İsviçre’de Çocuk Hakları-Çocuklar Adaletten Mahrum

518

Derya Özgül, LL.M.

Hukukçu

d.ozgul@adconsultancy.ch

 

 

İsviçre’de adalet sistemi çocuklar için yetersiz olduğundan dolayı, çocuklar birçok kez ihtiyaç duydukları yardımlarla ilgili olarak kendileri arayış içerisine girebiliyorlar.

İsviçre’de 2008 yılında Çocuk Savcılığı Derneği (Verein Kinderanwaltschaft Schweiz) kuruldu. Derneğin temel amacı, avukatlar ve konunun uzmanları aracılığı ile çocukların lehine, adalet konusunda duyarlılık sağlamak.

Çocuklar, arayış kapsamında sürekli olarak telefonla derneği arıyorlardı. Bu aramalar gün geçtikçe çoğalmaya başladı.

Dernek çalışmalarına başladığında, çocukların bu aramalarına pek de hazırlıklı değildi. Derneğin o zamanlar çocuklara birebir danışmanlık yapmak gibi bir amacı yoktu. Ayrıca, bu alanda acil ihtiyaç duyulan bir ombudsmanlık sistemi siyaset tarafından da engelleniyordu.

Çocukların kendi başlarına bu dernekle iletişim kurmaları, konunun acil bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

Travmatik adalet sistemi

www.haberpodium.ch

Kendilerine yönelik bir adalet sistemi ile muhatap olmak çocuklar için oldukça rahatsız edici,hatta, travmatik olabiliyor. Ancak çocuklar haklarını nasıl talep edecekler?

Olması gereken çocuk dostu bir adalet sisteminde çocuklar; yabancı bir yere yerleştirilme, sorunlu boşanmalar ya da mağdur olarak önemli kararlarda  devlet tarafından finanse edilen avukatlar tutabilmeliler.

Mesela boşanma davalarında, ebeveynler genellikle kendi çıkarlarını gözetiyorlar. Ya da devlet; çocuğu sürece dahil etmeden, bizzat bir taraf gibi davranarak çocuğun geleceğini etkileyecek kararlar alıyor.

Avrupa Konseyi 2010 yılında, çocuk dostu bir yasal sistem oluşturmak için yönerge hazırladı. Konsey bu düzenlemeyi; “Her ne kadar ana prensipler uluslararası ve Avrupa düzeyinde başarılı bir şekilde kurulduysa da, yargının çocuklara ve gençlere her zaman arkadaşça davrandığını söyleyemeyiz”şeklinde savunuyor.

Yönergelerin temel hedefi; çocukların da bir taraf olarak algılanıp ona göre muamele yapılmasını sağlamak ve bu yönde ilgili tarafları duyarlı kılmak.

Ombudsmanlık sistemi BM tarafından şiddetle öneriliyor

Ombudsmanlık sistemini Birleşmiş Milletler (BM)’de talep ediyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komisyonu, düzenli olarak ülkelere geliştirmeleri gereken noktalarla ilgili öneriler sunuyor.

2015’de hazırlanan en son raporda Komisyon İsviçre’ye, özellikle de çocuk hakları için acilen bir ombudsmanlık mekanizması oluşturulması ve bağımsız bir insan hakları izleme kurulunun kurulmasını önerdi. Ancak Federal Hükümet’in Aralık 2018’de sunduğu en son raporda, çocuklar için ulusal bir ombudsmanlık sistemi kurulduğuna dair vurgular yer almıyor.

Çocuklar hangi haklara sahipler?

www.haberpodium.ch

Tahminlere göre her yıl 100 bin çocuk İsviçre yasal sistemine dahil oluyor. Boşanma, ev içi şiddet, iltica prosedürleri, yabancı yere yerleştirmeler ya da okullardaki sorunlar gibi nedenler etkiliyor çocukları.

Modern dönemlere kadar çocuklar ailelerinin, özellikle de babalarının mülkü olarak kabul edilirdi. (Bu durum Türkiye’de halen böyledir ve çocuklara “evebeveynlerinin malı“yaklaşımıyla işlem yapılır). Sonradan bu görüşler değişmeye başladı. Sonunda, 1989 yılında BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocuk hakları ilk kez dünya çapında belirlenip uluslararası bir hukuka bağlandı.

1997 yılında BM’nin bu sözleşmesine imza atan İsviçre; “Bu sözleşme, çocukları kendi iradeleri ve istemleri olan bağımsız bireyler olarak tanır ve korur. Alınacak kararlarda çocukların çıkarlarının ilk sırada gözetilmesini kabul eder. Böylelikle çocuklar tüzel kişilik olarak kabul edilir.”ilkesini kabul etti.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, ABD haricinde dünyadaki bütün ülkeler tarafından resmi olarak tanınıyor.

Sözleşmede yer alan 54 maddeden 4’ü, diğer bütün çocuk hakları uygulamalarının ana prensiplerini oluşturuyor;

1)Ayrımcılığa uğramama hakkı:Hiçbir çocuğa cinsiyet, köken, dil, din veya ten rengi nedeniyle ayrımcılık yapılamaz. Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğu; kendilerinin, anne–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt eder. Çocuğun anne–babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli olan tüm önlemleri alır.

(Madde 2, BM, Çocuk Hakları Sözleşmesi)

2)Çocuğun yararı hakkı:Çocuk hakkında alınan herhangi bir kararda çocuğun yararı temel olarak alınmalı. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yaşama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun anne-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin, özellikle de güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu, yönetimin yeterliliği açısından yetkili makamlarca konulan ölçülere uymaları taahhüt edilmeli.

(Madde 3, BM, Çocuk Hakları Sözleşmesi)

3)Çocuğun yaşama hakkı, hayatta kalma ve gelişme hakkı:Her çocuğun temel yaşam hakkına sahip olduğu kabul edilir ve çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami (Sağlık- Eğitim) çaba gösterilir.

(Madde 6, BM, Çocuk Hakları Sözleşmesi)

4)Katılma Hakkı:Çocuk kendisini ilgilendiren her soru ve süreçte kendi fikirlerini ifade edebilmelidir. Fikirleri karar alma sürecine dahil edilmelidir. Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip olan çocuğun; kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı, bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanınmalıdır.

 (Madde 12, BM, Çocuk Hakları Sözleşmesi)