Diziİsviçreisviçre

Bizim Hikâyemiz; 58 yıl İsviçre- Yusuf Öztürk

Bizim Hikâyemiz kapsamında röportaj yaptığımız Yusuf Öztürk’ün bugün hayatını kaybettiğini öğrendik. Daha önce kendisi ile yaptığımız ve HaberPodium dergisinde yayınladığımız söyleşiyi, anısına saygı ile yeniden yayınlıyoruz.

Bizim Hikâyemiz’in bu ayki konuğu Yusuf Öztürk. 1963’ten bu yana İsviçre’de yaşayan ve buradaki birçok derneksel kurumun oluşumunda aktif rol oynayan bir isim Yusuf Öztürk.

Aslen Kıbrıs kökenli olan Yusuf Öztürk, Limasol’da aldığı lise eğitiminin ardından Ankara Üniversitesi’nde veterinerlik bölümünü okudu. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, fakültenin son sınıfındayken nişanlanıp, eğitimine  devam etmek amacıyla İsviçre’ye geliyor. O dönem Kıbrıs’ın İngiltere’nin sömürgesi olduğunu aktaran Öztürk, sahip olduğu Kıbrıs pasaportu ile Avusturya üzerinden İsviçre’ye giriş yaptığını söylüyor ve şöyle devam ediyor;

“Trenle Zürich’e geldim. O sıra tren istasyonunda bulunanlar dikkatimi çekti. Hepsi Türklere benziyorlardı. “Ortalık Türk dolu“ diye sevinmiştim. Sonra farkettim ki hepsi İtalyan. O gün banklar üzerinde sabahladım orada. Sabah oldu bir büfeye gittim. Yanımda iki kişi oturuyordu ve Türkçe konuşuyorlardı. Çok heyecanladım tabi. Sonra durumumu anlattım onlara. Meğerse turistlermiş burada. Birinin burada yeğeni çalışıyormuş. Onun adresini verdi bana. Sonra da verilen adrese, Neuhausen’e gittim. Orada Türkiye’den gelen 15 kişi vardı. Onlar da yeni gelmişler. 15 gün kadar orada kaldım. Orada kalmamı ve çalışmamı istediler ancak niyetim fakülteye gitmek olduğu için kabul etmedim. O zaman bana Karl Ketterer isimli birinin adresini veriler. “Ona git sana yardım eder“ dediler.“

*Ketterer ile tanışma

Karl Ketterer

“Zürich Limmatplatz’da bir bilgi ofisi açmıştı Ketterer. Orada, Türkiye’den gelenlere bilgi veriyorlardı. Oraya gittim, tanıştım onunla ve durumumu anlattım. Beni akşam kendi evine götürdü, orada kaldım. O sıra çok işçi getiriyorlardı Türkiye’den. Bizimkiler arasında çok meşhurdu Ketterer. Bir süre sonra beni Veterinerlik Fakültesi’ne götürdü, Dekan ile görüştük. Oturum almam için 3 hafta yurtdışında beklemem gerektiğini söyledi bana Dekan. Sonrasında okula başlayabilecektim.

Ketterer beni, 3 hafta saklanmam amacıyla Oberwinterthur’da bir çiftlik evine yerleştirdi. Yurtdışına çıkmadım onun sayesinde. O çiftlikte yaşlı bir karı-koca yaşıyordu. Onlara yardım ettim bir süre. Büyük bir çitflikti burası. Tarlalar, ağaçlar, hayvanlar… Sabah 7’den akşam 7’ye kadar durmadan çalışıyorum. Çok zorluydu ve alışık değildim böylesi bir çalışma şekline. 3 hafta için gittiğim yerde 8 hafta kaldım. Telefon yoktu burada, dışarıya da çıkamıyordum pek. Nişanlıma ve aileme haber veremiyorum, Kıbrıs’ta durum kötü biliyorum. Ailem yaşıyor mu, başlarına birşey mi geldi diye kaygılanıp duruyorum. Bir kahve içecek param da yok cebimde. Sonra yine Ketterer’e geldim, durumumu anlattım. Bu kez beni Neuenhof’a bir fabrikaya götürdü. Orada muhasabeci ile Türkiye’de gelen işçiler arasında tercümanlık yaptım. Saat ücreti 3,15 franka çalışmaya başladım. Artık yavaş yavaş para kazanmaya başlamıştım.“

Üniversiteye kayıt için oturumunun Zürich’te olması gereken Yusuf Öztürk, bir süre sonra İsviçre Devlet Demir Yolları (SBB) dahilinde bir iş buluyor ve burada çalışmaya başlıyor. Ancak üniversite başvurusu için çok geçtir artık. Araya giren süre nedeniyle başvuru süresini kaçırıyor. İsviçre’ye geldikten 1 sene sonra Türkiye’ye gidip evlenen Öztürk, bir taraftan da eşini getirebilmek için çalışmak zorunda kalıyor.

