Diyojen, Büyük İskender ve Çocuklarda Özdenetim

118

Fuat Köçer

Eğitimci

 

 

Güzel bir akşam yemeğinin ardından, tıka basa doymuş olmanıza rağmen gelen tatlıya “hayır“ diyemediğiniz olmuştur elbet. Ya da sabah 6`da kalkıp işe gideceğinizi bilmenize rağmen, izlediğiniz filmin sonunu merak edip, gece yarısına kadar izledikten sonra ertesi sabah bunun pismanlığını yaşamış olanlarınız sa vardır.

Ayda yılda bir benzer şeyler yaşamış olmak bir sorun teşkil etmeyecektir. Benzer hadiselerin sürekli tekrarlanması ve aklın yerine nefsin isteklerine yenik düşmemiz, sağlığımız ve düzenimiz açısından belli sorunlar teşkil edebilir. Buradaki asıl sorun, küçük yaştan itibaren geliştirilmesi ve ebeveynler tarafından desteklenmesi gereken özdenetim, diğer bir deyişle otokontrol eksikliğidir.

Özdenetim, daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya baska amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması olarak tanımlanmaktadır.

Anne-babaların önemli görevlerinden biri de çocuklarının özdenetimlerini geliştirmelerine yardımcı olmalarıdır. Örneğin ıspanak yemek istemeyen bir çocuğa annesi tarafından hamburgerin alternatif olarak sunulması, çocuğun özdenetimi için zararlı bir davranıştır. “Ne yapayım, çocuk yemiyor, aç mı kalsın yani?“demek yerine, çocuğa alternatif olarak bir elma vermek daha mantıklı olacaktır. Çünkü istemediği bir durumla karşılaştığında, kendisinin daha hoşnut olacağı şeylerle “ödüllendirilmesi“ (bu durumda çocuğun ödül olarak algılayacağı durum aslında uzu vadede cezadır), çocuğun özdenetim yetisini köreltecektir. Bu şekilde yetişen çocuklar, eğitim ve iş hayatında özdenetim eksikliğinden ötürü zorlanacak, kendi gelişimlerini kendileri engellemiş olacaklardır. Ispanak yemek istemediğinde hamburger sunulan çocuk, ders çalışmak istemediğinde bilgisayar oyunlarına yönelecektir örneğin. Çünkü sevmediği bir durumla karşılaştığında davranış ve isteklerini denetlemek yerine, o an ki hevesini giderecek ve onu asıl hedeften uzaklaştıracak şeylere yönelmek, ailesi tarafından kendisine öğretilmiştir. Haliyle çocuk kendini bu noktada kontrol etme gereği görmeyecektir.

Milattan aşağı yukarı 400 yıl önce, bir küpün içinde yaşamış ünlü filozof Diyojen`in tarihteki en büyük komutanlardan biri olan büyük Iskender`e sarfettiği; “Gölge etme başka ihsan istemem“ sözünü bilmeyeniniz yoktur. Bu cümlenin söylendiği rivayet edilen hikaye ise, insanda özdenetim adına adeta ders niteliğindedir.

Büyük İskender döneminde yaşayan Diyojen, dünyada hiçbir şeye değer vermemiş, ne mal ne de mülk edinmiştir. Rivayete göre yan yatmış büyükçe bir fıçının içinde hayatını sürdürmektedir. Esprili ve nükteli sözleriyle tanınır, bilinir. Şöhreti Büyük İskender’in kulağına gider. Büyük İskerder merak edip bu garip filozofu ziyarete gider ve aralarında şöyle bir diyalog geçer;

„Ben ki Yunanların baş komutanı, Persleri yenme başarısı göstermiş, yetmiş devlet kurup, askerlerimle Hindistan`a ulaşmışım. Bir dünya imparatorluğunu yönetmiş, bütün dünyayı kendime hizmete hazır vaziyete getirmişim. Sana selam olsun DIyojen, ben, namı-değer hükümdar Büyük İskender.“

„Ne kadar güzel bir başarı. Ben de şu an daha da güzel olan güneşin alnında yatmakta ve tadını çıkartmaktayım.“

„ Burada, şehrin girişinde, bir çöpü andıran bu fıçının içinde mi? Güldürüyorsun beni Diyojen.“

„Senin çöp dediğin, benim evimdir Büyük İskender. Evimin önünde güneşlenmekten de mutluluk duyarım.“

„Ben bir sarayda yaşarım, benim güneşim her geçen gün artan namımdır. Hizmetkarlarım, altınlarım ve gücüm sonsuz, imrenmez misin bana Diyojen? “

„Bana bir tas suyum ve şu tarladaki meyve ve sebzeler yeter de artar bile.“

„Havucu ve elmayı tarladan toplayıp, boynundaki bez torbada mıgezdirirsin be adam, güldürme beni“

„Senin beğenmediğin bez torba, hem benim üstümü örter, hem de yiyeceğimi muhafaza eder Büyük İskender.“

„Kırmızı pelerini ve en keskin silahları üzerinde taşıyan bir hükümdara kendini güldürme Diyojen. Zırhlı yeleğime imrenirsin bilirim?“

 „Zırhlı yeleğin benim için en değerli olan şeyi, ş uan güneşimi perdelemekte Büyük İskender.“

„Ahmaklık etmeDiyojen, Ben Büyük İskenderim. Herkese ve herşeye hakim olma gücüne sahibim. Güneşi gölgeleyecek kadar gücüm var. Bunu bilmezmisin be adam?“

„Doğru söylersin hükümdar, herşeye hakim olacak gücün var. Sadece bir şey hariç, o da nefsin`dir. Nefsin, yani sonsuz isteklerin sana hükmetmekte ve seni köleleştirmekte. Ben ise dünyevi isteklerimi kendime köle ettim. Sen benim köleminde kölesisin Büyük İskender.“

„Ben herşeye rağmen dünyanın en güçlü hükümdarıyım Diyojen. Bu kadar güçlü bir köle olur mu hiç?“

„Aynı zamanda da bu gücü kaybetme korkusuyla yaşamak zorunda olan bir hükümdar ve korkularının kölesi…“

„Doğru söylersin Diyojen. Ama bu güç için çok çaba sarfeder ve de aynı zamanda hükmünü sürmekten haz duyarım.“

„Ne kadar çok şeye sahipsen, o kadar çok şeyi kaybetme korkusuyla yaşarsın İskender“.

„Hayatı anlamış gibi görünürsün bilge adam.“

„Ben hayatı sadece severim. Birşey sahibi olmak zorunda olmadığım, kendi irademe sahip olduğum sade hayatı severim.“

„Bana bir hayat dersi verdin Diyojen. Bir fırsat tanı, ben de sana borcumu ödeyeyim. Bunu kabul buyur“.

„Büyük İskenderin bu dileğini elbette geri çevirecek değilim.“

„Ne dilersen dile benden“

„Gölge etme başka ihsan istemem İskender.“

www.haberpodium.ch

Ünlü ressam Gaspar de Crayer`in (1585 – 1669) Büyük iskender ile Diyojen`in anlatılan hikayesinin gectiği rivayet edilen resmi.  (https://www.akg-images.de/archive/-2UMDHUR8ZGP9.html)

Diyojen`in Büyük İskender`e verdiği hayat dersinde de,  tasavvuf şiirinin en önemli temsilcilerindenYunus Emre`nin;”Nefistir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan”sözündede verilen mesaj aynıdır.Özdenetim eksikliği ile yetişmiş bireyler, gündelik hevesleri doğrultusunda yok olmaya mahkumdurlar.

Çocuklara Matematik, Tarih, Fizik gibi bilimsel alanları sevdirmek istiyorsak, öncelikle onlara özdenetim gelişimi noktasında yardımcı olmalıyız. Çocuklarımızın her isteğini yerinegetirme derdinde olmamalıyız. Onların isteklerini kontrol etmesine yardım etmemiz gerekmekte. Diyojen`in de dediği gibi, insanın kendine hükmetmesi, dünyaya hükmetmesinden daha zordur. Dünyevi isteklerinin kölesi olmak yerine isteklerini frenlemeyi başaran bireyler bir nesnenin fiyatınıdeğil değerini bilecektir. Değerli insan olmak, değer bilen insan olmaktan geçer. Topluma değer katan bir evlat yetiştirmek istiyorsak, öncelikle kendi içine bakabilen ve kendini denetleyebilen bireyler yetiştirmemizde fayda var diye düşünüyorum.