Diziİsviçreisviçre

İsviçre’de eşcinsel mülteci olmak

S.B.: “Koca ülkede bana sığınacağım ufacık bir yer bulamadılar. Onlara da söyledim, eğer burada ölürsem, tek isteğim cenazem Türkiye’ye gönderilmesin.“

S.B. 28 yaşında Türkiye’den İsviçre’ye iltica etmek için gelen eşcinsel bir mülteci. Yaklaşık 9 aydır İsviçre’de yaşıyor ve kısa bir süre önce iltica talebine red yanıtı aldı.

LGBTİ+’lar cinsel kimlikleri ya da cinsel yönelimleri sebebiyle kendi ülkelerinde maruz kaldıkları şiddet, ayrımcılık, insanlık dışı muameleler vb. gerekçeler ile Avrupa ülkelerinde iltica etme hakkına sahipler. Peki devlet kaynaklı ya da resmi olmayan (aile, çevre vb.) baskı, eziyet ve tehditler neticesinde Avrupa ülkelerine gelen LGBTİ+’lar burada neler yaşıyor, ne gibi süreçlerden geçiyor?

Türkiye’de hedef göstermelerin arttığı, homofobik, transfobik ve cinsiyetçi saldırıların kendine resmi dayanaklar bulduğu bu süreçte, kalan son nefesi ile İsviçre’ye varan S.B’ye merak ettiklerimizi soruyor ve hikayesini dergimize taşıyoruz.

Söyleşimizde arkadaşımızın güvenliğini tehdit edecek durumlardan kaçınmak adına kişisel bilgilerini muhafaza ettiğimizi, tetikleyici soru ve anlatımlardan kaçındığımızı belirtmek istiyorum.

Mülteci hayatlar

Hikayen nasıl başladı, bize kendini anlatır mısın?

Ben S.B, 28 yaşındayım. Batmanlıyım, 7 çocuklu bir ailenin ortancasıyım. Aşırı muhafazakâr bir ailede yetiştim. Daha çocukken İstanbul’a göç ettik ve annemi kaybettim. Çok ufak yaşlardan itibaren fabrikalarda, tekstilde çalışmaya başladım. 12-13 yaşlarımda kendimde ürkekçe bir şeyler keşfetmeye başladım. Normal sayılanlardan değildim ben. Bu hem güzel hem de korkutucuydu. Günah mıydı, ayıp mıydı, yasak mıydı diye düşünüp duruyordum. İlk aşık olduğum zaman hissettiklerimin gerçek olduğunu bilsem de yaşadığım çevre dolayısıyla bunun ölünceye dek saklamam gereken bir şey olduğuna karar vermiştim. Yani bunun saklayarak ömrümün sonuna kadar sürdürebileceğime inanıyordum. Bir iki arkadaşım dışında hiç kimse bilmiyordu eşcinsel olduğumu. Çok geçmeden her şey alt üst oldu. 17-18 yaşlarımdan itibaren evlenmem gerektiği baskısı başladı.

Evlilik baskısıyla nasıl baş ediyordun? Bu süreçte ailene açılmayı düşündün mü hiç?

Hayır, hiç düşünmedim bunu. Onlarla savaşacak gücüm yoktu. Bunu anlayıp beni bağrına basacak bir ailem yoktu zaten. Bu baskıdan kurtulmadım hiç. Bu kurallara göre olması gerekendi, ben sadece zaman kazanıyordum. Ta ki ailem eşcinsel olduğumu öğrenene kadar böyle sürdü. Muhtemelen şüphelenmeye başlamışlardı ki hiç söz hakkı vermediler bana.

Bir gün eve geldim, ev buz gibi sessiz. Ailenin erkekleri salonda oturmuş eve dönmemi beklemişler. Çok detaya gerek yok sanırım. Dışarda, söz vermeye gerek duymayacakları şekilde görmüşler beni. Sonrasında neler olduğunu kestirmek sizin için de zor değil sanırım. O evde birkaç gün alıkonulduktan sonra kardeşimin yardımıyla kaçtım. Günlerce bana ne yapılacağına dair yapılan konuşmaları dinledikten sonra çıplak ayakla ve karmakarışık duygularla koştuğumu anımsıyorum. Bir arkadaşımın evine sığındım. 6 ay bu şekilde farklı adreslerde saklanarak yaşadım. Ve bir yandan da ailemin beni aradığı haberleri geliyordu kulağıma. Sürekli adres değiştiriyordum. İntihar etmeyi düşünüyordum çünkü başıma geleceklerden kurtulamayacağıma inanıyordum.

Dayanışma dernekleri ile temasın oldu mu hiç?

Dayanışma dernekleri LGBTİ+ örgütleri ile temasım olmadı, kimseyi tanımıyordum. Birkaç arkadaşım vardı sadece. Polise gitmek daha korkutucuydu, göreceğim muamele, şiddet vs. Bir de katıldığım eylemlerden dolayı ifade vermem gereken bir soruşturmam vardı. Bunun çekincesi ile hiç yeltenmedim. Kimse bilmiyordu cinsel kimliğimi bu beni destek almaktan alıkoyuyordu.

“Ailem kaldığım adreslere gidiyordu, “öldüreceğiz“ diye haber yolluyorlardı sağa sola. Ama ben artık çok uzaktım. Kurtuldum!”

İsviçre’ye gelmeye nasıl karar verdin ve sonrasında neler oldu?

Tam umutsuzluğa düştüğüm bir anda arkadaşım yurt dışına çıkmamı önerdi. Bunu hiç düşünmemiştim bile. Bir hafta içinde hemen ayarladık ve alelacele çıktım. Kurtulmuştum, nefes alıyordum. Ailem kaldığım adreslere gidiyordu. Öldüreceğiz diye haber yolluyorlardı sağa sola ama ben artık çok uzaktım. “Kurtuldum“ diyordum.

İsviçre’ye geliş

Gelir gelmez başvuru yaptım. Yol ifadesi ve ardından iltica gerekçemi dinlediler. Geçirdiğim tutsaklık denebilecek ayların ardından korkularımı yitirmediğimi, sadece bastırdığımı anladım.

Kampta biri neden buraya geldiğimi, kim olduğumu sorduğunda ne diyeceğimi bilemiyor, kaçıyordum. Bu korku günlük yaşamımı bile etkilemeye başladı. Sorulardan boğulacak gibi oluyordum ve kimse ile konuşmak istemiyordum. Kampta bu sorunlarıma yardımcı olabilecek bir danışman hizmeti de yoktu. İltica gerekçemi, sürecimi ispatları ile bildirilmiş olsam da yapayalnız bekliyordum. Ama şimdi konuşup dayanışabileceğim arkadaşlar edindim ve kendimi yalnız hissetmiyorum.

İltica talebine red kararı

İltica görüşmelerinin ardından bir ay önce talebime olumsuz yanıt geldi. Bana inandıklarını ama 6 ay nasıl saklandıysam yine o şekilde saklanarak, izimi kaybettirerek başka bir şehirde yaşayabileceğimi söylediler. Yani onlara göre başıma bir şey gelmediği için şanslıydım ve Türkiye’de yaşam koşullarım vardı hala. Türkiye’de sürekli saklanarak yaşayabilirmişim. Koca ülkede bana sığınacağım ufacık bir yer bulamadılar. Onlara da söyledim “Eğer burada ölürsem, tek isteğim cenazem Türkiye’ye gönderilmesin”. Orda bana ait hiçbir şey yok beni teslim alacak kimse de.  Her şeyi geride bırakıp yeni bir yaşam inşa etmek istiyorum sadece.

isviçre'de mülteciler

Bundan sonrası için planın ne? İtiraz ettin mi?

Evet bir avukat ile görüştüm. İtirazımızı yaptık. Bekliyoruz hala. Bu arada İnsan Hakları Dayanışma Derneği ile de irtibata geçtim. Onlar da destek verdiler. Türkiye’de yaşam koşullarımın olmadığını, orada beni nelerin beklediğini tekrar hatırlattık. Daha fazla kanıt ile dosyayı güçlendirdik. Türkiye’ de kimsenin yaşam güvencesi var diyemeyiz. Hele de benim gibi gerici bir çevreye, kültürel gerçekliğe sahipseniz.

Son olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Avrupa ülkelerine LGBTİ+ kimliği ile başvuru yapmış kişi sayısı hala çok az ve birbirine emsal teşkil edecek düzeyde değil. Bu denli çarpıcı bir sorunun hala politika üretmeye “birilerini yaşadıklarımıza ikna etmeye” muhtaç aşamada olması benim gibi insanları çıkmaza sürüklüyor. Haklarım nedir, neler yapabilirim yeni yeni öğreniyorum. Bununla ilgili derli toplu bir şey yok.

Yasada olsa dahi, LGBTİ+ olarak yapılan sığınma talebi yaşanılan onca şeye rağmen yeterli değilmiş gibi politik ya da yan gerekçeler ile güçlendirilmeye ihtiyaç duyuyor. Onca nefret cinayeti, tehdit vs. yeterli ciddiyet ortamının oluşmasını sağlamıyor. Türkiye’deki LGBTİ+ ve toplumsal cinsiyet gerçekliği göz ardı ediliyor.

Ben hikayemi, başkalarına yalnız olmadıklarını hatırlatmak ve yaşam hakkımızı kimselere teslim etmeyeceğiz demek için anlattım. Benim gibi cinsel kimliğiyle, yönelimiyle yeniden doğanlara umut olsun diye anlattım.  Ben sonuna kadar direneceğim, umarım buraya oturum hakkımı aldığımın müjdesini de yazarız.

Hazırlayan: Rojda Göçmen

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı