Diziİsviçreisviçre

İsviçre’de iklimsel değişim belirtileri

İsviçre'de aşırı yağmurlar ve fırtına nedeniyle, nehirlerde ve göllerde yükselen su seviyeleri önemli miktarlarda hasarlara neden olmuştu.Sel felaketi nedeniyle ülke çapında yaşanan hasarın 2,5 milyar frank civarında olduğu tahmin ediliyor.

Yüksek miktarda yağışların neden olduğu yıkıcı sel felaketleri daha çok Luzern, Schwyz ve Zug kantonlarının bulunduğu merkezi İsviçre ile Bern, Walensee bölgesi ve Graubünden‘i etkilemişti. Zürich bölgesi ile Doğu İsviçre‘de, birkaç istisna dışında pek hasar oluşmamıştı.

En yüksek tehlike seviyesi Luzern Gölü, Thun Gölü ve Biel Gölü için geçerliyken, ikinci en yüksek seviyeye Zürich Gölü’nde, Thun Gölü’nün altında bulunan Aare’de, Brienz Gölü’nde, Reuss Nehri’nde ve Yukarı Ren’de ulaşıldı.

Coğrafi nedenlerden kaynaklı olarak İsviçre genelinde sel, toprak kayması ve enkaz akışı riski oldukça yüksek. Uzmanlar sel açısından, Alplerin kuzey tarafında bulunan Tessin ve Wallis kantonlarında durumun kritik olduğunu belirtiyorlar.

Hırpalanmış meyve ağaçları, çürümüş sebzeler… Mevsimsel işçiler evlerine gönderildi.

 “Bütün mahsullerde kötü, verimsiz ve normalden daha düşük bir yıl bekliyoruz.”

İsviçreli çiftçiler bu yıl pek de iyi bir yıl geçirmediler. Islak ve soğuk baharı yağmurlu ve fırtınalı bir yaz dönemi izledi. Dolu, İsviçre’nin her yerinde tarlaları yok ederken, yoğun miktarlardaki yağmurlar tüm ürünleri sular altında bıraktı.

İklimsel koşullar İsviçreli çiftçiler için zorluklara neden olurken, çok sayıda çiftlik mahsul kıtlığıyla mücadele ediyor.

İsviçre Çiftçiler Birliği Başkanı Markus Ritter, İsviçreli çiftçileri bir korku yılının beklediğini ifade ederken; “Tüm mahsullerde bitki ekimi için başarısızlık, ürünlerde düşük verim ve normalden daha düşük ürün kalitesi ile kötü bir yıl bekliyoruz” diyor.

Özellikle de meyvelerde işler kötü giderken, dolu nedeniyle meyvelerin %50’si ya zarar gördü ya da satılamadı. Tarlalara ekilen patates ve kerevizlerde de önemli oranlarda mahsul başarısızlıkları görüldü.

Hava koşulları İsviçre’ye çalışmaya gelen mevsimsel işçileri de etkiledi. Birçok ürün yetiştiricisi çalışanları evlerine erken göndermek zorunda kaldı.

Ürün fiyatları artacak

Tüketiciler bu yıl reyonlarda çok küçük veya şekilsiz ürünlere rastlayabilirler. Haftalık pazarlara da küçük veya hafif hasarlı ürünler gelebilir. Çiftçiler, tüketicilerin bu durumu anlayışla karşılayacaklarını umuyorlar.

Bir başka konu ise, ürün eksikliğinden dolayı fiyatların geçen yıla göre daha pahalı olacak olması. Çiftçiler, sebze ve patates için üretici fiyatlarının artması gerektiğini dillendiriyorlar.

Yüzbinlerce franklık zarara uğrayan çiftçiler, kayıplarının bir kısmını sigortaların karşıladığını ancak asıl büyük meblağların çiftçi dernekleri ve kurumlar tarafından ödenmek zorunda kaldığını açıklıyorlar. Kimi çiftçiler ise, çok pahalı olduğu için sigorta yaptıramadıklarını, bu nedenle de zararlarının çok büyük olduğunu belirtiyorlar.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen çiftçiler; “Güzel olan şey, dayanışma göstermemiz ve birbirimizi desteklememiz. Hepimiz aynı gemideyiz.” diyorlar.

İklim değişikliği mi?

İsviçre’de hava sıcaklığı son 150 yılda yaklaşık 2 °C arttı. Bu ısınma, küresel ortalamadan (0,9 °C) önemli ölçüde daha fazla.

Bu ısınma sonucunda, günümüzde geçmişe göre daha sık ve daha sıcak dönemler yaşanmakta. Bu nedenle Alp buzullarının hacmi 19. yüzyılın ortalarından bu yana yaklaşık %60 oranında azaldı.

Yılda 18 buzul gölü oluşuyor

İsviçre’de, sadece son on yılda 180 yeni buzul gölü oluşurken, buzul göllerinin oluşma hızı son yıllarda hızla arttı. 2016 yılında buzul gölü sayısı bin civarındaydı. Kimi iklim uzmanları için bu durum iklim değişikliğinin görünür bir işareti olarak nitelendiriliyor.

İklim değişikliği buzulları eritirken var olan manzarayı da değiştiriyor.  Bir zamanlar buz yüzeylerinin manzarayı oluşturduğu birçok yerde buzullar eriyen sularla doldu.

İklim değişikliği ile ilgili çalışmalar yürüten Zürich Üniversitesi ile Federal Çevre Dairesi araştırmacıları, analizleri için topoğrafik haritalara, coğrafi verilere, hava fotoğraflarına ve 1850 ile 2016 arasındaki dönemi kapsayan, daha önceki çalışmalardan elde edilen verilere güveniyorlar.

Buna göre, 1946 ile 1973 arasında yeni buzul göllerinin oluşumu ilk yüksek noktasına ulaşırken, her yıl neredeyse sekiz yeni göl meydana geldi. Ancak 2006 ve 2016 yıllarına kıyasla bu sayı oldukça az. 2006 ve 2016 yılları arasında her yıl ortalama 18 yeni göl oluştu.

Alp buzulları

Buzul gölü tehlikesi

Araştırmacılar çalışmalarında buzul göllerinin yarattığı tehlikeye de değiniyorlar. Buna göre küresel ısınmanın yarattığı etkiler, heyelanlara, kaya düşmelerine veya buz düşmelerine sebep olabilirken, yüksek bölgelerdeki tehlike potansiyelini de artırıyorlar.

Kar yağışı da azalıyor

1970 yılından bu yana, deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikteki yıllık kar yağışı gün sayısında %20’ye varan azalmalar görülüyor. Günümüzde deniz seviyesinin 800 metre altında ise, o zamankinin sadece yarısı kadar kar yağıyor. Ancak, neredeyse hiçbir değişikliğin belirlenemediği alanlar da mevcut; yaz aylarındaki toplam yağış miktarı, kurak geçen dönemler, yüksek sis ve rüzgar hızları gibi etkenler iklim değişikliğinden çok az etkileniyor veya hiç etkilenmiyor gibi görünüyor.

Kimi uzmanlar bunlardan yola çıkarak iklim değişikliği etkisinin henüz belirgin olmadığını söylüyorlar. Buna göre, yaz döneminde yaşanan fırtına, şiddetli yağış, sel ve dolu gibi küçük ölçekli fenomenleri iklim değişikliklerine bağlamak için şartlar yeterli değil.

İklim değişikliğine sebep olan etkenler

Gezegenimizde iklimler her zaman değişirken, iklim sistemi birçok faktörden etkileniyor. Bunda sera gazı, aerosol emisyonlar ve toprağı kullanma şekli gibi birçok etken rol oynuyor. Bu etkenlere; volkanik patlamalar, güneş aktivitesindeki değişiklikler, dünyanın güneş etrafındaki yörüngesindeki değişiklikler, atmosferin kimyasal bileşimindeki değişiklikler ve bitki örtüsü de eklenebilir.

Küresel iklim

İklim değişikliği hakkındaki bilimsel gerçekler

  • Dünyamız ısınıyor. 20. yüzyılda küresel sıcaklık ortalaması –0.5 ° C’den +0.7 ° C’ye yükseldi. Özellikle son 50 yılda sıcaklık daha da arttı. İnsanlar iklim değişikliğinin sonuçlarını doğrudan hissedebiliyorlar.
  • İklimsel değişimlerden insanlar sorumludur. CO₂ ve insan yapımı diğer sera gazları gezegendeki ısıyı arttırıyor. Atmosferdeki CO₂ konsantrasyonu, sanayileşmenin başlangıcı olan 1960’tan bu yana neredeyse %50 oranında arttı. Buna paralel olarak dünyadaki sıcaklık da sürekli olarak arttı.
  • 12 iklim uzmanından 9’u, CO₂ emisyonlarının küresel ısınmanın önde gelen nedenlerinden biri olduğu konusunda hemfikir. 2013 yılında yapılan 4 bin 14 çalışma sonucunda, çalışmaların %97’sine göre küresel ısınmaya insanlar neden oluyor.
  • Buzlar hızla eriyor. Denizlerdeki buzların erimesi deniz seviyelerinin yükselmesine neden oluyor. Deniz seviyesi 1900 yılından bu yana 21 santimetre kadar yükseldi.
  • Hava giderek daha yıkıcı hale geliyor. İklim değişikliği kendi başına fırtınalara neden olmaz, ancak onları daha olası hale getirir. İstatistiklere göre; depremler, tsunamiler ve volkanik faaliyetler gibi çevresel felaketler sabit kalırken, 1980’den bu yana fırtına, sel, toprak kayması, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarının sayıları üç kattan fazla arttı.
  • Hayvanlar ve bitkiler daha fazla etkileniyor. 2016 yılında yapılan bir araştırma, incelenen 976 türün %47’sinin daha önce yaşadıkları sıcak bölgelerden kaybolduğunu ortaya koydu. Değişen iklim koşulları dünya çapındaki bitki ve hayvanların davranışlarını etkilerken, uyum konusunda da sıkıntılara neden oluyor.

Sera gazı oranını azaltma çabaları

Uzmanlar, kontrolsüz emisyonlarla, yüzyılın sonuna kadar küresel ısınmanın ortalama 4 °C’nin üzerine çıkabileceğini söylüyorlar.

2015 yılında Paris’te yapılan BM iklim zirvesinde, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre “2°C’nin çok altında”, mümkünse 1,5 derece ile sınırlandırılmasına karar verildi. Mevcut ısınma eğilimi devam ederse, bu sınır on yıl içinde aşılabilir.

Ancak şu anki mevcut politikalar devam ettiği sürece, gezegenimiz bu yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 3 °C’lik bir sıcaklık artışı yaşayacak.

Korona pandemisi sırasında sera gazı emisyonlarındaki kısa vadeli azalmalar bu durumu değiştirmeye yetmeyecek. Çünkü insanlar tarafından yayılan karbondioksit, 2 bin yıl kadar atmosferde kalabiliyor.

İklim dostu bir yaşam tarzının ipuçları

Daha yeşil seyahat edin

  • Tren veya otobüs gibi toplu taşıma araçlarını kullanın. İsviçre’de trene binmek, arabaya binmekten 25 kat daha uygun.
  • Mümkün olduğunca uçakla seyahat etmekten kaçının. Hava yolculuğunun sera gazı dengesi, diğer ulaşım araçlarına kıyasla açık ara en yüksek emisyonu gösterir.
  • Dolu araçlar, kişi başına daha düşük enerji tüketimine sahiptir. Bu nedenle de, yalnızca bir yolcusu olan bir arabaya göre daha az CO₂ emisyonuna neden olur.

Evde enerji tasarrufu

  • Enerji tasarruflu lambalar ve LED’ler kullanın. Önemli ölçüde daha iyi enerji verimliliği ve daha uzun hizmet ömrü sayesinde, yılda 250 kg CO₂ ile 100 frankın üzerinde bir tasarruf elde edilir.
  • Bir odadan çıkarken ışıkları kapatın. Bu şekilde elektrikten ve paradan tasarruf eder iklimi korursunuz.
  • Suyun hazırlanması ve ısıtılması enerji tüketir. Bu nedenle kısa bir duş, tam bir banyodan daha iklim dostudur.
  • Bekleme modundaki cihazları tamamen kapatın.
  • A+ veya A++ kategorisindeki buzdolapları ve diğer cihazlar, enerji etiketi olmayan cihazlardan çok daha verimlidir.
  • Sürekli açık pencereler, ısıtma sırasında yüksek enerji tüketimi anlamına gelir. Beş ile on dakikalık aralıklı havalandırma, içeriye temiz hava girmesi için yeterlidir.
  • Oda sıcaklığını 1 °C düşürürseniz en az %4 enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte ısıtma maliyetleriniz de azalır.
  • Daha düşük yıkama sıcaklıkları enerji tüketimini azaltır. Modern deterjanlarla çamaşırlarınız düşük su sıcaklıklarında bile temiz kalır.
  • Çamaşırlarınızı güneşte kurutun, ücretsiz ve emisyonsuz bir alternatif.
  • Yemeğinizi tencere kapağını kapalı olarak pişirin ve enerjiden tasarruf edin.

Tüketici davranışını yeniden düşünün

  • Kendi tüketim davranışınızın farkına varın ve gerçekten neye ihtiyacınız olduğuna aktif olarak karar verin. Modern pazarlama stratejileri, hızla kötü düşünülmüş satın alma kararlarına yol açar.
  • Özellikle nadiren kullanılan ürünler için kiralama hizmetlerini veya araç paylaşımı gibi ortak kullanım sistemlerini kullanın.
  • Sadece elektronik cihazların değil, imalat ve imalattan satışa kadar her ürünün sera gazı yaydığını unutmayın.
  • Daha çok yöresel ürün, daha az et tüketin. Hayvansal ürünlerden kaynaklanan CO₂emisyonları, bitkisel ürünlerden kaynaklanan emisyonları büyük ölçüde aşmaktadır. Bir kilogram meyve veya sebze, 1 kg CO₂ emisyonuna neden olurken, sığır etinin sera gazı dengesi, kilogram başına 20 kg CO₂’nin hemen altındadır.
Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı