Aydın Yıldırım

Editörün Notu;Göçmen medyası entegrasyon için önemlidir

www.haberpodium.ch

Aydın Yıldırım

Genel Yayın Yönetmeni

[email protected]

 

 

Gazetecilikte ideal olarak kullanılan bir kavram vardır; “Tarafsız Olmak“. Tarafsızlık ilkesinin muhattabı temel olarak haberi yapan gazetecidir. Gazetecinin sosyo-kültürel gelişiminden kaynaklı yaşama bakış açısı, her ne kadar kabul etmesek de, kısmi olarak yansır habere. Okuyucu açısından da böyledir aslında. Herkes kendi sahip olduğu değerlere göre algılar haberi.

Tabii burada “Medya Sahibi“ etkisini unutmamak gerekir. Bu en önemlisi bence. Medya patronunun ekonomik çıkarları gereği tarafsızlıktan haz almaması gazeteci için ciddi sıkıntılar doğurabilir.

Özel olarak burada asıl işlemek istediğim şey daha çok gazetecinin çalışma şekliyle ilgili.

Evrensel gazetecilik eğitiminde öğretilen ilk şey 5N1K’dır. Yani; Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Neden? ve Kim? sorularının cevabını formüle ettiğinizde, ortaya çıkan şey haberin kendisidir. Bunun dışındakiler ise yoruma tabii haberlerdir ki, bu tarafsızlık ilkesinin çiğnendiği andır.

Bir de fotoğrafı nereden çektiğiniz önemli tabii ki… Bir protesto eyleminde foto muhabiri olduğunuzu düşünün…Protestocuların arkasından fotoğraf çektiğinizde gaz bombası atan bir polisi, polisin arkasından fotoğraf çektiğinizde ise taş atan bir göstericiyi görürsünüz. Yani o an nerede durduğunuz çok önemli. Okuyucunuza sunacağınız ana materyal de bu olacaktır. Bu materyali ne kadar sık kullanırsanız, çeşitli klişeler ve prototipler yaratma ihtimaliniz o derece yüksek olur. Tıpkı İsviçre meydasına yansıyan göçmen prototipler gibi.

İsviçre medyasında göçmen olgusu her durumda “Ausländer-Yabancı“ olarak lanse edilir. Her zaman olumsuz yönleriyle kamuoyuna sunulan Ausländer…

Toplumsal değer yaratacak bir etkiye sahip olan medyanın bu tutumu daha önceleri Almanya’da da çok tartışıldı. Göçmenlere dair birçok tartışmanın aşıldığı Almanya’da, Alman basını ülkelerine sonradan gelenlerden hep “ Migranten-Göçmen“ şeklinde bahseder. İsviçre’de en büyük sorun, bu konunun pek de tartışılıyor olmaması galiba.

Arkanıza yaslanıp biraz düşündüğünüzde, İsviçre’de yaşayan her etnik ve mezhepsel gruba dair ayrı ayrı resimler gelir gözünüzün önüne. Arnavut, Alman, Arap,Roman, Türk ya da mülteci…Aslında İsviçre medyasının yarattığı ve tekstlerinde sık sık işlediği kodlamalardır bunlar. Ayrıca başında göçmenlerle ilgili yer alan haberlerin yüzde 40’ı olumsuz ve provakatif tarzda olan heberlerdir. Eşit değerlendirmelerden uzak olan bu yaklaşımda, herhangi bir göçmenin sebep olduğu bir durum haber olurken, aynı durumun ortaya çıkmasına sebep olan bir İsviçreli haber konusu olmaz örneğin.

Göçmen medyası entegrasyon için önemli

İsviçre’de var olan göçmen medyasına büyük görevler düşüyor. İlk olarak bu tür haberlerin veriliş şeklini medya etiği açısından sorgulamak çok önemli. Kendi adıma İsviçre’de sık sık gündeme gelen entegrasyon tartışmalarında göçmen medyasının önemle göz önünde bulundurulması gerektiğini de düşünüyorum. Göçmen medyası dikkate alınmadığı ve güçlendirilmediği sürece entegrasyon olgusu hep sorunlu ve eksik kalacaktır. Sağlıklı ve doğru bir bilgi akışının toplumsal bütünlüğü güçlendireceği, ön yargıları ortadan kaldıracağı kanaatindeyim.

Sevgiyle…

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı