Kültür-Sanat

Gewrê Sultan ile Müzik Üzerine

Kitlesel iletişim araçlarının etkisi ile gittikçe küçülen dünyamızda, ülkeler ve kültürlerarası uzaklıkların azaladığı, belki de birgün tümden ortadan kalkacağı bir çağın eşiğindeyiz desek yeridir. Günümüz sosyal medya ağları çok geniş kitlelere kolayca erişim sağlarken, sunulan çalışma, karşılığını bilgisayar ekranı karşısındaki bireyin ilgi ve beğenisiyle buluyor artık. Hele söz konusu olan şey müzikse…

Farklı özelliklerde müzik yapan sanatçılarla yaptığımız söyleşi dizimiz bu kez, son dönemlerin sosyal medya fenomeni, müzisyen Gewrê Sultan ile devam ediyor.

Gewrê Sultan, Facebook, İnstagram, Youtube gibi sosyal medya ağları üzerinden yoğun ilgiyle takip edilen bir isim. Cenevre’de yaşayan Gewrê Sultan ile müzikal çalışmaları üzerine konuştuk. 6 yaşından bu yana İsviçre’de bulunan Gewrê, müzik uğraşının yanısıra anaokul öğretmenliği de yapıyor.

İlk olarak “Sosyal paylaşım ağlarında karşılaştığınız yoğun ilgiyi neye bağlıyorsunuz?“ şeklinde soralım.

Bu soruya net bir cevap vermek zor. Çünkü her yaştan, cinsten ve farklı kesimden insanların beni dinlediğini görüyorum. Herkesin ilgi alanı aynı değil. Ama sanırsam asıl etken kendim olmam. Detaylara inersek; genç bir kadın olmam, yurt dışında büyümüş olmam, doğal bir ortamda samimi müzikler yapmam, çok kaliteli olmayan bir çekimlerle amatörce videolar yüklemem ve geleneksel parçaları yorumlamam beli başlı etkenler olabilir. Bu cesaret belki de insanları etkiliyordur.

Ne demek Gewrê?

Anlamı, Kürtçe’de beyaz demektir. Dedemin bana bebekken taktiği bir isim.

Biraz kendinizden bahseder misiniz? Nasıl bir ortamda büyüdünüz?

Alevi kökenli Kürt bir ailenin kızıyım. Sevgi ve hoşgörü felsefesiyle büyüdüm. Babam, ben daha bebekken İsviçre’ye gelmek zorunda kalmış. Ardından da annem gelmiş. O zaman ben bir yaşındaymışım. Annemle babamın yanına 6 yaşındayken geldim. O zamanların koşullarında, birçok Kürt -Alevi ailesi gibi, bizim de acı bir hikayemiz vardır. Babam Maraş olayları sürecini çok büyük tramvalarla geçiriyor. Henüz 18 yaşında iken gözü önünde kuzeni öldürülmüş ve kendisi de ölümden dönmüş. Ondan sonrasında karakolda sorgulama ve cezaevi dönemleri peşini bırakmamış. Bu sebeplerden dolayı Türkiye’yi terk etmek zorunda kalıyor. Ben 6 yaşıma geldiğimde ailem diye bildiğim insanlardan ayrılmak zorunda kaldım. O sıra anne-babamın bulunduğu İsviçre’ye kaçak yollarla getirildim. O günden sonra da yaşımdan daha büyük olmam gerektiğini anladım.  Çünkü beni hiç tanımadığım başka bir dünya, başka bir hayat bekliyordu.

Müzikle tanışmanız nasıl oldu?

Müzik benim hayatıma sonradan giren birşey değil, bilinç altımda hep var oldu. Kendimi bildim bileli müzik vardı. Tıpkı bir ressamın sonradan çizmeyi öğrenmediği gibi. Büyüdüğüm ortam benim müziğe olan sevgimi ve ilgimi hep arttırdı. Çevremdeki herkes türküler, şarkılar söylerdi. Halamın sesi çok güzeldi mesela. Ben daha köydeyken bana annelik yapar, türküler, ninniler söylerdi. Nenem ise Dede soyundan geldiği için hastalandığımda bana hep Alevi duaları okurdu. Dedem benim idolümdü. Onun türkülerini dinlemek bana hep keyif ve huzur verirdi.

İsviçre’ye geldiğimde, babamın büyük bir müzik sevdalısı olduğunu anladım. O kadar çok kaseti vardı ki ben onları dinleyerek, ezberleyerek büyüdüm.

Müziğe olan sevgim hergün daha da artıyordu ve hergün yeni nağmeler, yeni melodiler keşfediyordum. Her yanlız kaldığımda, bir tarak ya da televiziyon kumandası mikrofona dönüşüyordu. Bense büyük bir sanatçıya…

11 yaşıma geldiğimde babamın isteği ile bağlama dersleri almaya başlamıştım. Bu sıra  sesimden kimse haberdar değildi. Birgün bağmala hocam bir etkinlik için bizleri sahneye hazırladı ve birkaç eser seslendirdik. O etkinlik sırasında hocam ve arkadaşlarım sesimin güzel olduğunu söylediler. Ondan sonra da hocam üzerime çok düşmeye başladı.

Babam işin ciddiyetini görmeye başlayınca korkmaya başladı ve beni müzik ortamından uzaklaştırdı. O dönem babamla meslek ve okulla ilgili tartışmalarım da başlamıştı. Ben müzik yapmak istiyordum o ise okumamı istiyordu. Babama rağmen kendimi geliştirmeye, gizli gizli müzik yapmaya devam ettim.

Yaşım büyüdükçe kendi isteklerimi önemsemeye başladım. Bir ara ana okulunda staj yaptım ve o zaman müzik kadar çocuklarla da olmanın, onlara birşeyler veriyor olmanın beni mutlu ettiğini anladım.

Müzik eğitimi aldınız mı?

Evet aldım. Konservatuar Solfej Bölümü’nde özel gitar dersleri aldım. Ayrıca Cenevre’nin Ethnomüzikoloji kurumundan değişik dersler de aldım. 

Liseye başladığımda, sanat bölümü için ya resim ya da müzik bölümü seçmeliydik. Ben müziği seçtim tabii. Müzikte başarılı olanlar konservatuara yönlendiriliyordu. Ben konservatuara girmeye hak kazandım. İlk olarak Batı müziğini öğenmeye,  klasik müziğin büyük kompozitörlerini daha yakından tanımaya başladım. Antonio Vivaldi, Johann Sebastian Bach, Georg Friedrich Haendel, Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven ve daha bir çok ünlü yorumcu… Buna zamanla modern batı müziği ile jazz müziği de eklendi. Müzikle ilgili bilgim arttıkça müziğin sonsuz olduğunu daha iyi anlıyordum.

Bu arada sesim ve sesimle yaptıklarım değişiyordu. Farklı harmoniler arıyordum, bu durumu mutfakta yapılan bir sosa benzetiyorum. Kullandığınız malzeme ya da baharatlar uyumlu olursa, o sosun tadı size güzel gelir ve keyif verir.

Hangi enstrümanları çalıyorsunuz? Genellikle gitar elinizde.

Bağlama da çalıyorum ancak bağlamayı yarıda bıraktığım için kendimi hiç yeterli hissedemedim. Gitara gelince; ben gitara alıştım gitar da bana…Gitar kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşündüğüm , otantik ile batı müziğinin sentezi gibi özgürce kullanabildiğim bir enstrüman. Sesim sadece bir yere ait değil, tıpkı benim iki kültür arasında büyüdüğüm gibi. 

Daha çok Kürtçe eserler seslendiriyorsunuz. Kendinizi Kürt müziğine daha mı yakın hissediyorsunuz?

Yakınlıktan ziyade, Kürtçe benim ana dilim. Dolayısıyla ben Kürtçe hissediyorum, Kürtçe düşünüyorum. Bu yüzden Kürtçe okumak benim için başka bir duygu. Hatta en özgür duygularımı Kürtçe’de ifade ediyorum diyebilirim.

İlham aldığınız bir müzik tarzı var mı?

Bu soruya net cevap asla veremem çünkü tarzı birbirinden tamamen farklı olan sanatçılar dinlerim. Okuduğum eserlere bakıldığında, sadece geleneksel ve halk müziği dinlediğimi düşünülebilir. Ancak ben aynı zamanda bir İran müziği hayranıyım da. İrlanda müziğini çok severim.Hint ve Kızıldereli müziklerine karşı yoğun bir ilgim var. Batı müziklerinden birçok sanatçıyı dinler Fransızca şarkılar da söylerim.

Hedefiniz ne, bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz?

Hedefim, günün birinde benim dünyamı, hayata bakışımı, hislerimi anlatan bir albüm yapmak.

Herhangi bir Albüm hazırlığı var mı?

Şu aşamada henüz yok. Kişisel düşünceme göre, albümü ancak müziğimi kendim ürettiğim zaman yapmalıyım. Şu an çok değerli isimlerin eserlerini yorumluyorum, yani şimdilik sadece bir yorumcuyum.

Beste veya söz çalışmalarınız var mı?

Evet var. Ancak bunları ileride yapacağım albümde tanıtmak istiyorum.

Müzikle ilgili bir projeniz olacak mı?

Dilan Biçer’in yönetiminde, “Orta Anadolu Kürt Ezgileri” isimli bir albüm projesi var. Albüm şu an yapım aşamasında ve 2015 yılı yaz sezonunda çıkacak. Bu albümde benimle birlikte, Mehmet Akbaş, Serbülent Kanat, Stranbej Yusuf, Aygül Erce, Gülseven Medar, Sakina gibi sanatçılar da yer alacak.

Son olarak okuyucularımıza söylemek istediğiniz birşey var mı?

Bugüne kadar iyi ve kötü zamanlarımda hep yanımda olduğu için anneme çok teşekkür ediyorum, iyi ki var. Müzik yeteneğimi ve müziğe olan aşkımı ilk fark edendir annemdir. Çünkü gizli gizli müzik yaptığımda beni gizlice dinler ve izlerdi. Babamı her defasında ikna etmeye çalışan da kendisidir.

Diliyorum ki her alanda olması gerektiği gibi, müzik ortamında da kadınların sayıları ve sesleri artsın. Çünkü bu dünyanın artık yapıcı ruhlara ihtiyacı var.

Tanrı’nın gizli dili olan müzik hepimizin yaralarına derman olsun. 

 

 

 

devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı