Göç ve Göçün Psikolojik Etkileri

525

Dr. med. Fikret Zengin

Facharzt für Psikiyatrie und Psychotherapie

info@praxiszengin.ch

 

 

 

Bir önceki yazımda göçün sosyolojik etkilerini ele almıştım. Yazının devamı olarak bu kez de göçün psikolojik etkileri üzerinde durmak istiyorum.

Salman Akthar göçü psikolojik olarak şöyle tarif ediyor; “Bireyin bir ülkeden diğer bir ülkeye gitmesi sonucunda oluşan bir psikolojik süreç “.

Bu süreç bireyin kişiliğini anlamlı şekilde etkiler. Göçmenler göçün sonucundan birtakım kayıplara uğrarlar ve kaybettiklerinin yerini gittikleri ülkede dolduramazlar. Örneğin alışılan yemekler, dinlenen müzikler, sosyal ilişkiler, konuştuğu dil, sahip olduğu değer yargıları, sosyal roller, meslek ve kimlik işlevsiz kalır. Sonuçta bireyde köksüzleşme ve yabancılaşma duygusu ortaya çıkar. Bu da aşırı güvensizliğe ve yön duygusu bozukluğuna sebep olur. Her şey göçmene yeni ve yabancıdır. Sahip olduğu sosyal ve kültürel değerlerin işlevsiz kaldığını fark etmeye başladığında, sosyal rollerini kaybeder ve geldiği ülkede dil bilmemesi nedeniyle de-sosyalizasyon durumu yaşar. Bu da korkuya sebep olur. Bu korku zemininde psikosomatik ve psikolojik rahatsızlıklar gelişir. Bunun sonucunda da yeniden yeni bir oryantasyona ve sosyal rollerin tanımına ihtiyaç duyar. Buna “yeni sosyalizasyon “denir.

Sosyal bağın önemi

www.haberpodium.ch

İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal varlık olduğundan dolayı toplum içinde yaşaması gerekir. Olumlu sosyal ilişkiler bedensel ve ruhsal sağlığın temelini oluşturur. İyi bir sosyal bağ sağlığı korurken, yeterli ve tatmin edici iletişim kişiyi sıkıntılardan korumayı kolaylaştırır, stresin zararlı etkilerinden korur ve aynı zamanda yalnızlık duygusunu, sıkıntıları, ağrıları ve kızgınlık gibi durumları azaltır.

Çocukların bedensel ve ruhsal gelişimi için sosyal ilişkiler elzemdir. Yurtlarda ve hastanelerde kalan çocukların bedensel ve ruhsal gelişimleri diğer normal ailelerde yaşan çocuklara göre geridir. İyi sosyal ilişkileri olan kişiler, tehlikeli ve sıkıntılı anları daha kolay atlatırlar. Yeterli ve tatmin edici sosyal ilişkileri olmayan kişiler ise depresyon psikosomatik rahatsızlıklara daha kolay yakalanırlar. Savunma mekanizması zayıflar ve kolay diğer hastalıklara yakalanma riski artar. İş yerindeki sosyal ilişkiler kişilerin iş verimliliklerini ve çalışma (iş) zevkini artırır.

Sosyal ilişkilerin önemini şöyle sıralayabiliriz;

  • Kişinin sağlıklı kalmasını sağlar,
  • Yalnız olmadığı duygusu yaratır,
  • Bireysel problemlerin çözülmesinde yardımcı olur,
  • Sıkıntılardan kurtulmayı hızlandırır,
  • Stresi azaltır,
  • Güven duygusu sağlar,
  • Kişiye bir şeye yaradığı hissi verir,
  • Teselli duygusu sağlar,
  • Bilgi ve tecrübelerin değiş tokuşunu sağlar,
  • Kişiye, sosyal iletişimde kabul edilme duygusunu, değer verildiği duygusunu yaşatır. Bu da kişide öz güveni artırır.

Göçmenlerde durum

isvicre'de göcmen olmak-göc ve saglik - www.bodhiweb.info/j_haberpodium

Bu sıraladıklarımızın göçmenler için işlevleri yoktur pek. Bu da göçmenlerde korku ve güvensizlik gibi duyguları artırır. Korku ve güvensizlik birtakım psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabildiği gibi bazen de bu bozuklukları hızlandırır. Bunun yanında göçmenler, göçmenlikten dolayı birçok risk faktörü ile karşı karşıya gelebiliyorlar. Bu risk faktörleri göçmenlerin sağlığını tehdit etmektedirler. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

  • Aile içindeki yaşam,
  • Ayrılıklar ve parçalanan aileler,
  • Konuşulan dilin işlevsiz olması,
  • Mesleğin ise yaramaması,
  • Ana okulda ve okulda karşılaşılan eşitsizlikler ve ayrımcılık uygulamaları,
  • Yerli halktan daha kötü evlerde oturmaları,
  • Kötü işlerde, daha ağır ve zor olan şartlarda çalışma zorunluluklarının olması,
  • Yaşamda oluşan akut olayların daha çok olması ve uzak olduğundan dolayı yerinde müdahale etme imkânının az olması.
  • İşsizlik olgusunun yerli halktan daha fazla olması,
  • Yerli halkın göçmenlere karşı ön yargılı olması,
  • Ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gibi uygulamalar.

Migrasyon (Göç).-Stres-Teorisine göre; göç insan yaşamında büyük bir stres olarak değerlendirilirken, bu durum göçmenlerde büyük psikolojik zorlukların (psikolojik baskı) ortaya çıkmasına neden olur.

Bunun yanında göçmenleri koruyan faktörlerin yeterli olmaması (kişisel donamın az olması, aileysel, toplumsal ve ekonomik desteklerin yetersiz oluşu), psikolojik rahatsızlıkları derinleştirir. Göçten dolayı sosyal ve kültürel değişiklikler oluşurken, bu değişiklikler beraberine gerginlikleri ve çatışmaları da getirir. Böylesi durumlarda göçmenlere yardımcı olabilecek, destek sunabilecek sosyal ve bireysel kurumların sayısı oldukça azdır.

Bu şartlarda psikolojik bozukluklar daha da artar. Sonuçta da uyum bozuklukları, depresif bozukluklar, korku bozuklukları, madde ve diğer bağımlık bozuklukları, psikosomatik ağrılar, kişilik bozuklukları ve psikotik durumlar ortaya çıkar.