İsviçreisviçreKültür-Sanat

Ercan Oktay Richter

1986 yılından bu yana İsviçre’de yaşayan resim sanatçısı Ercan Oktay Richter, 12 Eylül askeri darbe döneminin mağdurlarından biri.

Darbe döneminde yakalandığını ve 18 gün boyunca D.A.L. (Derinlemesine Araştırma Labratuarı) denilen merkezde yoğun işkencelere maruz kaldığını söyleyen Ercan Oktay Richter, bu dönemde 6 yıl 8 ay ceza aldığını ve Mamak Askeri Cezaevi’nde kaldığını söylüyor.

Resim sanatı ile çocukluğundan bu yana ilgilendiğini ifade eden Oktay, İsviçre’de resim sanatı ile ilgili çalışmalarına daha da ağırlık veriyor.

Ercan Oktay Richter“Sanat yapmak için insanın bir yerde yerleşik olması lazım. Atölyesinin olması lazım. Ben de bu olanağa buraya yerleştikten sonar kavuştum. İlk olarak İngiltere’de 3 ay kadar sanatçı Sümer Ereg’in atölyesinde çalıştım. Daha sonra 3 ay kadar da Paris’te bir atölyede tamamlamaya çalıştım eğitimimi. Bu dönemde sanat tarihi ile de yakında ilgilendim. Burada anladım ki; sanat tarihi maalesef öyle bir kaç senede bitecek, öğrenilebilecek bir eğitim değil, bilakis bir ömür boyu sürecek olan bir eğitim. Bu eğitim bende halen devam ediyor.“

Eserlerinde daha çok dışavurumcu akım olan Expresyonizm’i yansıtan sanatçı, genel olarak tuval üzerine yağlı boya çalışmaları yapıyor.

Ercan Oktay Richter’in sanatsal çalışmalarının merkezinde renkler ve fırça izleri yer alıyor. Renk tonu ve renk meselesi Richter’in resimlerinin belkemiğini oluşturuyor adeta. Çalışmalarında doğaya dönüşü esas alan Ercan Oktay Richter, doğa ile yoğun meşguliyetin temsil edildiği sanatsal duruşa yeni bir boyut katarken, bir ağaç kabuğunun yüzeyine, ağaç gövdesinin katı dikeyliğine ve ormandaki ağaç köklerine ya da dinamik bir esneklik sergileyen kayalara dair detaylara odaklanıyor.

Derinlik elde etmek için kullandığı beyaz, gri, yeşil ve siyah tonlardan oluşan renkler, duygusal fırça darbeleriyle oluşturulan rölyef izler, doğanın orijinalliğini ortaya koymaya yetiyor.

Ercan Oktay Richter

Ercan Oktay resim sanatında kimlerden etkilendiği ile ilgili sorumuzu şöyle yanıtlıyor;

“Beni etkileyen çok fazla sanatçı var. Özellikle de Paris’te 1990 yılında keşfettiğim Yahudi asıllı Rus sanatçı Chaim Sutine’nin beni etkilediğini söyleyebilirim. Vincent Van Gogh da uzun dönem araştırdığım bir sanatçı oldu. Van Gogh’un resimlerinde keşfettiğim, gözlerinin daha çok yere bakması oldu. Yaptığım resimlerde artık yeri, dağları ve doğayı ön plana çıkarmaya başladım. Böylelikle de resimlerim hem çok daha kalın kullanılan boyalara hem de uzun erimli çalışmalara neden oldu. 2000’li yıllarda “AlpLer” adı altında peyzaj çalışmalarıma başladım. Bugün hala Portre çalışmalarımın yanında çalıştığım bir konudur bu. Bu çalışma ile doğanın renklerini, ayrıntılarını yansıtıyorum tuallerime.“

Ercan Oktay Richter

Burada sergileriniz de oldu. Bunlardan bahsedebilir misiniz?

İsviçre’de birçok kişisel ve karma sergilerim oldu. Tanınmış sanatçılarla sergiler açtık. 1990 yılında Zürichli sanatçıların örgütlediği “Kunst Haus Oerlikon” da bir atölyem oldu. Orada özellikle uyuşturucu bağımlılarının portreleriyle ilgilendim. Daha sonra da, uyuşturucu sorununa dikkat çekmek için büyük bir kişisel sergi açtım. Sonra yine Kulturhaus Wetzikon’da “Krieg und Fluchtlinge sind siamesischer Zwillinge” (Savaş ve mülteciler Siyam ikizleridir) isimli başka bir kişisel sergi açtım.

“Türkischer Hamam” (Türk Hamamı) isimli çalışması, sanatçının birinci elden deneyimlediği insanlık dışı politikaların sonuçlarını yansıtırken, işkence merkezindeki ve askeri hapishanedeki kişisel deneyimlerini yansıtıyor.

90’lı yılların sonuna doğru, yine büyük bir sergi çalışmam oldu. “Türkischer Hamam” (Türk Hamamı) isimli bir çalışmaydı bu. Serginin adının böyle olduğuna bakmayın, o çalışmalarımda işkence ve toplumdaki şiddeti işledim. 12 Eylül faşizminin örgütlediği, binlerce düşünürün ve eleştirel insanın işkenceden geçirildiği Ankara’nın ünlü işkence merkezi D.A.L. ’dı eserlerimde yansıttım.

2009 yılında Bellizona’daki Villa Dei Cedri’deki uluslararası “Arte e Natura” sergisine davet edildim.  Bu serginin afişi benim resmimden seçildi. Bu serginin bir de kataloğu bulunmakta.

Uzun zamandır çeşitli sergiler açan Zürichli sanatçılarla çalışmalar, hazırlıklar yaptık. “Salon Der Gegenwarht“ olarak adlandırdığımız bu yapılanma şimdiye kadar altıdan fazla karma sergiye imza attı. Örneğin Kunsthalle Wil, Villa Flora, Salzhaus Brug ya da en son sergimiz olan, bu sene gerçekleştirdiğimiz Kunsthalle Liestal bunlardan bazıları.

Ercan Oktay Richter

Çalışmalarınız oldukça yoğun geçiyor. Son olarak bundan sonraki projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Şu an gelecek yılın Mayıs ayında Schaffhausen’da açılacak olan “Hallen für Neuekunst” (Yeni sanat için salonlar) isimli bir sergi üzerine çalışıyoruz. Benim çalışmalarım da orada sergilenecek. Bu arada sanatla ilgilenen herkesi 2021 Mayıs ayında açacağımız bu sergiye davet ediyorum.

İlerisi için sanatımı daha da geliştirmek istiyorum. Kafamda çeşitli projeler var. Türkiye beni hala ilgilendiren bir konu. Yaşadığımız süreci eleştirel olarak tuvale yansıtmak hala bende bir hedef.

 

AYDIN YILDIRIM / ZÜRICH

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı