Kültür-Sanat

Engin Günay’dan “Parkta Gölgeler”

Geçtiğimiz günlerde Mozaik Kütüphanesi’nde Engin Günay’ın imza günü vardı. Yazar Engin Günay, 2012 yılında yayınlanan ilkkitabı; Sürgün’ün Seyir Defteri’nden sonra, bu kez de Belge Yayınları’ndan çıkan Parkta Gölgeler isimliromanını okurları ile buluşturdu.

Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Engin Günay, uzun süre Alan ve Belge yayınlarında çalıştı. Türkiye Sorunları ve Demokrat gibi dergilerin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yapan Günay, hakkında açılan basın davalarından dolayı 1993 yılında yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Zürich’te yaşayan ve Sosyal Danışmanlık öğrenimi gören Günay, sosyal hizmetlerin çeşitli alanlarında çalışma imkanı buldu.

Engin Günay çalışmalarında özellikle göçmenler ve göçmen gençliğin sorunları üzerine yoğunlaşıyor.

Sürgün’ün Seyir Defteri

Yazarın ilk çalışması olan Sürgün’ün Seyir Defteri isimli kitabın içeriği, doğrudan kendi yaşadıklarından, gözlemlerinden ve tanıklıklarından oluşuyor. Kitabında göçmenliğin farklı hallerini yansıtan yazar, kimi kurgulamalarını mülteci kampında kaldığı bir dönemde yazdığı günlüklerine dayanadırıyor.

Parkta Gölgeler

Engin Günay roman özelliği taşıyon ikinci kitabı Parkta Gölgeler’i bir “Zürich romanı” şeklinde değerlendiriyor.

Kitap, Zürich‘te bir parkta başlayıp işgal evlerine, lüks bir villaya, oradan dünyanın farklı coğrafyalarında geçen çok farklı hayatlara uzanırken, dünya üzerinde yerleşik olan düzene, kendilerine dayatılan yaşam biçimine direnen, isyan eden genç insanların hikayelerini de anlatıyor.

Engin Günay romanında toplumun farklı yüzlerini göstermeye gayret ediyor. Kitabında, lüks bir villada yaşayan ve toplumun üst tabakasına mensup bir çifte yer veren Günay, onların hayatına yakından bakınca dışarıdan göründüğü gibi pek de parlak olmadığını ortaya koyuyor.

Kitapta, hayatın anlamına ya da anlamsızlığına ilişkin soruları evrensel metaforlarla ifade edebilmenin bir aracı olarak Hint mitolojisindeki bazı sembolik figürler kullanılıyor.

Romanda akıp giden hikayenin, olay örgüsünün yanısıra, ilk bakışta bunlarla bir ilişkisi yokmuş gibi görünen, yer yer araya girip söz alan, kendi ağızlarından hikayelerini anlatan bir önceki kuşaklar da var.

Yazar Engin Günay bu durumu; “Kuşaklararası farklılıkları, çelişkileri bu şekilde içiçe örerek ifade etmeye çalıştım.” şeklinde açıklıyor.

Engin Günay ile yaptığımız kısa söyleşide, ilk olarak yazma ihtiyacının nereden doğduğunu sorduk.

Yazıyla ilişkim oldukça eskilere dayanıyor. Gazetecilik okumam, seksenli yıllarda yayınevlerinde çalışmam, doksanlı yılların başında Demokrat dergisindeki siyasi gazetecilik deneyimim yazıyla profesyonel anlamda da bir uğraşı beraberinde getirdi. İsviçre’deki göçmenlik koşulları bunu uzun bir süre için kesintiye uğrattı. Hepimizin bir şekilde yaşadığı gibi; Almanca öğrenmek, yeni bir meslek edinmek vb… Ama bir yandan da günlük tutuyor, zaman zaman notlar alıyor, taslaklar yazıyordum. Günü gelince elimdeki notları değerlendirmeyi umuyordum. İçimdeki yazma dürtüsü hep canlı kaldı. Ancak kitap yazmaya kalkışabilmem için uzun yıllar beklemem gerekti.

Yazma konusunda gerekli ilhami nereden aldınız peki?

Bu soruyu; doğrudan “yaşamın kendisinden” diye yanıtlayabilirim. Yaşadıklarımız, hayatın kendisi insana yazmak için o kadar çok malzeme sunuyor ki… Önemli olan insanda yazmaya dair bir tutku ve bunun için gerekli olan donanımın olması. Bu ülkeye geldiğim ilk günden beri, bir mülteci ve bir göçmen olarak yaşadıklarım, burada edindiğim “Sozialarbeiter”lık mesleği gereği tanıştığım dünyanın çeşitli yerlerinden, farklı dillerden, farklı kültürlerden gelen insanlar ve onların hikayeleri bende hep yazma isteği uyandırdı. Birçoğunun hayatlarını yakından tanıdım, hikayelerini dinledim. Bir anlamda onların hayatlarının içinden geçtim diyebilirim. İnsanların hayatlarından ve hikayelerinden daha ilham verici ne olabilir ki?

İlerleyen zamanlarda yeni çalışmalarınız olacak mı?

Evet, yazmaya devam etmek istiyorum. Şu sıralar yeni bir roman tasarlama aşamasındayım. Biliyorsunuz ki, roman yazmak uzun soluklu bir uğraş. Ne zaman biteceği hakkında şimdilik hiçbir fikrim yok.

Kitapları edinmek isteyen okuyucularımız [email protected] adresinden yazara ulaşabilirler.

 

 

 

 

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı