Dünya

Dünya nüfusu 15 Kasım’da 8 milyara ulaşacak

BM’nin Dünya Nüfus Beklentileri 2022 raporu, dünya nüfusunun 15 Kasım’da 8 milyara ulaşacağını ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), dünya nüfusunun 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşmasının beklendiğini açıkladı. BM’nin bu yıl Dünya Nüfus Günü’nde ilk kez açıklanan tahminlerine göre, dünya nüfusunun 2030’da 8.5 milyar, 2050’de 9.7 milyar, 2100’de ise 10.4 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor.

UNFPA, Dünya Nüfus Günü’nde tüm ülkelere; “Odağımız, sayılar değil insanlar. Her bir kişinin haklar ve fırsatlara daha fazla ve eşit erişimi olmalı” mesajı veriyor ve bütün hükümetlere, cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarını önceleyerek insan-merkezli nüfus politikaları izlemeleri için eylem çağrısında bulunuyor.

Çözüm için açık çağrı

Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı tarafından açıklanan ‘Dünya Nüfus Beklentileri 2022’ raporuna göre; dünya nüfusunun 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. UNFPA, bu yıl Nüfus Günü’nde, dünya nüfusunun ne zaman 8 milyara ulaşacağını ilk kez ilan etmenin yanı sıra, bunun hem bir kutlama nedeni hem de insanlığın karşılaştığı zorluklara çözüm bulması için açık bir çağrı olduğuna dikkat çekiyor. Rapora göre; 8 milyarın arkasında bir başarı hikâyesi var. Yoksulluk önemli ölçüde azaldı ve sağlık hizmetlerinde, yaşam kalite ve sürelerini uzatan, anne ve çocuk ölümlerini azaltan dikkate değer ilerlemeler kaydedildi. Teknolojik yenilikler hayatımızı kolaylaştırdı ve bizi her zamankinden daha fazla birbirine bağladı.

100 milyon insan yerinden edildi

Rapora göre; iklim değişikliği, şiddet ve ayrımcılık gibi, 11 yıl önce dünya 7 milyar nüfusa ulaştığında dile getirilen temel endişe ve zorluklar hâlâ devam ediyor. Hatta bir kısmı daha da kötüleşiyor. İklim krizi, doğal kaynakların orantısız kullanımı, hali hazırda var olan eşitsizlik ve kırılganlıkları artırıyor. Silahlı çatışmalar ve göç, şiddet ve ayrımcılığı besliyor. Bugün, dünya çapında 100 milyondan fazla insan zorla yerinden edilmiş durumda.

Sağlık alanında yaşanan gelişmelerden tüm toplumlar eşit ölçüde yararlanamıyor. Kadınlar hâlâ gebelik sürecinde veya doğumlarda ölüyor. Milyonlarca insan, sağlık ve sosyal koruma hizmetlerine ve kaliteli eğitime ulaşamıyor, yoksulluk içinde yaşamaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanında kadınlar hâlâ, bedenleri ve gelecekleri üzerine karar verme temel hakkından yoksun bırakılıyor. Birçok ülkede kadın hakları alanında endişe verici gerilemeler yaşanıyor.

Yüzde 40’lık bölümde genç nüfus var

Rapora göre; her şeye rağmen dünya, korkunç bir nüfus artışı veya yıkıcı bir nüfus çöküşü felaketinin eşiğinde değil. Tarihte ilk kez, ülkelerin yaş ortalamaları ve doğurganlık oranlarında aşırı bir çeşitlilik söz konusu. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı, 2.1 doğurganlık hızının altındaki ülkelerde yaşarken, yüzde 40’lık bölümde büyük bir genç nüfus var ve bu oran hızla büyümeye devam ediyor. Bu yüzden de saymaya devam etmemiz ancak sayıların ötesine bakmamız gerekiyor. Çünkü çözüm, daha az ya da daha çok insan değil; tüm insanların hak ve fırsatlara daha fazla ve eşit erişimi. Yani ülkeler, nüfuslarının değişim şeklini öngörmeli ve anlamalı; potansiyel olumsuz etkileri azaltmak için özelleşmiş çözümler geliştirmeli ve demografik değişimle gelen fırsatlardan tüm insanların tam olarak yararlanmasını sağlamalı. Bunun için de herkesin gerçekten dahil edildiğinden ya da başka bir deyişle ‘sayıldığından’ emin olmak gerekiyor.

İnsanlar aslında çözümdür, sorun değil

UNFPA Yönetici Direktörü Dr. Natalia Kanem, “Bu bir başarı hikâyesi, kıyamet senaryosu değil” diyor ve şöyle devam ediyor: “Yalnızca nüfus toplamlarına ve büyüme oranlarına odaklanarak asıl noktayı kaçırıyoruz. İnsanlar aslında çözümdür, sorun değil. Barışçıl, huzurlu ve sürdürülebilir toplumlara giden tek yol, insanlara, haklarına ve seçimlerine yatırım yapmaktır.” Rapora göre; ideal bir dünyada 8 milyar insan, haklar ve seçimlerle güçlendirilmiş daha sağlıklı toplumlar için 8 milyar fırsat anlamına geliyor. Bunun için, ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Ortak zorlukların üstesinden gelmek için ortak çözümlere ihtiyaç var. Her gün daha çok birbirine bağımlı hale gelen bir dünyada hiçbir ülke kendi kendine yeterli değil. Dünya çapında milyonlarca insanı haklarından ve seçimlerinden yoksun bırakan yoksulluk, ayrımcılık, şiddet ve dışlanma ile diğer engellere karşı, daha fazla eşitlik ve dayanışma içinde hep birlikte çalışmalıyız. Ancak o zaman sağlık, eğitim, onurlu ve eşit yaşamın ayrıcalık veya boş vaat değil, herkes için hak ve gerçek olduğu bir dünyayı birlikte inşa edebiliriz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı