www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

2016 yılında,“Köpek“ isimli film ile İsviçre’nin en iyi filmi ödülünü alan Yönetmen Esen Işık, AL-SCHAFAQ (Şafak Vakti) isimli yeni filmi ile sinema severlerin karşısına çıktı.

Hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği yeni filminde, Zürich’te yaşayan Kara ailesi üzerinden İslami radikalleşmeyi ve Suriye’deki savaşı ele alan Esen Işık, bu filminde kimlik arayışlarını, beklentileri,aile içi şiddeti, erkek egemen kültürü, mülteciliği, kaybetmenin acısını ve umudu ele alıyor.

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

99 dakika süren ve İsviçre ile Türkiye- Suriye sınırında geçen filmin konusu şöyle;

Abdullah Kara dindar bir aile babasıdır. Çocuklarının da dindar olmaları konusunda çaba sarf eden baba Kara, çocuklarının camiye gitmelerini, düzenli olarak namaz kılmalarını ve dindar ortamda kalmalarını istemektedir.

Başlangıçta ailenin küçük oğlu olan Burak ile bu konuda sürekli çatışan baba Kara, onu yola getirmek için kimi zaman şiddet bile kullanmaktadır. Bu durum Burak’ı, cami üzerinden yavaş yavaş radikalleşmeye götürürken, ilk zamanlarda ne anne ne de baba bu radikalleşmenin farkında değildir. Aile, Burak’ın bu koşullarda ailesinden ve ortamdan kaçıp Suriye’de savaşan cihatçılara katıldığını çok geç fark edecektir.

Konu İsviçre polisine intikal etiğinde ise; aslında onun ne yaptığını takip eden İsviçre güvenlik birimlerinin, ailenin, cami imamının, arkadaş çevresinin Burak’ın yaşadığı radikalleşme sürecinin farkında olduklarını, ancak kimsenin bu gidişata engel olmak için birşey yapmadığını görüyoruz.

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

Oğlunun savaşa katıldığını öğrenen Baba Abdullah Kara, onu Türkiye-Suriye sınır bölgesinde aramak için yola koyulur.

Seyirci bu sırada, savaştan kaçan mültecilerin yerleştirildiği çadırlara ve mültecilerin dramına da tanıklık eder.

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

Kamera bir süre sonra, iki mülteci kardeş üzerinden Yezidi inancına mensup olan Kürtlere odaklanırken, paralel anlatı üzerinden, yezidi kardeşlerin savaş sürecinde yaşadıkları acıları izliyoruz.

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

Baba Kara, bu ortamda Yezidi-Kürt bir çocuk olan Malik ile karşılaşır. Baba oğlunu, Malik ise abisini kaybetmenin acısını yaşıyordur. Bu karşılaşma Baba Kara’ya ikinci bir şans verir; Malik’i evlat edinmek ve oğlunun acısını biraz olsun dindirmek.

Kida Khodr Ramdan, Beren Tuna, İsmail Can Metin, Ali Kandaş, Eda Gürbüz, Ahmed Kour Abdo, Robin Arslan ve Serkan Ercan gibi oyuncuların rol aldığı bu filmde, birçok oyuncu ilk kez kamera karşısına çıkıyor. Daha önce Köpek filminde rol alan ve en iyi oyuncu ödülüne layık görülen Beren Tuna, bu filmde de sergilediği performansı ile dikkat çekiyor.

Filmin ilk gösterileceği tarihler ve yerler şöyle;

29 Ekim – kult.kino Camera, Basel
30 Ekim  – Riffraff , Zürich
31 Ekim – CineClub, Bern
1 Kasım –  Rex, Biel
2 Kasım – Kinok, St.Gallen
3 Kasım – Cameo, Winterthur
3 Kasım – Bourbaki, Luzern

ESEN IŞIK: Bu fimle, Avrupa‘nın herhangi bir ülkesinde doğup büyüyen, oranın ikinci, üçüncü kuşağı olan genç kadın ve erkeklerin nasıl savrulduklarına tanıklık etmek istedim.“

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium
Esen Işık

Filmle ilgili olarak Yönetmen Esen Işık ile görüştük ve merak ettiklerimizi sorduk;

İlk filminiz Köpek’te olduğu gibi son filminiz olan AL-SCHAFAQ’ta da sosyal konulara değiniyorsunuz. Konunun sinemaya aktarım fikri nasıl oluştu?

2015 yılında tamamen tesadüfen tanıştığım bir ailenin hikayesinin peşine takıldım. Dersimli alevi bir ailenin 16 yaşında Suriye‘ye gidip IŞİD’e katılmak isteyen çocuklarını engellemek için verdikleri mücadeleye tanıklık ettim. Bu durum tabii ki o zamana kadar olan ezberimi bozdu. O dönemi hatırlarsak eğer; bize ulaşan o feci savaş görüntüleri ve karşımda oturan gençle bir bağlantı kurmam çok zor oldu. Avrupa‘nın herhangi bir ülkesinde doğup büyüyen oranın ikinci, üçüncü kuşağı olan genç kadın ve erkeklerin nasıl savrulduklarına tanıklık etmek istedim.

Film hem Türkiye’de hem de İsviçre’de geçiyor. Adeta iki ayrı dünya. Türkiye’deki çekimler mülteci kamplarının bulunduğu ortamlarda geçiyor. Çekim aşamalarında ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Türkiye‘de film çekmek tamamen bürokratik engelleri aşmak demek. Yabancı yapımlarda Kültür Bakanlığı‘nın iznini almak gerekiyor. Hikayenize bağlı olarak da dış işleri ve iç işleri bakanlıklarının fikri alınıyor. Onun dışında yaşanılan zorluklar her projede olabilecek şeylerdi.

Filmin konusu oldukça ağır. Konuyu aktarmak da o derece zor. Ama siz bu zorluğu aştınız. Filmde yer alan oyuncuları rollerine nasıl hazırladınız? Oyuncular nasıl bir süreçten geçti?

Önceki işlerimde olduğu gibi bu filmde de daha önce hiç kamera karşısına geçmemiş gençler ve çocuklarla çalıştım. Onlarla daha çok hikaye ve karakterler üzerine sohbetler ettim. Amatör oyuncularla çalışmak biraz değişik bir süreç. Karşınızdaki karakter yapısını anlayıp nasıl işlediklerini bulmanız gerekiyor. Yani herkesle farklı bir dil geliştirmeniz gerekiyor. Onların geldikleri sosyal çevre, aile yapısı, birikimlerinin farklılıkları, yönetmen oyuncu ilişkisinde kuracağınız ilişki biçimini, dili belirliyor. Ben Cast aşamasında ve bütün ön hazırlıklarda daha çok buna yoğunlaşıyorum. Onları tanımaya çalışıyorum. Profesyonel oyuncularla çalışmak daha teknik bir süreç.

Film 30 Ekim’de gösterime girecek. Şu ana kadar İsviçreli çevrelerden yeni filminizle ilgili ne tür eleştiriler aldınız? Bu filmle İsviçrelilerin kafasında Müslüman kesimle ilgili nasıl bir fikir oluşur sizce?

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

Şu ana kadar eleştiriler oldukça iyi yönde. Sonrasında yazılacakları ben de merakla bekliyorum. Aslında hikaye genel olarak bütün bir Müslüman kesimi anlatmıyor. İslam dini yaşam şekli olarak çok geniş bir yelpazeye sahip. Bu yüzden ben “Müslüman kesim böyledir“ demenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Hikayede‚‘’bakın Müslümanlar böyledir’’ bakış açısından uzak durdum. Beni ilgilendiren konu dini anlatan, aktaran mekanizmanın nasıl işlediğini göstermek idi. Bu kimin kimi ve neden öldürdüğünü bilmediğimiz savaş aslında. İnsanların evlerine girip çocuklarını kopartıp almayı başaran bir savaş. Gencecik insanları adeta bir silaha çevirmeyi başaran bu mekanizmayı göstermek istedim.

Filme, aralarında Kültür Bakanlığı, SRF gibi ciddi sponsor destekleri de var. Bu desteğin nedeni işlediğiniz konunun hassasiyetinden mi kaynaklanıyor sizce? Ya da işin içinde Esen Işık olduğu için mi? 

İsviçre‘de film finansının çerçevesi çok bellidir. Senaryon yeterince ikna edici değilse ödüller çok bir işe yaramaz. Ben her sene film yapmadığım için tabii ki benim işlerimin merak edildiğini biliyorum.

Ödüllü bir yönetmen olarak İsviçre film piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Zorlukları neler?

İsviçre‘de film piyasasının sorunları oldukça fazla. En önemlisi projelere yeterli para bulmak, dağıtım ve sinema salonlarını ikna etmek bir çok yönetmenin yaşadığı zorluklar. Eğer yazar sineması yapmak istiyorsanız bu durumdan daha fazla etkileniyorsunuz.

Köpek filmi ile aldığınız ödülden sonra çalışmalarınız nasıl şekillendi?

 İki Senaryo yazdım ve yeni projenin araştırma aşaması ile geçirdim.

AL-SCHAFAQ’ın konusu daha çok gelenekselci-tutucu çevrelerde geçiyor. İnançsal boyutu ile bir Müslüman’ın nasıl bir yaşam tarzı olduğunu, ritüelleri dahilinde etraflı bir şekilde yansıtıyorsunuz. Bir kadın yönetmen olarak bu süreçte zorluklar yaşadınız mı hiç?

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodiumTabii ki yaşadım. Mesela camilerde oldukça fazla vakit geçirdim. O süreç çok basit değildi. Hikayemden dolayı politik tartışmalar oldukça ilginçti. Ben ateist olduğumu hiç gizlemedim, yanına sosyalist ve feminist olduğumu da ekledim. Bu anlamda eğlenceli bir süreçti. Bunun yanında camilerin ne kadar önemli işlevleri olduğunu bir kez daha gördüm. Müslümanların çok büyük bir bölümünün Arapça bilmediği için Kuran’ı direk okuyamadıklarını düşünürsek durum vahim. Dini anlatan kurum ve kişilerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ettim.

Bir tarafta radikalleşen ve cennete gitme umuduyla yola çıkan bir inanç, diğer yandan da bu inancın zulmüne maruz kalan bir azınlık olan Yezidiler… Güneşe dönüp sabah duası yapan Yezidi bir aile önce tabiatın verdiklerine şükrediyor. Sonra da insanların iyilik ve mutluluk yaymaları için dua ediyor. Zulmeden ile kurban ikilemi arasında iki inanç arasındaki farkı da yansıtıyorsunuz. Kurban her zaman insanlığın iyiliğini isteyenler mi olur sizce?

Aslında senaryoya ilk başladığımda çok öfkeliydim. Bir yandan gözümüzün içine sokulan savaş resimleri diğer yandan içine düştüğüm insan hikayeleri. Fakat süreç içerisinde ben de kurban kim mağdur kim sorusunu hikayenin merkezine yerleştirmeye çalıştım. Bana göre hikayedeki Ezidi karakteri Malik kadar Müslüman, genç Burak kadar da kurbandır. Fakat kurban ‘’suçsuzdur’’ şeklinde algılanmamalı.

Radikalleşme konusu, tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İsviçre’de de hassas bir şekilde gündeme geldi. Bu vesile ile radikalleşmeye karşı birçok güvenlik önlemi de alındı. İsviçre’de gelenekselci-dindar bir aile ortamında yetişen, daha sonra da radikalleşen bir genç; Burak… Filmin yönetmeni ve senaristi olarak bu film ile nasıl bir mesaj vermek istediniz?

Ben özel mesaj vermek isteyen filmleri çok sevmem. Aslında Köpek’te olduğu gibi Al- shafaq’ ta da sadece seyirci ‚‘seyirci’’ olarak kalsın ve tanıklık etsin istedim. Bu yüzdende senaryoyu kahraman hikayesi ve yolculuğu gibi kurgulamadım. Hikayede, radikalleşme sürecinde işleyen mekanizmayı önemsediğim bir taslakla çalıştım.

Herkesin bildiği ancak üzerine pek de konuşmak istemediği bir radikalleşme sürecinden geçiyor Burak. Henüz çok genç olan Burak’ı oralara sürükleyen şeyin sebebini düşünürken akla bir soru geliyor. Kim suçlu?  Aile mi? Sosyal ortam mı? Burak’ın radikalleşme sürecini takip eden İsviçre istihbaratı mı? Emperyalist güçler mi? Anladığım kadarı ile bunun cevabını seyirciye bırakıyorsunuz.

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodiumAslında bunun tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Karşılaştığımız bütün radikal, şiddet yanlısı örgütlenmelere bakarsak resmin çok farklı olmadığını görürüz. Bu sadece radikal islami örgütlenmelerle sınırlı değil. Bütün dünyadaki radikal sağ, sol, hristiyan, yahudi örgütlenmeler ve tarikatlar da bunun içerisinde. Bu anlamda “Kim suçlu?“ sorusuna verilecek cevabı bireysel boyuta indirmek bence asla bir cevap alamamak demektir.

Filmin konusu oldukça geniş. Kaçırılıp pazarlarda satılan Yezidi kadınları, tecavüzler, toplu katliamlar… Üzerine daha çok yazılıp çizilecek çok şeyler var. Siz etraflıca değiniyorsunuz ama “Keşke şu konuyu da filmde işleseydim“ dediğiniz zamanlar oldu mu?

Araştırma süresi oldukça farklı bir zamandır. Çok uzun bir yolculuk gibi… Tanıştığınız, hayatlarına girdiğiniz insanlar ve onların hikayeleri bazen çok farklı olabiliyor. Mesela Urfa’da 15 bin mültecinin yaşadığı bir çadır kentte Uzman çavuş K.’nın bana anlattığı hikayeleri anlatmak isterim insanlara. Yaşadığımız dünyada paralel evrenlere yolculuk gibi olur herhalde.

Zor bir konu üzerinden, içeriğinde birçok mesaj da içeren izlemeye değer bir film çıkardınız. Bundan sonraki süreçte hedefiniz ne olacak? Yeni bir film çalışması var mı ufukta?

Şu an tekrar yazmaya başladım. Bu sefer dizi yazıyorum. Zürich‘te cinayet masası amiri Daniel Bürri’nin hikayesi…

www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium

Esen Işık kimdir?

İstanbul’da dünyaya gelen Esen Işık, 1990 yılından bu yana İsviçre’de yaşıyor. 1992-1997 yılları arasında Zürich Sanat Yüksek Okulu’nda Film ve Video bölümü okuyan Işık, Aşkın (1993), In den Keller (1994), Weggehen (1995), Linie 83 (1996), Ölmeye Yatmak (1997), Babamı Hırsızlar Çaldı (1998), İstanbul (2000), Dönüşü Olmayan Yolculuk (2001), Du&İch (2012), Köpek (2015) gibi belgesel ve film çalışmalara imza attı.Esen Işık, film çalışmaları dahilinde birçok ödüle layık görüldü.

 

AYDIN YILDIRIM/ZÜRICH