcılığı konusundaki deneyim ve birikimleri Türkiye’ye dayanıyor. Tacım Özdemir ise, bal arıcılığına olan ilgisinin çocukluğuna dayandığını söylerken, somut olarak bu işe, Tacım Gezer’in ve kayın babasının desteğiyle İsviçre’de el attığını aktarıyor.

“Kayın babam uzun zamandır arıcılık işiyle uğraşıyor. Oğlum doğduğunda dedesi bize onun için bir kovan hediye etti. Zamanla da 5 kovana çıktı. Bir gün bana: “Gel şu arılarını al götür artık“ dedi. Ben de bir yer bulup götürdüm arıları. Sonra da sorumluluk doğdu ve mecbur kalıp devam ettim.“

Tacım Özdemir’in bugün toplamda 33 kovanı bulunuyor. Bu işi hobi amaçlı yaptığını söyleyen Özdemir bu kovan sayısı ile bölgenin en büyük bal arıcısı vasfını taşıyor. Hobi balcılığı ile uğraşan İsviçrelililerin sahip oldukları kovan sayılarının ortalama 2 ya da 3 olduğunda da bahsediyor Özdemir.

Bal oluşumunun evreleri

Yaz dönemide arı bakımı oldukça önemli. Kış boyu uykuda olan arılar havaların ısınmasıyla birlikte çalışmaya başlıyorlar. Arıcılar bu döneme “Petek atma dönemi“ diyorlar. Bal arısı bu süreçte güçlenmeye başlıyor ve yeni petekler oluşturuyor. Bu dönem aynı zamanda “Polen dönemidir“ de. Hemen hemen bütün bitkiler polen üretirler. Arı, bitki ve çiçekleri ziyaret ederek tozları toplar. Çiçeklerden toplanan tozlar, arının ağzından salgıladığı bir sıvı ile top haline getirilip polene dönüşür. Arı bu polenleri kovasına taşıyıp bal yapma işleminde kullanır. Arıcılar, bu poleni toplamak için kovanın girişine bir polen kapanı yerleştirirler. Oldukça faydalı olan polen, besin değeri yüksek bir ürün olarak biliniyor.

Isvicre haberleri-www.haberpodium.ch

Bal arıları için bir sonraki aşama ise peteklere bal doldurma aşamasıdır. Peteklere bal doldurma süreci Ağustos ayının başlarına kadar devam ediyor. Son olarak da, arı ürünlerinin tüketiciye hijyenik bir şekilde ulaştırılması için ambalajlamlar yapılıyor.

Tacım Özdemir’in arı kovanları Basel Kantonu’na bağlı Hörnli Riehen kırsalında bulunuyor. Tacım Özdemir bunun nedenini; “Burası bal arıcıları tarafından özellikle tercih edilen bir bölge. Sanayi etkisinden uzak, doğal bir yaşam var burada.“ sözleriyle açıklıyor.

İsviçre’de bal arıcılığı yapmanın zorlukları var mı?

T.Ö.: Var tabii ki. Yer problemi var mesela. İstediğiniz yere götürüp bırakamıyorsunuz arıları. Arılar bebek gibidirler. Onları ihmal edemezsiniz. Özlellikle arı sezonunda arının yanında olmaya mecburuz. Bu dönem 4. aydan 8. aya kadar sürüyor genelde.

Her bir kovanda kaç arı bulunuyor?

T.Ö.: Her bir kovandaki arının sayısı yaz aylarında 100 bine kadar çıkabiliyor. Sonbahar gelince de ölürler ve bu rakam 20 bine kadar düşer. Bunun nedeni ise yaz dönemlerinde arıların çok çalışmaları. Bu çalışma onları yıpratıyor. Daha sonraki çoğalmaları yine çok hızlı oluyor ama. Bu doğasal bir döngü.

Kış bakımınız nasıl oluyor?

Isvicre'de Türkiyeli aricilar-www.haberpodium.ch

T.Ö.: Kışın kovanların üzerini, yağmur girmesin diye bir naylonla örteriz. Arılar kış uykusunda olurlar o sıra.

Buradaki arıcılık ile Türkiye’deki aracılık arasında fark var mı?

T.G.: İklimden, arı cinsinden ve bakımdan dolayı sıkıntılarımız var burada. Türkiye’de coğrafi olarak geniş alanlar mevcut. İklimsel koşullar da çok ideal. Burada ise coğrafya çok sınırlı. Özellikle iklimdeki dengesizlikler arıcılıkta önemli bir engel.  Yağmur olduğu zamanlarda arı çiçeklerdeki polenleri toplayamaz. Bu nedenle üretim çok sınırlı. Arıcılık daha çok hobi temelinde yapılan bir iş burada, ticari amaçlı değil. Türkiye’de ise böyle değil, tamamen geçim amaçlıdır. Bunun dışında buradaki bürokratik işlemler çok fazla. Arıyı bir yerden bir yere taşırken bile sorun oluyor.

Arıcılıkla ilgili destek alıyor musunuz?

T.Ö.: İsviçre, arıcılığın gelişimi konusunda her türlü olanağı ve desteği sunuyor bize. Eğitim seçenekleri sınırsızdır. İstediğiniz eğitim desteğini alabilirsiniz. Bunun dışında ilaç ve veteriner destekleri de sunuluyor bize.

Tacım Gezer

Sizce İsviçre’de arıcılık düzeyi hangi seviyede?

T.Ö.: İklimsel şartlardan dolayı geri bir durumda İsviçre. Ancak teorik olarak çok gelişmiş diyebilirim. Burada bu işten geçim sağlamak çok zor. Çok zahmetli bir iş çünkü. Dediğim gibi iklimsel koşullar buna pek el vermiyor.

Kristalize olan balın iyi olmadığı söylenir genelde. Sizce bu doğru mu?

T.G.: Tam tersine. Aslında kritsalize olan bal gerçek baldır. İçinde bulunan doğal bir maddeden dolayı bütün ballar kristalize olur. Bu arının topladığı doğal ürünlerle ilişkilidir. Birkaç bal türü dışında neredeyse bütün ballar bir süre sonra kristalize olurlar. Muğla’da çam balı vardır mesela. Ancak çam balı çiçek balı değildir. O kristalize olmaz. Ya da rap çiçeği vardır. Bu kısa sürede kirstalize olur. İsviçreliler daha çok bunu tercih ediyorlar. Bizimkiler bunu çöpe atarlar genelde. Aslında atılmaması gerekiyor. Sağlıklı bir şeklide tüketilebilir.

Sağlıklı bal üretiminde en önemli etkenler nelerdir?

T.Ö.: Arının hijyenik yapısı, bal döneminde ilaçlamanın yapılmaması gibi etkenler çok önemlidir. Bal döneminde yapılan bilinçsiz İlaçlama ile ilaç etkisi bala geçebilir.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

T.G.: Geri kalmış birçok ülkede bu işe sadece ticari mantıkla bakılıyor. “Daha çok nasıl bal çıkarırım. Daha çok nasıl para kazanırım“ anlayışı hakim. Bunun için zararlı maddeler de kullanılabiliyor. Bu nedenle de, tüketicilerin çok iyi bilmedikleri yerlerden arı ürünlerini almamalarını tavsiye ediyoruz. Çinden gelen suni polenler satılıyor bu ara. En güvenli olanı İsviçre polenleridir. Çünkü burada doğal yetişiyor bunlar.

Arı ve arıcılıkla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler 076 345 82 92 numaralı telefondan yararlanabilirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı