Yasemin Schreiber-Pekin

Herero halkının bașına gelenler

isvicre haberleri, www.haberpodium.ch

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

y.schreiber@bluewin.ch

 

 

Geçtiğimiz günlerde bir İsviçre gazetesinde bir haber okudum. Herero halkı Almanya’dan tazminat istiyormuș. 1904-1908 yılları arasında, o zamanlar Alman sömürgesi olan Namibya’da, yaklașık 70 bin Herero katledilmiș Almanlar tarafından. 25 ila 50 milyar Euro tazminat söz konusu. Almanların mahkeme karșısında konu hakkında yaptığı açıklamayı, hukuk bilgisi olmayan bir okuyucu ve psikoterapist olarak ilginç buldum. Suçluluk duygusuyla ilgili davranıș tarzı ve suçun inkârı psikoterapide sık sık ortaya çıkan konulardan biridir.

Herero halkının varlığından geçen yıla kadar bihaberdim. Geçen yaz ailecek Namibya’da tatil yaparken karșılaștık tarihin yazdığı bu kanlı yapraklardan biriyle.

İçi kamp yapmaya uygun gereçlerle donatılmıș, arkası mutfak, çatısına iki çadır kurulabilen bir arazi arabasıyla üç hafta gezdik Namibya’yı. Temmuz ayı, ülkenin kıșına rast geldiği için, gündüzleri Afrika güneșinin ısıttığı hava sıcaklığı, geceleri sıfırın altına düșebiliyordu. Akșam olunca, o gün geldiğimiz kamping yerinde hemen ateș yakıyor, hava kararmadan önce arabanın üstündeki çadırları kuruyor, arabanın arkasındaki buz dolabından antilop etlerini çıkarıp ızgaraya koyuyorduk. Pırıl pırıl ıșıldayan yıldız denizinden bașka ıșık, arada bir uzaklardan gelen hayvan seslerinden bașka ses olmayan Kalahari Çölü’nün kenarında doğayla bașbașa, izlenimlerimiz hakkında ilginç sohbetler olușuyordu çocuklarla.

www.haberpodium.chYolculuğumuz sırasında Herero Bașkaldırısı’na sahne olan, adı „su dağı“ anlamına gelen, Waterberg’den de geçtik. Ülkenin kuzeyinde, 50 kilometre uzunluğunda, tepesi bıçakla kesilmișcesine dümdüz muhteșem dağlar, 200 metre yüksekliğe ulașıyor. Dağın doruklarında bulutlar asılıp kalınca, yağmuru sünger gibi emen kızıl kumtașı yamaçlarından göz yașı gibi sular akıyor. Geçtiğimiz yüzyılın bașlarında, Almanya’nın hedefi, Namibya’nın bir an önce almanlaștırılıp, evdeki ișsizlerin sömürgeye gönderilmesidir. Bu plan, kronik kadın kıtlığından bașarıya ulașamaz. Yedi erkek yerleșimciye bir kadın düșüyordur. Her açıdan sömürülen yerli kadın değil, Alman kadın kıtlığıdır tabi kastedilen.

Ocak 1904’te oniki kolonialistin yerli halk tarafından öldürülmesiyle bașlar Herero Bașkaldırısı. Acımasızlığıyla ünlü General von Trotha, askerlerini Herero’ların üzerine salınca, Waterberg’in eteklerinde konaklayan kabile reisi Samuel Maharero’nun himayesine sığınır kaçan insanlar. Bir zamanlar Alman’lara hayran olup, ülkesinin kalkınmasında onları örnek almayı düșleyen Maharero, Alman ordusuyla kendisini karșı karșıya bulur birden. Bir tarafta modern silahlı bir ordu, diğer tarafta ellerinde mızrak ve sopa, çoğu çoban olan bir halk. Maharero, Ağustos 1904’te, halkının kaderini belirleyen, sonuçları vahim bir karar verir. Omaheke Çölü’ne çekileceklerdir. Kadın, erkek, çocuk, yașlı, mal mülkleri ve 50 bin büyükbaș hayvan ile çölün içerlerine doğru ilerlemeye bașlarlar. Almanlar çöle kaçanları takip etmeye gerek görmez.

www.haberpodium.chSadece arada bir, Herero’ları Omaheke Çölü’nün acımasız kuraklığının daha derinliklerine sürükleyen kısa süreli saldırılarla yetinirler. Aynı zamanda General von Trotha, yerli halkın teslim olmak yerine elinden kaçmasını șahsi bir yenilgi gibi görüyor ve kendine yediremiyordur. Sonunda bir plan yapar. Omaheke Çölü’nden geri dönüp kaçmaya çalıșan çocuk, yetișkin, savașçı, sivil, her kim olursa olsun üzerine ateș açılacak ve idam edilecektir. Böylece açlıktan ve hastalıktan kırılan Hererolar kapana kısılır. Kısa sürede nüfüs yarı yarıya iner. Bu durum Kayzer II. Wilhelm’in bile vicdanını rahatsız etmeye bașlar. General von Trotha’ya, geri kalan Herero’ları toplama kamplarına sokması emrini verir. Tașla yüklü eșek arabaları çektirilen kamp sakinleri, tifodan, skorbütten, halsizlikten ölmeye devam eder hızla. Fakat sorumlu valinin yazdığına bakılırsa, savaș tutukluluğu sırasında toplama kamplarında çalısabilmek Hererolar için çok eğitici, hatta mutluluk vericidir. 27 Ocak 1908, Kayzer’in doğum günüdür. Geriye kalan bir avuç Herero serbest bırakılır. Tamamen yok edilmemelerinin asıl nedeni, „yerlilerin çiftçilik ve hayvancılıkta vaz geçilmez“ olușudur.

Von Trotha’nın „çölden kaçana ateș serbest ilanı“, bazı tarihçilerin kanısınca, Almanya’nın, İkinci Dünya Savașında Yahudi katliamıyla zirvelenen düșünce tarzının doğum saatidir.

2015’ten beri  Namibya ile Almanya arasında mahkemelerde tartıșılıyor tazminat konusu. Almanya, kolonialistlerin yaptığı zulmü kabul edip özür dilemeye hazır olduğunu açıklıyor. Ayrıca, açılan yaraların iyileșmesi için, belli bir mebla adlandırmadan, makul bir miktarda para yardımı yapmaya hazırmıș Berlin. Almanya zaten ne katliamı, ne de katledilen halkın topraklarının yerleșimcilere verildiğini inkar ediyor. Fakat birkaç ufak tefek șartı var Almanya’nın: „Soykırım“ ve „tazminat“ sözcükleri kullanılmayacak, ayrıca kurbanların yakınlarına doğrudan ödeme yapılmayacaktır.

www.haberpodium.chAlman hükümetinin talep ettiği bu șartları açıklamak için gösterdiği gerekçe ilginç: „Soykırım kavramı uluslararası hukukta ilk defa 1948’de tanımlanmıștır ve geriye dönük geçerliliği yoktur.“ Yani 1948’den önce dünyada olanlar soykırımı tanımına girmiyor diyor Alman hükümeti.

31 Temmuz 2017, tatilimizin son günü. Etosha Milli Parkı’ndayız. Hava, kuru çayırların kokusuna gebe. Akșamın altın ıșığında pırıldıyor dikenli çalılar. Sararmıș otlar, akasyalar, bir kaç devasa ağaçla hayvanların içmeye geldiği su yeri, muhteșem bir kulis olușturuyor. Suyun kenarındaki yeșil çimenlerin arasında, gergedanların, su aygırlarının etrafında antiloplar oynuyor. Havada rengarenk kușlar, su terazilerini avlıyorlar. Bir diși fil yavrusuyla yaklașıyor. Hortumunu ağaç dalına sarıp, yaprakları kopartıyor, çok aheste çiğniyor ağzında. Kulakları yelken gibi kafasının iki yanında. İlerdeki zürafalar, yürüyen kulelere benziyorlar. Kızıl toprağı toz dumana katarak bir zebra sürüsü geliyor. Güneș batarken, cırcır böceklerinin sesine uzaklardan bir kükreme katılıyor. Ürken ceylanlar sıçrayıp kaçıyor. Gökyüzü lacivertleșiyor, gece oluyor Afrika’da. Bugün, küçük oğlumuz 18 yașına giriyor. Lojman personeli doğum günü sürprizi olarak milli dans gösterisi düzenlemiș. Bizi de alıyorlar aralarına, kaptırıyoruz kendimizi yașam sevinci dolu müziğe.

www.praxis-schreiber.ch

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı