www.haberpodium.ch

Ölümcül bir hastalık ya da kanser riskini azaltmak için embriyoya genetik müdahalede bulunulabilir mi? İngiliz uzmanlar gerekli koşulların sağlanması durumunda bunun etik açıdan kabul edilebilir olduğu görüşünde.

Biyoetik üzerine çalışmalar yürüten İngiliz Nuffield Konseyi, doğmamış bir bebeğin genlerinde düzeltme yapılabilmesinin etik açıdan kabul edilebilir olabileceğini açıkladı.

Birmingham Üniversitesi’nde hukuk, etik ve bilişim alanında çalışmalar yürüten Nuffield Konseyi Başkanı Karen Yeung, “Gelecek nesillerin sahip olacağı özellikleri etkilemek üzere genetik müdahalede bulunulması özünde kabul edilemez değildir” dedi.

Konsey tarafından yayımlanan raporda, genetik müdahalenin sadece belirli koşullar altında mümkün olabileceği belirtildi. Buna göre, müdahaleler gelecekteki insanın refahına katkı sağlamalı ve toplumda dezavantaj, ayrımcılık ya da bölünmeye yol açmamalı.

Raporda gen müdahalesinin “üremeye ilişkin seçeneklere dair radikal bir yaklaşım” sunabileceği ifade edildi.

Biyoloji ve tıptaki yeni gelişmeler sebebiyle ortaya çıkan etik sorular üzerine kamusal bir tartışmanın önemine vurgu yapan konsey; Birleşmiş Milletler, Çin ve Avrupa’daki bilim insanları ve etik uzmanlarına gen müdahaleleri konusunda kamusal bir tartışma başlatılması çağrısında bulundu.

Tasarlanmış bebek korkusu

www.haberpodium.ch

Geliştirilen yeni teknolojiler var olan hastalık risklerinin azaltılması amacıyla embriyonun DNA’sı üzerinde değişiklik yapılabilmesine imkân sağlıyor. Fakat bu tip müdahaleler çoğu ülkede yasak.

Embriyoya yapılabilecek bu müdahalelere, genetik olarak avantaja sahip üstün insan yaratılması sonucu doğurabileceği gerekçesiyle karşı çıkılıyor.

Gen müdahalelerine karşı kampanyalar düzenleyen İngiliz İnsan Geni Uyarı grubundan David King, Nuffiled Konseyi’nin raporunu, “tasarlanmış bebeklerin” savunuculuğunu yaptığı ve “tam bir rezalet” olduğu gerekçesiyle eleştirdi. King, “Genetik olarak tasarlanmış bebeklerin yaratılması uluslararası olarak yasaklanmalıdır” dedi.

Sanıldığı kadar zararsız olmayabilir

Gen müdahalesine imkân sağlayan CRISPR/Cas9 gibi teknolojiler vasıtasıyla, yaşayan bir hücreye ait DNA’nın bir kısmında değişiklik yapabilmek mümkün. Bu tür teknolojiler teoride embriyonun anne rahmine dışarıdan yerleştirildiği durumlarda uygulanabiliyor. Ancak bazı uzmanlar bu teknolojiye ilişkin risklere dikkat çekiyor.

Nature Biotechnology dergisi Pazartesi günü altı yıl boyunca insan ve hayvan geni üzerinde yürütülen çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Raporda CRISPR/Cas9  teknolojisinin önceden öngörülemeyen genetik hasarlara neden olabildiği ve bunun da bazı hücrelerde tehlikeli değişimler yarattığı tespit edildi.

 

Kaynak: Reuters