Mehmet Meral

İnternet bağımlılığı ve tedavisi

Mehmet Meral

Mehmet Meral

lic. phil. Psychologe FSP

Systemischer Therapeut

[email protected]

 

 

 

Yaşadığımız dönemde bilimin ve teknolojinin son harikası internet ve cep telefonları yaşamımızın vazgeçilmez araçları olarak hayatımızda yer alıyorlar. Sosyal iletişimi artıran internet aynı zamanda kişinin kendini yalıtmasına da sebep olmaktadır.

İnternet ve bilgisayar kullanımı bazı kişilerde ‘bağımlılığa’ dönüşmüş durumdadır. İnternet ve bilgisayar bağımlılığını etrafınızda yakından tanıdığınız insanlarda da gözlemleyebilirsiniz. Bu bağımlılığın kriterlerini sizler için sıraladığımız ‘DSM 5 teşhis kriterlerine’ bakarak öğrenebilirisiniz.

Her şeyden önce internet ve bilgisayar aktif bir iletişim aracıdır. Televizyon izleyicisi daha çok pasifken, internet ve bilgisayar kullanıcısı daha çok aktiftir. Anne ve babalar yeni gelişen teknolojik iletişim medya araçlarıyla ilgili yeterli donanıma sahip olmadıklarından dolayı, çocuklarının bu araçlarla irtibata geçerek kullanımlarında ve kendilerine nasıl bir yarar ya da zarar verdikleri konsunda tahminler yapmada çoğunlukla zorlanmaktadırlar.

Gençler, yaşadığımız dönemin şartlarının bir ürünü olarak şekillenirken, evin dışında var olan bir dünyanın etkisinde de kalarak anne ve babalarından bir takım taleplerde bulunmaktadırlar.

Mesela 12 yaşındaki bir çocuğun sınıfında hemen hemen herkesin bir iPhone 5’i varken, kendisinin olmamasının kavgasını eve taşıyarak, anne ve babasının ısrarla iPhone 5 almama tutumuna anlam vermeyebilir. Anne ve babalar dış dünyanın getirdiği bu sorunlarla başetmede bazen çaresiz kalmaktadırlar.

Böyle durumlarda bir bilene danışma kendini bir ihtiyaç olarak göstermektedir. Yaşadıkları göç koşullarında o ülkenin diline yeterince hakim olamayan anne ve babalar çoğunlukla da danışacak bir kapı ya da kişi bulmakta zorlanmaktadırlar. İlk etapda çocuktan çok anne ve babaların bu meselede doğru yönlendirilmeleri gerekmektedir.

En sık rastladığımız durumlar, terapiye gelen gençlerin ya meslek eğitimini yarıda bırakmış ya da meslek bitirme sınavlarına yeterince hazırlanmamış olmaları. Gençler bundan dolayı bitirme sınavlarını da veremiyorlar. Bazı durumlarda da anne ve babalar çocuklarını okula motive etmede çevrim içi olmayı ya da oyun oynamayı yasaklamayı bir çözüm olarak görmektedirler.

Yasaklar genellikle çözüm olmuyor. Asıl yapılması gereken şey bu gibi durumlarda bu gençlerin motivasyonlarının kırılmasının sebeplerini anlamaya çalışmak olmalıdır.

Terapideki hedefler

Terapiye başlanırken ilk etapta çevrimiçi olma zamanının kısıtlanması hedeflenmelidir. Sonrasındaki adımda bu tür medya araçlarına olan irtibatının azalmasına sebep olabilecek tedbirler üzerine konuşulmalıdır.

Bunun sağlanabilmesi içinde aynı zamanda kişinin geçmişte severek yaptığı hobilerine tekrar dönmesi, yeni hobiler edinmesi ve sosyal ilişkilerinin önemini hissettiren durumların irdelenmesi terapideki bir sonraki hedefler olmalıdır.

İnternet ya da çevrim içi oyun bağımlılığında bu gençlerle çalışan terapistlerinde bu tür medya araçlarının kullanımında donanımlı olmaları terapinin gidişatına iyi bir katkı sağlayacaktır.

İnternet yaşantımızın kaçınılmaz bir gerçekliği olarak her yerde karşımıza çıktığı için, terapide sunulan hedef kişi tamamen çevrim dışı bir yaşam tarzını benimsemiş olmamalıdır. Bunun yaşadığımız koşullarda mümkünatının olmadığının altını çizerek, internetle ya da bilgisayarla oyun oynamak ile sosyal etkinliklerde yer almakla ve hobilerin yapılması arasında sağlıklı bir denge kurmak ideal bir çözüm yolu olarak görülmelidir.

Bu dengenin sağlanmasında ebeveynlere ciddi bir görev düşmektedir.

Her ne olursa olsun, kuralların konulmasında taviz vermeden, gereksiz tartışmalara da izin vermeyerek sağlam bir duruşları olmalıdır. Ancak böyle bir tutumla çocuklara/gençlere bu dengenin zamanla getireceği yararları üzerine elde edilen tecrübeleri değerlendirerek geri bildirimde bulunduklarında anlamlı bir sevyeye varıldığını göreceklerdir.

İsteklerin çocuklara net ve kesin bir dille iletilmesi ve anlatılması gerekmektedir. Kişisel saldıralara maruz kalmadan ilişkiyi korumak yine yetişkinlerin görevi olmalıdır. Uzun süreli emek isteyen bu inişli çıkışlı süreçte yatişkinler sabırlı olmalıdırlar.

 

DSM-5 araştırma teşhisinde “çevrimiçi bağımlılığına”dair kriterler

1- Zihinsel alıkoyunma: Oyuncunun, oynayamadığı zamanlarda (işte ya da okulda olsun) aklının sürekli oynadığı oyunda kalması

2- Yoksunluk belirtileri: Oyuncunun, oynayamadığı zamanlarda ruhsal belirtliler olarak asabiyet, huzursuzluk, üzüntü, içsel korkular ya da dikkat bozukluğu gibi belirtiler yaşaması.

3- Tolerans gelişimi: Gün içinde zamanın çoğunun bilgisayar oyunlarına ayırması ve bunlarla geçirmesi.

4- Kontrol kaybı: Oyuncunun ne kadar oynayacağına, nerede bitireceğine ve sıklığını belirlemede iradesini kaybetmesi.

5- Olumsuz sonuçlarına rağmen devam etmesi: Oyunlar karşısında geçirdiği zamanın psikososyal ilişkilerine olumsuz yansımasını bildiği halde vaz geçememesi.

6- Davranışsal alıkoyunma: Oyuncunun, oynadığı oyunları ya da çevrimiçi olma durumunu tüm hobilerine ya da boş vaktinde geçirdiği diğer etkinliklere tercih eder hale gelmesi.

7- Işlevsiz strest atma hali: Olumsuz duygulardan kurtulmak ya da yaşadığı sıkıntıları unutmak için oyuna başvruması.

8 – Riyakarlık: Oyuncunun oyun karşısında harcadığı zamanı aile bireylerinden, terapistinden ya da diğer insanlardan gizlemesi ya da yalan söylemesi.

9 -Riskler ve kayıplar: Oyuncunun bilgisayar oyunu aynayarak önemli ilişkilerini kaybetmesi, iş alanında yakalayabileceği gelişimi yitirmesi, işini riske sokması ya da tehlikeye atması.

 (Bu kriterler şu makaleden çevirilmiştir: Rehbein, Mössle, Arnaud & Rumpf, 2013)

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı