Aydın Yıldırım

Irkçı, “10 Milyonluk İsviçre’ye Hayır!” girişimi üzerine

İsviçre’de 14 Haziran’a kadar, İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) “10 Milyonluk İsviçre’ye Hayır!” girişimi halk oylamasına sunulacak.

Aydın Yıldırım

Aydın Yıldırım

Genel Yayın Yönetmeni

a.yildirim@haberpodium.ch

 

Yabancı karşıtı söylemleriyle bilinen aşırı sağcı parti SVP tarafından başlatılan bu radikal girişim, İsviçre’nin daimi ikamet eden nüfusunu 2050 yılına kadar en fazla 10 milyon ile sınırlandırmayı hedefliyor.

Girişim, nüfusun 9,5 milyonu aşması durumunda sığınma alanında yeni önlemler alınmasını, aile birleşiminin kısıtlanmasını ve AB ile serbest dolaşım anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesini ya da feshedilmesini öngörüyor.

İstatistiki veriler

Federal İstatistik Dairesi’nin resmi verilerine göre, 2026 yılının başı itibarıyla İsviçre’de daimi ikamet eden nüfus 9,05 milyon. Ülke, esas olarak göç nedeniyle istikrarlı bir büyüme yaşarken, nüfus her yıl yaklaşık %1 oranında artıyor. Tahminlere göre nüfusun 2040 yılına kadar yaklaşık 10 milyona ulaşması bekleniyor.

İsviçre’de 15 yaş ve üzerindeki daimi ikamet eden nüfusun yaklaşık %41’i göçmen kökenli. Vatandaş olmayan yabancı nüfus ise yaklaşık %27,5 seviyesinde; bu oran yaklaşık 2,5 milyon kişiye denk geliyor.

Göçmenlerin %86’sından fazlası AB/EFTA ülkelerinden, özellikle İtalya, Fransa, Almanya ve Portekiz’den geliyor. Ülkeye göçün başlıca nedenleri iş gücü göçü ve aile birleşimi.

İltica alanında ise 2026 yılının başından bu yana, S statüsüne sahip Ukraynalılar da dahil olmak üzere 235 binden fazla kişi İsviçre’de sığınmacı veya mülteci statüsü altında yaşıyor. İltica başvurularında bulunanların çoğu Eritre, Suriye, Afganistan, Türkiye ve Sri Lanka’dan geliyor.

SVP’nin argümanları

Halka ırkçı bir gündem dayatan SVP, siyaset gündemini ve medyayı yabancı düşmanı söylemleriyle meşgul ediyor. Parti, yüksek kiraları, durgun ücretleri ve aşırı yüklenmiş kamu hizmetlerini gerekçe göstererek göçmenleri günah keçisi ilan ediyor.

SVP’ye göre hızlı nüfus artışı altyapı üzerinde aşırı baskı yaratıyor; bu durum konut kıtlığına, kira artışlarına ve toplu taşımanın aşırı kalabalıklaşmasına neden oluyor.

Girişimden kimler etkilenecek?

Girişime göre İsviçre nüfusu 9,5 milyona ulaştığında ilk olarak sığınmacılar ve AB üyesi olmayan ülkelerden gelenler etkilenecek. En ağır darbeyi ise savaş nedeniyle İsviçre’ye gelen ve geçici kabul statüsü edinen kişiler alacak.

Buna ek olarak göçmen kökenlilerin İsviçre vatandaşlığına erişimi daha da zorlaşacak. “10 milyon” girişimi aynı zamanda mevsimlik işçi statüsünün yeniden gündeme gelmesine, göçmen işçilerin daha yoğun sömürülmesine ve hak kayıplarının artmasına neden olabilecek.

Federal verilere göre önümüzdeki 30 yıl içinde her 100 çalışandan 43’ü emekli olacak. O zaman her iki çalışan bir emekliyi, sosyal güvenlik katkıları ve bakım gibi konularda desteklemek zorunda kalacak.

SVP’nin girişimine “evet” oyu vermek, emeklilik yaşını en az 67’ye yükseltmeyi kabul etmek anlamına da geliyor.

Muhaliflerin argümanları: “Bu işleri kim yapacak?”

Muhalifler, bu girişimi ırkçı ve yabancı düşmanı bir politikanın parçası olarak değerlendiriyor. Girişimin toplumsal bölünmeyi derinleştirdiğini, göçmenleri hedef aldığını ve AB ile yapılan ikili anlaşmaları tehlikeye attığını savunuyorlar. Ayrıca nitelikli iş gücü açığının daha da büyüyeceğine dikkat çekiyorlar.

Başta sendikalar ve sol partiler olmak üzere muhalif çevreler, göçün sınırlandırılmasının gastronomi, sağlık, inşaat, temizlik ve bakım gibi sektörlerdeki iş gücü açığını ağırlaştıracağını belirtiyor.

İsviçre’de şirketler, hastaneler ve huzurevleri gibi kamu kurumları ihtiyaç duydukları nitelikli çalışanları büyük ölçüde AB ülkelerinden sağlıyor. Buna rağmen ülkede hâlâ hemşire, zanaatkâr, vasıflı işçi ve hizmet personeli açığı bulunuyor.

Federal hükümet ile parlamentoda temsil edilen partilerin büyük çoğunluğu girişime karşı çıkıyor. Öne çıkan argümanları ise şöyle:

  • “Bu girişim refahımızı tehlikeye atıyor.”
  • “Göçmenliğin radikal biçimde sınırlandırılması nitelikli iş gücü açığını büyütecek.”
  • “Bugün bile birçok sektörde işçi açığı bulunuyor.”
  • “Yeni çalışanlar gelmezse hastaneler, inşaat sektörü ve huzurevleri faaliyetlerini sürdürmekte zorlanacak.”
  • “İş gücünün azalması emeklilik sisteminin finansmanını da zorlaştıracak.”

Yabancı düşmanlığı gölgesinde derinleşen eşitsizlik

SVP’nin bu girişimi, toplumsal hoşnutsuzluğun gerçek sorumlulara yönelmesini engelleyerek öfkeyi çalışan göçmenlere yönlendirmeyi amaçlıyor.

SVP gündemi yabancı düşmanlığı politikalarıyla meşgul ederken ülkedeki sosyal eşitsizlik giderek derinleşiyor. Örneğin 2003 yılında en zengin %20’nin geliri, en yoksul %20’nin gelirinin 3,8 katıyken; 2024 yılında bu oran 4,8 katına yükseldi. Aynı yıl en zengin %20’lik kesim toplam gelirin %39,4’ünü kontrol ederken, en yoksul %20 yalnızca %8,2’sine sahipti.

Servet dağılımındaki eşitsizlik de dikkat çekici boyutta; 2003 yılında vergi mükelleflerinin %0,38’i toplam servetin %27,2’sini kontrol ederken, 2022 yılında aynı kesim toplam servetin %35,7’sine sahip oldu.

Sağlık sigortası primleri de ciddi şekilde arttı. 2003 yılında kişi başına ortalama sağlık sigortası primi 2 bin 281 frank iken, 2025 yılında bu rakam 4 bin 544 franka yükseldi.

Yoksulluk oranı ise 2014’te %6,7 iken 2023’te %8,7’ye çıktı. Günümüzde ülke nüfusunun %16,4’ü, yani yaklaşık 1,4 milyon kişi yoksulluk riski altında yaşıyor.

“Hayır” demek yetmez!

Farklı yasal statüler, güvencesiz oturum izinleri, sistematik ayrımcılık ve iş yerlerinde eşit hakların bulunmaması; göçmenlerin daha iyi ücretler ve çalışma koşulları talep etmelerini zorlaştırıyor. Buna ek olarak SVP’nin körüklediği milliyetçi bölünmeler, yabancı düşmanlığını daha da artırıyor ve çalışanları birbirinden uzaklaştırıyor.

Bu nedenle bu girişime yalnızca “Hayır” demek yeterli değil. SVP’nin yabancı düşmanı politikalarına karşı çıkmak; göçmenlerin ve mültecilerin dışlandığı ayrımcı sistemi sorgulamayı ve eşitliğe dayalı bir alternatif geliştirmeyi de gerektiriyor.

“İsviçre refahı” söyleminin arkasında, artan eşitsizliklerin ve ücretliler üzerindeki baskının daha da büyüme riski mevcut.

Muhalefetin gündeminde yalnızca göç değil; adil ücretler, sosyal haklar, iş güvenliği, kamu hizmetlerine erişim ve yeterli emeklilik maaşları da yer almalı. Sosyal, ekonomik ve siyasal eşitlik, çalışan göçmenler açısından vazgeçilmez bir ön koşul olarak ele alınmalı.

Son olarak, göçmen kökenli seçmenlerden önemli destek alan SP ve Yeşiller gibi partilerin  bu dönemde daha aktif rol üstlenerek SVP’nin ırkçı politikalarına karşı daha güçlü bir mücadele yürütmeleri gerekiyor.

AD Consultancy

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı