Hayattaki En Büyük Mucize İyi Bir Öğretmene Rastlamaktır

102

Fuat Köçer

Eğitimci

 

 

 

 

Kendi eğitim hayatımıza dönüp baktığımızda, hepimizin aklında öğretmenlerimiz ile alakalı anılar hatırlarız. Kimimizin bu bağlamdaki anıları olumsuz, kimimizin ki ise bizi hayata hazırlayan, bugün minnet duygusu ile hatırladığımız güzel yaşanmışlıklardır.

Bugün öğretmenlik mesleğini icra ederken, kendi öğrencilik günlerime dönüp bakmadan edemiyorum. Yedinci sınıfa geçtiğimde, sınıf öğretmenimiz değişmişti. Sekundarschule`ye gidebilecek olmak kendi adıma hem heyecan verici hem de sevindiriciydi. Sınıfta yaşamış olduğumuz bir anı dün gibi hala aklımda;

Sınıf arkadaşlarımızdan bir tanesi öğretmenimize, gelecekte kimin ne meslek ile uğraşacağını öngördüğünü sormuştu. Öğretmenimiz kiminin iyi bir doktor, kiminin iyi bir eğitimci, kiminin ise başarılı bir mühendis olacağı cevabını vermişti. En son sıra, arkadaşıma ve bana geldiğinde bizim için “Sizden birşey olmaz“ sözlerini sarfetmişti.

Sıra arkadaşımın ve benim sınıftaki tek göçmen çocukları oluşumuzun, öğretmenimizin bizi iliklerimize kadar yaralayan bu sözlerin sebebi olup olmadığını söylemek zor.

Ancak söyledikleri bizi yaralamasına rağmen, bu sözü eğitime olan isteğimizi daha da arttırmış, bizi bu bağlamda perçinlemişti.

O gün sıra arkadaşım olan çocuk, hala en yakın dostumdur. Kimya alanında doktorasını tamamladı ve bugün bir üniversitede bilimsel araştırmalar yapmakta. Ben ise, Master tezimi, “Göçmen çocuklarının İsviçre eğitim sistemindeki yeri“ üzerine yaptım. Bugün geri dönüp baktığımızda, arkadaşım ve ben kendimize şu soruyu sormuyor değiliz; “Bizler bir şey olabildik mi?“ Eğer “birşey olabilmek“, i̇yi bir eğitim ve meslek ise, evet “birşey“ olabildik.  Ancak “birşey olabilmek“ akıl ile gönül arasındaki köprüyü korumak, ayrımcılık yapmamak, i̇nsanı insan olduğu için sevmek, umutlara ışık tutmak, i̇nsana birşeyler anlatmadan önce onu anlamaya çalışmak ise eğer, bunda, 20 yıl önce öğretmenlik mesleğini icra eden ama “bir şey olamamış“ bir şahısa rastlamızın etkisi büyük diyebilirim.

www.haberpodium.chBirileri eğitim hayatımızda, hayatın diğer evrelerinde olduğu gibi umudumuzu kırabilir. Asıl olan bu bağlamda mücadele yolunu seçmek ve doğru tespitte bulunmaktır. Örneğin matematik dersinde çarpma ve toplama  konularının ele alındığı bir sınavda başarısız olan bir öğrenci, “Ben matematikten anlamıyorum“ hissine kapılabilir. Burada eğitimciye düşen görev, öğrencisine tespitini doğru ve öğrenci odaklı bir dil ile iletmektir. Çarpma ve bölme konusu hakkında belli bir günde, belli bir saatte yapılmış bir sınavda öğretmenin belirlemiş olduğu kıstaslar da yeterli notu alamamış olmak, öğrencinin matematik dersini tamamen kavrayamadığı anlamına gelmez. Örneğin akşam yemeği için pilav yapmakta olan bir kişi, pilavın dibi tuttu diye, “ben yemek yapamıyorum“ diyip, yemek yapmayı tamamen bırakması ne kadar anlamsız ise, örnek verdiğimiz öğrencinin “ben matematikten anlamıyorum“ hissine kapılıp bu derse artık ilgi duymaması o denli yanlıştır.

Hayattaki en büyük mucize, umut veren, sizi değersizleştirmeyen, sevgi ile gönüllere dokunmaya çalışan, akıl ile gönlün yolunu birleştiren, hayat boyu öğrenmeyi aşılayan, kitapların dünyasına atılan ilk adımda size eşlik eden,  doğayı ve canlıların korumanın insanlığa bırakılacak en büyük miras olduğunu kendi yaşamı ile çevresindekilere  gösterebilen i̇yi bir öğretmene rastlamaktır.

Bugün “birşey olabildik mi?“ sorusuna takılmak yerine, çocuklarımız adına hayattaki mucizelere inanmak  ve yarınlara umut ile bakabilmek dileğiyle…