İsviçreisviçre

İsviçre’de modern görünümlü bir tecrit kampı: St. Gallen, Amden/Bergruh

Dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir görünüme sahip; lüks ve hijyenik bir kamp. Haftanın beş günü kampta kalmak zorunlu.

Aylık 128 frank da cep harçlığı veriliyor. Eğer kamp kurallarına uyarsanız! Kurallara uyulmadığı takdirde bu harçlıktan da mahrum bırakılıyorsunuz. Yemekler oldukça kötü. Bazen üç günlük yemek ısıtılarak önümüze konulabiliyor. Kamp dışında bir işe girmek ya da ev kiralamak kanton yönetimince yasaklanmış durumda. Bilet parası olmaması sebebiyle herhangi bir yere gitmek de olanaksız! Sürekli bir bekleme hâli.

Kampta farklı alanlarda faaliyet gösteren işletme tarzı iş alanları var; Terzihane, Marangozhane, Kreş, Mutfak, Kafeterya ve Genel Temizlik Bölümü. Bu iş alanlarından herhangi birinde çalışmak zorundasınız; günlük 4,25 frank karşılığında! Zorla iş sözleşmesi imzalatılması da ayrı bir sorun.

İmzalamadığınız zaman üzerinizde psikolojik baskı oluşturularak kamp yönetimi tarafından sorunlu kişi olarak etiketlenirsiniz. Bütün bu baskıları göze alıp işi reddettiğinizde ise iki haftada bir verilen 64 frank cep harçlığından da mahrum bırakılırsınız!

Ailesini geride bırakıp da sığınma talebinde bulunan sığınmacının yükü daha da ağır. Kendisi burada açlıkla terbiye edilip tecrit altında tutulurken, ailesi de ülkesinde binbir güçlükle yaşama tutunmaya çalışır. İki yıldır bekleyip de henüz herhangi bir cevap alamayan kişiler de var. Zaten oturum almadan kamptan çıkmak/transfer olmak imkansız. Oldukça ağır bir psikoloji. Bu kampta kalıp da intihar olayı üzerine yoğunlaşan birçok kişi var.

Ağır psikolojik sorunlar altından kalkamayıp uzman bir psikologdan psikolojik destek almak istediğinizde de binbir güçlük çıkarılıyor. Psikolog’a sevk edilebilmeniz için iki üç ay uğraşmanız gerekiyor. Psikiyatrist onayı olmadan antidepresanlar verilebiliniyor! Bu da farklı bir ironi! Ayrıca psikolojik destek almak fikrinden vazgeçirmek için “sen güçlü birisin, sorunları psikolojik destek almadan atlatabirsin” deniliyor.

Entegrasyon dendiğinde akla uyum kelimesi gelir. Buradaki rutin günlük yaşamı tanımak, İsviçre toplumunun bir parçası olmak ve çevreye entegre olabilmek için öncelikle dil öğrenmeniz gerekiyor.

Bu noktada herhangi bir sorun yok. Herkes dil öğrenme noktasında istekli olmasına rağmen kamptaki tecrit durumu pratik yapma olanağı tanımadığı için dili ilerletmek de pek olanaklı değildir. Bir de onların entegrasyon adı altında yürüttükleri politika, bireyi çevresinden kopararak köksüzleştirme/kimliksizleştirme zemininde ilerliyor! Bireyin toplumla olan bağını bilinçli bir şekilde ortadan kaldırmak amaçlanmaktadır. Bunu profesyonel bir şekilde yapıyorlar.

mülteci kampıAmden/Bergruh kampı onlar için bir labaratuvar! Eğer bu kampta hedeflerine ulaşırlarsa, bu sistemi İsviçre’nin bütün kantonlarında uygulama fikrindeler! Bu sebeple belirli aralıklarla ulusal basından gazeteciler çağrılır, onlara verilen röportajlarla bu kamptaki entegrasyon başarısı gazeteler aracılığıyla servis edilir. Bütün bunlar yorum değil, mevcut durumda gözlemlediğimiz, yaşadığımız şeylerdir.

Çalışma izninin olmadığı, mültecilerin toplumdan koparılarak izole edildiği, açlıkla terbiye edilip boyun eğdirilmeye çalışıldığı böylesi bir yerde akli melekelerin yerinde durması mümkün müdür?

Entegrasyon adı altında tam bir teslimiyet halinin dayatıldığı, kişiliğinizin aşındırıldığı, fikirlerinizin ve kimliğinizin hedefe konduğu bu modern kölelik koşullarında yaşam mümkün müdür?

Bu acımasız politikanın görünürdeki adı entegrasyon olsa da, asıl amaçlanan şey asimilasyondur! İnsan hakları, kişi hak ve hürriyetleri, özgür düşünce ve seyahat hakkı Avrupa’nın merkezinde hiçe sayılıyor. Kendim de bir insan hakları savunucusu olarak bu modern kölelik koşullarını insan onurunu zedeleyici bir unsur olarak buluyorum. Ve bütün insan hakları örgütlerini duyarlı olmaya davet ediyorum. Toplumsal değerleri savunan, toplumla ve emekle bağı olan bütün sivil ya da resmi hareketlerin sesimizi duymasını ümit ediyorum. Amden/Bergruh kampından yükselen çığlığı duyun! Sesimizi duyun!

Bu ağır koşulların değiştirilmesi ya da esnetilmesi bizler açısından son derece önemlidir. Kendimizi güvende hissetmemiz, bu ağır psikolojiden kurtulabilmemiz için zaman kaybetmeden şu alanlarda adımlar atılabilir:

– Kamp ortamında dayatılan çalışma zorunluluğu tamamıyla gönüllü hale getirilmeli,

– Mevcut durumda iki haftada bir verilen 64 frank tutarındaki cep harçlıklarında arttırmaya gidilerek kabul edilebilir bir tutar belirlenmeli,

– Gönüllü olarak kamp ortamında çalışmak isteyenler için saat başı uygun bir ücret belirlenmeli,

– Uzun yıllar kampta tecrit koşullarında tutulan sığınmacıların toplumdan izole edilmelerini sağlayan kurallara son verilerek kampta kalma zorunluluğu ortadan kaldırılmalı ya da kamp süreci altı ay ile bir yıl gibi makul bir seviyeye çekilmeli,

– Ev kiralama ve dışarıda işe girebilme hakkı tanınmalı.

 

Hazırlayan: Hêja Mîran

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı