Evliliğin Son Kullanma Tarihi

770

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

y.schreiber@bluewin.ch

 

 

Gelinle damatlar, nikâh memurunun sorduğu soruya mahçubiyetle mırıldanarak ya da doğal sesleriyle, belki de sevinçle haykırarak “Evet” cevabını verdiler. Arkadașlarının, “Ayağına bas çabuk!” çığlıkları altında özenle imzalarını attılar gerekli yerlere. Fotoğraflar çekildi, tebrikler, temennilerle karı-koca olarak ortak yaşamları bașladı.

Henüz edinmiș olduğu taptaze evlilik cüzdanının sayfalarını evirip çevirip, “Son kullanma tarihi nerede yazıyor peki bunun?”, diye soran gelin gördünüz mü hiç? Sorulmaz tabi böyle bir șey. Her ne kadar densiz olsa da yersiz değildir aslında bu soru. Evlilikler zamanla bayatlıyor nitekim. Hepsi mi?  Yani … Psikolojik araștırmalara ve istatistiklere bakarsak öyle görünüyor.

Evlenmeyelim mi o zaman? Yok, tam tersi. Mutlaka evlenin!

www.haberpodium.ch

Tüm araștırmacılar șu konuda hemfikir; evli olmak, sağlığı her açıdan olumlu etkiliyor. Evli insanlar daha az sigara tüketiyor, daha sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürüyorlar. Kalp krizi, kanser, hatta grip olma riskleri, hastalanınca da ölüm riskleri yalnız yașayanlardan daha düșük. Evli kadınlarda yüzde elli, erkeklerde ise yüzde iki yüz elli oranında düșük bu risk. Yani kadınlar kocalarına, “Vitaminlerini aldın mı?”, “Gene mi sigaraya bașladın sen?”, “Nereye gidiyorsun gene akșam akșam?” veya, “Yeter artık, bu kaçıncı kadeh?”, dedikleri zaman, ciddi anlamda tıbbi müdahele yapıyorlar. “Dırdır ediyorsun“deyip geçmemeli kanımca.

Fakat șunu da vurgulamak gerekir; sağlıklı yașam için sadece evli olmak yetmiyor. Asıl önemli olan, mutlu bir evlilik sürdürmek. Kalp hastalıkları istatistiklerine bakılırsa, en yüksek risk mutsuz evli kișilerde, ardından son on yılın içinde boșanmıșlar, ardından bekârlar ve en sonda mutlu evliler geliyor. Genelde yapıcı yerine yıkıcı çatıșmalar sürdüren karı-koca ilișkileri yașayan kişilerde; kronik yüksek tansiyon, strese bağlı yüksek kortizon seviyesi ve bunun sonucu olarak da bağıșıklık sisteminin zayıflığı görülüyor. Yara iyileșmesi bile daha geç ve zor oluyor.

Olumsuz duygular, kortizon ve adrenalin gibi stres hormonlarının salgılanmasına yol açarak sempatik sinir sistemini alarm durumuna sokuyor. Sadece hayati tehlike anlarında aktif olması gereken bu sistem böylece sürekli tetikleniyor. Beyine giden “Dikkat, tehlike var!” sinyalleri, organizmayı “Savaș veya kaç” moduna sokuyor. Evlilikleri ve diğer sosyal ilișkileri sağlam olan insanlar daha sık olumlu duygular yașıyorlar. Bu duygularsa, parasempatik diye adlandırılan ve gevșeme, rahatlama, dinlenmeyi gerçekleștiren sistemi uyandırıyor. Yeni fikirlere açık olma, yaratılıcılık gibi özellikler huzurlu bir ortamda gelișebiliyor.

Balayı bitti

Ufak tefek krizler așı gibidir, ruhun bağıșıklık sistemini güçlendirir. Așılanmıș insan, karșılaștığı ciddi bir krizi hafif atlatır. Coșkulu balayı haftalarının ardından yıllar süren yıpratıcı bir ilișki gelișmemesi için, psikolojide rezilyans olarak adlandırdığımız özellik gerekli. Rezilyans, bir krizden sonra çabuk toparlanma, yeni șartlara uyum sağlama, negatif duygulardan uzak durma, yaratıcı çözüm yolları bulma yeteneği. Ayakta kalma yöntemleri geliștiren, değișimlere ayak uydururan çiftler altından kalkıyorlar sorunların.

Çocuklar, para, cinsellik ve aile konuları evlilikte en çok tartıșmaya yol açan konulardır. Kaynana, görümce, birader muhabbetleri sadece bizim kültürümüzde değil, tüm dünya istatistiklerinde en önemli kavga nedenleri arasında yer alıyor. Çiftin, geldikleri değil, kurdukları yeni ailelerini ön plana almaları șart.

www.haberpodium.ch

Așık olan insanların MR araștırmaları, beyindeki korku, öfke, hüzün, önyargı duygularına ait bölgelerinin frenlendiğini gösteriyor. Mutlu bir ilișkide yașayan veya iyi bir sosyal çevresi olan kișilerin MR bulguları da bunlara benziyor. Olumsuz duygular, değerlendirilmeler bastırılıyor. Bir bașka beyin MR’ı deneyinde, uzun süreden beri mutlu evliliklerde yașayan insanlara eșlerinin resmi gösterilmiș. Resimlere bakan kișilerde beynin mezolimbik sistemi denilen bölgesinin aktif hale geçtiği izlenilmiș. Burası; güven, sevinç, motivasyon, bağımlılık ve cinsel arzunun bulunduğu bölge.

Mutluluk hormonu Oksitosin

Oksitosin, son yıllarda așk ve mutluluk hormonu diye ün yapmıș olan bir hormon. Beyindeki hipotalamusda üretiliyor ve hipofiz bezi tarafından, okșanma, rahatlatıcı masaj ve orgazm sırasında salgılanıyor oksitosin. Doğumu bașlatmada ve emzirmede de büyük rol oynuyor. Ayrıca, empati, güven, dostluk, cömertlik ve fedakârlık gibi duyguları olumlu etkileyerekiyi ilișkiler kurmaya ve sürdürmeye yardımcı oluyor. Yașlanmayı da önlediği rivayet edilen oksitosin, evliliğinden memnun kișilerde daha sık salgılanıyor.

Güzelliğin on par’ etmez …

… bu bendeki așk olmasa. Așık Veysel bu güzel türküyü deli gibi sevdiği ilk karısı icin yazmıș. Karısının gönlünü bașkasına kaptırıp evden kaçmaya niyet ettiğini sezen ozan, kadının pabucunun içine gizlice bir tomar para koymuș, gittiği yerde ezilmesin diye. Bir gönül insanı Așık Veysel …

Așk, ihtiras, romantizm ve dostça sevgi duyguları, yıllar geçtikçe aralarında biraz yer değiștirseler de hepsinin toplamı yüksekse, herșey yolunda demek oluyor. Evliliğin yıpranmasını engelleyen faktörler; sevgi, saygı, birbirine değer verme, iletișim kurabilme, ortak ilgi alanları ve eșitlik olarak tanımlanıyor. “İyi bir evlilik iki șeye bağlıdır; birincisi, doğru insanı bulmaya, ikincisi ise doğru insan olmaya”, demiș Mevlâna.

Evlenmeden önce ilişkinin sağlam bir temeli olması, doğru seçim yapılması șart. Karșısındakinin içindeki mükemmeliği ortaya çıkarma becerisi de gerekli. “Michelangelo fenomeni“ diye adlandırılan bu beceri, destek, güven, sadakat ve olumlulukla mümkün oluyor.

Olumluluk deyince …

Geçenlerde eșimin doğum günü vesilesiyle bir davetiye hazırlamıștım. Demin elime geçti. “Kaliteli șarap gibi, yıllandıkça tatlanmıș” yazmıștım hakkında. Ben öyle algılıyorum en azından.

 

 

www.praxis-schreiber.ch