Meral Acar

Çocuklarımızı severken verdiğimiz mesajlar

Meral Acar, www.haberpodium.ch

Dr. Meral Acar

Çocuk, Ergen, Aile Psikoloğu ve Danışmanı

[email protected]

 

 

 

„Koskoca oğlan/kız hiç ağlar mı?“ “Bana ağlayarak gelme.“ “Oğlum geçer. Üzülme, boşver.“ der kimi zaman anne – babalar. Peki anne – baba bu gibi sözlerle çocuklarına nasıl bir mesaj verdiğinin farkında mıdır acaba?

Çocuğun bir durum ve olaylar karşısında neler hissettiğini ağlayarak veya kızarak ifade etmesini önemsiz değerlendirmek, onların duygularının ve hissettiklerinin değeri olmadığı anlamına gelir. Çocuk; “Benim duygularım önemli değil“ şeklinde düşünürken, böylece bunu ona öğretmiş oluruz.

Anne ve babaların ve de öğretmenlerin gözden kaçırdıkları bu durumu çevremizde ve kendimizde de gözlemleyebiliyoruz. Ailede anne ve babanın, okulda öğretmenlerin ortak hedefleri olarak kabul ettiğimiz; çocuğu bağımsız, özgüvenli, düşünen, kendini iyi ifade edebilen bir birey olarak yetiştirmektir. Bu ortak hedef için gün içerisinde onlara karşı tutum ve yaklaşımlarımız üzerinde düşünmek yerinde olacaktır. Çocukların olumlu veya olumsuz davranışlarının sonucunda hissettiklerini yaşama, dile getirme ve rahatlama ihtiyacı varsa, bunu yapabilmelidirler.

www.haberpodium.ch Farkında olarak veya olmayarak çocuklarımıza sözlü veya sözsüz iletişimle bir dolu mesaj veririz. Acaba ne tür mesajların çocuklarımızı ne kadar etkilediğinin farkında mıyız? Bunu, anne-baba olarak zaman zaman kendimize sormamız anlamlı olacaktır.

Ailede çocuk ne kadar kendini duygu ve düşünceleri ile ortaya koyarsa, en önemlisi de değer verildiğini hissederse, birey olma yolunda anlamlı adımlar atmış olacaktır.

Örneğin, çocuğunuz okulda birisiyle tartışmış, kavga etmiş, hatta agresif davranışlara maruz kalmış olsun. Çocuk gelip bunu size anlatmış olsun. Bu durumda anne ya da baba; “Sen dur, ben onun annesi ile konuşurum. Nasıl iter seni?, Sen merak etme çocuğum“ derse annelik koruma refleksi ile çocuğuna destek olmak isterken, ona güçsüz, savunmasız, yetersizlik duygusu verdiğinin farkında olmayabilir.  Anne-baba bu durumda çocuğuna aslında şu mesajı vermiş olur; “Çocuğum sen bu işi kendin çözemezsin. Küçüksün daha anlamazsın. Ben hallederim“. Böylece çocuğun kendi problemini kendisinin çözmesi engellenmiş olunuyor.

Birçok anne – baba ve eğitimciye çocukların eğitiminde nelerin önemli olduğunu sorduğumuzda, hemen hemen aynı yönde hedeflerde buluştuklarını görüyoruz.

Fakat uygulamada hedefe giderken izlenen yolların çok farklı yönlere gittiğini gösterdiğimizde, hayretle karşılamaları, iletişimin önemini anlamalarına yardımcı oluyor onlara.

Buraya kadar anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi, ailede ve sosyal çevredeki iletişimin önemini fark edip, farkındalığımızı yükseltmemiz gerektiğini anlıyoruz. İletişim derken sadece anne-baba-çocuk veya Öğretmen-çocuk değil, ailedeki bütün aile bireyleri ile olan iletişim, yine dışarda bütün sosyal çevremizdeki iletişim olarak geniş bir bütün olarak bakılması gerekmektedir.

Çocuklarda sözel iletişimden daha çok sözsüz iletişim etkilidir. Evde kitap, gazete okuyan anne – babanın çocukları da bu davranışı görerek onları taklit ederler. Annesi düzenli kitap okuyan bir çocuk eline kitabı alıp, okuyormuş gibi yaparak; “Bak ben “Anne“ oldum“, diyerek annesini taklit edebilir. Bunlar iyi davranışlar olabileceği gibi, istenmeyen davranışlar da olabilir tabi.

Onay Mekanizması

Anne ve babalarda gözlemlediğimiz diğer bir davranış türü ise bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandıkları onay mekanizmalarıdır. Anne – baba örtülü mesajlarla, çocuklarını kendilerine bağlama eğilimleri gösterebiliyorlar. Örneğin, çocuk okulda iyi not aldığında, babanın „Seninle gurur duyuyorum oğlum“ demesi örtülü bir mesajdır. Çocuğa verilen mesaj; “Babamın gurur duyması için iyi not almam lazım“ anlamına gelmektedir.  Annenin çocuğuna; “Yemeğini yemezsen üzülürüm“ örtülü mesajında çocuk; “Annem üzülmesin, o yüzden tabağımı bitirmeliyim“ şeklinde düşünür.

www.haberpodium.chÖrtülü mesajda çocukların duygu ve düşünceleri değerli değildir. Anne – babanın, okulda eğitmenin duygu ve düşünceleri da önemlidir. Çocuğun görevi anne ve babasını mutlu etmek için davranmak ya da babasın onunla gurur duyması için birşeyler yapmak olmamalıdır. Çocuk; “Durumun benimle ilgisi yok, babamın ne hissettiği önemli“ der burada. Eğer çocuk durumu bu şekilde ailede öğrenir ve yorumlarsa, ileriki hayatında, başkalarını memnun etme yönünde çaba sarfeder

Başkalarının onay vermesi anlayışı ile; okulda öğretmeninden, ileride evlendiğinde eşinden, çalıştığında patronundan onay odaklı davranışlar geliştirmesine yönlendirilmiş olunur.

Amacımız ileride mutlu bireylerin yetişmesi ise, bu istek ancak kendi duygu ve düşüncelerinin değerli olduğunu bilen çocukların desteklenmesiyle mümkün olabilir.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı