İsviçreisviçreKadın

İsviçre’de kadın cinayetleri

İsviçre’de neredeyse her ay bir kadın eşi veya eski partneri tarafından öldürülüyor.

Kadın cinayetleri söz konusu olduğunda, ne yazık ki halk bu cinayetlere uzun süre tepki göstermiyor. Bunda, cinayetlerin medyada daha çok aile dramı olarak yansıtılmasının veya failin kökenine bağlı “namus cinayeti” olarak ele alınmasının da etkisi büyük.

Her ay bir kadın öldürülüyor

Federal İstatistik Dairesi, 2009- 2018 yılları arasındaki dönemde kaydedilen kadın cinayeti sayısını 135 olarak açıklıyor. Bu, her ay ortalama bir kadının öldürüldüğü anlamına geliyor.

Eşleri ya da partnerleri tarafından öldürülen erkeklerin sayısı ise 16. Kadınların cinayette kurban olma riskleri erkeklere göre yaklaşık 9 kat daha fazla.

Küresel boyutta da yüksek

Kadın cinayeti ile ilgili bilançolarda İsviçre yalnız değil. Küresel boyutta da kadın cinayetleri oldukça yüksek. Örneğin Die Zeit isimli gazetenin aktardığına göre, Almanya’da 2018’de 122 kadın cinayeti yaşandı. Aynı dönemde sadece 26 erkek partnerinin cinayetine kurban gitti. Le Monde gazetesinin bildirdiğine göre ise, Fransa’da ilişkilerdeki cinayetlerin %80’i erkek tarafından işleniyor. Türkiye’de ise, 2008 ile 2019 yılları arasında toplamda 3 bin185 kadın öldürüldü. Bu cinayet faillerinin %95’i ise eş, partner ya da akraba.

Erkekler neden öldürür?

Peki, neden şiddet durumunda kadınlar erkeklerden dokuz kat daha fazla bir oranda hayatlarını kaybediyorlar?

Şiddet uygulayan erkekler üzerinde araştırma yapan psikologlar, erkeklerin her şeyden önce, saldırganlık, cinsel ihtiyaçlar ve fiziksel güç açısından kadınlardan genetik olarak farklı olduğunu ifade ediyorlar. Buna ek olarak, umursamazlık, hakimiyet kurma çabası gibi etkenler de şiddet eylemlerinde görülen cinsiyet farklılıkların nedeni.

Aile içi şiddet konusunu işleyen uzmanlar ise; Ataerkil bir toplumda yaşadığımızı ve kadına yönelik yaklaşımların çocukluk dönemine uzandığını ifade ediyorlar ve bu gerçeklikle ilgili şöyle diyorlar; “Küçükler bile sokaktaki kızları açık saçık yorumlarla taciz edip onlara psikolojik olarak zararlar veriyorlar. Toplum bu tür maço davranışları hoş gördüğü sürece kadınlar hep tehlikede olacaktır”.

Uzmanlar, failleri farklı kategorilere ayırırlarken, kişiye bağlı olarak terapide farklı stratejiler uygulayıp farklı şekillerde değerlendiriyorlar. Örneğin terk edilme korkusu içinde yaşayan erkekler genellikle çocuklukta travma yaşamışlardır. Bu nedenle de davranışlarıda güvensiz, paranoyak ve aşırı derecede kıskanç özellikler sergilerler. Buna ek olarak, şiddet uygulayanlar ya da cinayet işleyenler genellikle bağlanma bozukluğuna sahip olanlar ya da çocuklukta şiddetin kurbanı olanlardır.

Ayrılık ilişkilerdeki en tehlikeli aşamadır

Uzmanlara göre, ayrılık aşaması ilişkilerdeki en tehlikeli aşamadır. Çevre ise çoğu zaman şöyle düşünür: Şimdi dağıldı, şimdi bitti nihayet.“ Ancak duruma adli açıdan bakıldığında, sorun genellikle ayrılıkla başlar. Bunun farkında olan yetkililer ve koruma kuruluşları, bu aşamada etkilenenleri korumaya ve desteklemeye çalışırlar. Kadın danışma merkezinde çalışanların deneyimlerine göre, kadınların şiddet uygulayan partnerlerinden tamamen ayrılabilmeleri için ortalama beş girişimde bulunmaları gerekiyor.

Neyin değişmesi gerekiyor?

kadın cinayetleri

Kadına yönelik şiddet hayatın her alanında yaşanıyor. Hem de profesöründen tutalım da tek kelime Almanca bilmeyen göçmen kadına kadar. Şiddetin en çok yaşandığı dönemler ise genellikle 25 ile 45 yaş arasındaki evredir.

Şiddet durumunda yetkili kurumlara başvurmak ve durumu onlara bildirmek önemli. Kantonlarda, bu yönde destek sunan birçok yardım kurumu da mevcut.

Güvenlik yetkililerinin durumu ciddiye alıp anında müdahale etmeleri de çok önemli. Veriler, şiddete maruz kalan ya da ölümle tehdit edilen birçok kadının polise bildirimde bulunduğunu, ancak polisin zamanında müdahale etmemesi nedeniyle cinayetlerin işlendiğini de ortaya koyuyor. Bu durum kadın cinayeti riskini daha da arttırıyor.

Kimi kadın kuruluşları ortaya çıkan durumdan yargılama sistemini sorumlu tutuyor ve “Kadın cinayetlerine, ceza hukukuna göre sıfır tolerans gösterilmesi gerekir. Fail, işlediği suçtan dolayı doğrudan hapse girmelidir.“ diyorlar.

Hastanelerin ve psikiyatri kliniklerinin belirtileri ve kişilerin ruh hallerini doğru bir şekilde takip edip müdahale etmeleri de önemsenen diğer etkenlerden biri.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı