Evrensel Değerler… Başarı = Değerli Olmak Mıdır?

143

Dr. Meral Acar

Çocuk, Ergen, Aile Psikoloğu ve Danışmanı

acarmeral@googlemail.com

 

 

 

 

 

Anne – baba olarak çocuğumuzun başarılı olmasını isteriz. Ancak başarıyı mutlak ve tek değer ölçütü olarak aldığımızda çocuklar şöyle bir mesaj alırlar; `Başarılıysam değerliyim`.

Başarı ve özgüven birbirini karşılıklı etkileyen ve destekleyen unsurlardır. Esasında başarı “başkaları beni nasıl görüyor?“ sorusunun cevabı olarak ortaya çıkıyor. “Başarılıysam değerliyim, çevremdeki herkes bana başarılı olduğum için değer veriyor“ düşüncesi oluşur. Halbu ki başarısızlık da hayatın doğal bir parçasıdır. “Hayatta hiç başarısız olmadım“ demek mümkün değildir.

Peki başarılı olan kişi kendini değerli ve toplumda kabul gören durumunda görürken, başarısız olan kişi kendini nasıl hissetmeli ve ne düşünmelidir?

Başarısız olan bireyler başarısızlıklarının nedenini genellikle dışarda ararlar. Böylelikle gerçek problemleri görmezden gelerek sorunlardan kaçarlar.

Örneğin öğrenci okulda yüksek not alıyorsa, “Ben aldım“, kötü not aldığında ise “Öğretmen kötü not verdi“ diyor.

Bir diğer çıkış arama yolu ise gerçeği çarpıtmak, yani yalan söylemek… Kimi zaman kişi hileye başvurmak gibi eğilim içerisinde de olabilir. Kişi, gerçekleri konuşmak yerine yalan ve hileye başvurarak sonunda mutlu olabileceğini, kabul görebileceğini düşünür.

www.haberpodium.chBaşarı toplumda kabulü de getiriyor demiştik. Burada asıl değerli olan “Özsaygı“ dır. “Ben kendimi nasıl görüyorum?“ un cevabını aramak ve gerçekle yüzleşmek asıl yapılması gerekendir.

Günümüzde gençlerde dikkatimizi çeken şey, onlarda özgüvenin çok fazla, özsaygının ise çok az olmasıdır. Eğer özsaygısı gelişmemiş gençlerde başarılı ve güçlü olma uğruna herşeyin yapılabileği anlayışı gelişirse, toplumdaki değerlerin zarara uğraması kaçınılmazdır.

Her anne baba mutlu ve başarılı birey yetiştirmek ister. Ancak başarıyı kendileri için mi yoksa toplum için mi isterler? Çocukları başarı odaklı yetiştirirken, empatiden yoksun bırakırlarsa özsaygıdan da uzaklaştırmış olurlar. Bu durumda o çocuğun mutlu bir birey olmasını beklemek zor olacaktır.

Anne – babaların çocuklar ve gençler için rol model olduğunu hatırlayacak olursak; anne ve babaların, değer ve yargıları hayatlarına nasıl uyguladıklarının çocukları tarafından takip edildiği unutulmamalıdır. Eğer çocuk babasının yalan söylediğine şahit olmuşsa ve baba “aman oğlum, herkes böyle yalanlar söyler, normaldir“ derse, çocuk bunu nasıl görür ve öğrenir?  Çocuk “babam doğru olanı değil yalan olanı tercih etti, herkes böyle yalanlar söyler“ diye düşünür ve böylece yalan söylemeyi öğrenir. Peki yalanı sürekli kullanan çocukta nasıl bir değer yargısı gelişir?

Her aile evdeki değerleri belirlemeli ve bunları tanımlamalıdı. 4-8 yaş arasındaki çocuklar değerleri soyut olarak algılayamadıkları için, birçok şeyi anne – babayı taklit ederek öğrenirler. Bu dönemdeki çocuklara şefkat, vicdan, insan hakları, eşitlik, dürüstlük, iyilik gibi değer kavramlarını anlatamazsınız.

11- 16 yaşla birlikte, çocuk soyut düşünmeye başladığı için bu değerler üzerine konuşabilirsiniz. Hayatın içerisinde onlarla birlikte yaparak ve yaşayarak öğretme şansına sahipsiniz. Fakat bu dönemde çocuklarda arkadaş ve çevre çok daha önemli etkenler olacağı için, bu değerlerin öğretilmesine ve geliştirilmesine küçük yaşlardan başlanmalıdır. Değerlerle ilgili sorgulamalara, sahip olduklarımızı fark etmek ve elimizdekilerin kıymetini bilmekle başlanabilir.

Peki hayatta mutlu ve başarılı olmaları için cocuklara ne ögretilmelidir?

İyilik yapmak, bizden daha az şanslı onlara yardım etmek, yardımlaşmak gibi sosyal etkinliklerde yer almak, hayatta mutlu olabilmenin yollarını öğretmek için faydalı olacaktır.

Ayrıca arkadaşlıklara önem vermek, onların farklılıklarına saygı duymak, bağışlayıcı olmak, tek kalemde arkadaşlıklara son vermemek, şans tanımak gibi pozitif bakış açıları geliştirmek de, hayata anlam ve değer katmak açısından çocuklara öğretilebilecek olan şeylerdir.