52 yıllık eşi Alev Hanım ile tanışması

“Eşim Alev ile mektup arkadaşlığı yapıyorduk. 1955 yılında başladık mektuplaşmaya. Ben Lise 1’de o ise Ortaokul 2’deydi o zamanlar. O sıra gazetelerde mektuplaşmak isteyenlere dair ilanlar veriliyordu. Okullar arasında da böyle bir uygulama vardı. Bu şeklide tanıştık biz.

Yusuf Öztürk

Bir dönem mektuplaşmamız kesildi. Ben Öğrenci olarak Ankara’ya geldiğimde öylesine bir kart attım Alev’e. Kartımı alınca çok sevinmişler. O zamanlar Kıbrıs’ta yoğun çatışmalar vardı ve gönderdiğim mektuplar gitmemiş ona. Bu nedenle de öldüğümü düşünmüşler. Ben de Alev’in bana artık mektup yazmak istemediğini düşünüyordum. O zamanlar posta işleri Rumların elindeydi, meğerse mektuplarımızı göndermiyorlarmış. Bu şekilde yeniden iletişim kurduk birbirimizle. Okul tatilinde ziyaretlerine gittim, Alev ve anne-babası ile yüzyüze tanıştık. Mektuplaşmalar ve gidip gelmeler devam etti sonra. Evin tek kızıydı Alev. Bir süre sonra evlenmeye karar verdik. O sıra fakültenin 4. sınıfına gelmiştim ve birilerinin kız istemesi gerekiyordu. Annem-babam Kıbrıs’ta oldukları için gelemediler. Sonunda ıkıla sıkıla eşimi babasından kendim istemek zorunda kaldım. Sağolsun anlayışla karşıladı durumu. Daha sonra da nişan yaptık. Nişan sonrasında da eğitimime ve mesleğime İsviçre’de devam etmek amacıyla buraya gelmeye karar verdim.“

Yusuf Öztürk 58 yıl boyunca buradaki birçok ilklere de şahit olurken, oluşturulan derneksel yapılanmaların içinde de yer alıp aktif görevler üstleniyor;

“Zürich’te bir kahvehane vardı. Türkiye’den gelenlerin uğrak yeriydi burası. 50-60 kişiydik o zamanlar. Orada buluşuyorduk hep. Burada dernek kurma fikri doğdu. Aslında burada 1945 yılında kurulan Turco-Suisse isimli bir dernek vardı. Yüksek eğitimlilerin kurduğu Turco-Suisse İsviçre’de kurulan ilk derneklerimizden birisidir. 1964’de benim de için de bulunduğum derneği kurduk. Daha sonrasında beni başkan seçtiler. Sonra dernekler yaygınlaşınca bunları bir çatı altında toplamak için 1971 yılında dernekler federasyonunu kurmak zorunda kaldık. 2 yıl kadar da Federasyon başkanlığını yürüttüm. Bize bağlı 7 dernek vardı. O zamanlar insanlarımız sorunları çoktu, elimizden geldiğince onlara yardım etmeye çalışıyorduk.

1967’de Zürich Başkonsololuğu açılıyor ve Yusuf Öztürk konsoloslukta 2 yıl görev alıyor. Burada pasaport yenileme, uzatma ve vize işlemlerine bakan Öztürk, maaşının düşük olması nedeniyle başka işyerlerinde çalışmak zorunda kalıyor.

Seyehat Acentaları Birliği TİSAB’ın kuruluşu

Yusuf Öztürk

Volkan ve Ateş isimli iki erkek çocuk babası olan Öztürk, 1975 yılında işletmeciliğini yaptığı Öztürk Reisen isimli bir seyehat acentası kuruyor. İsviçre’deki seyehat acentaları sayısının artması ile birlikte acenta sahipleri bir araya gelip Seyehat Acentaları Birliği TİSAB’ı kuruyorlar. Bir süre TİSAB’ın başkanlığını yapan Öztürk, o zamanlar TİSAB’a üye 20’ye yakın seyehat acentasının olduğunu aktarıyor. 26 yıllık acenta işletmeciliğinden sonra, 2003’te emekliye ayrılıyor. Emekliliğinin nasıl geçtiğini ise şöyle ifade ediyor;

“Dolu dolu geçiyor zamanım. Derneklere gidiyorum, arkadaşlarımla zaman geçiriyorum. 7-8 arkadaşla her Cumartesi buluşup çay-kahve eşliğinde sohbet eder, arada maçlara bakarız. Bu arada Fenerbahçe Derneği’nin kurucularından biri olduğumu da belirtmiş olayım. Bunların dışında Ceyda ve Kerem isimli 2 torunum da var. Onlarla zaman geçirmeyi seviyorum.“

Söz arasında İsviçre’de yaşayan 20 KKTC vatandaşı olduğunu söyleyen Öztürk, bir araya gelip İsviçre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Derneği’ni kurduklarını ve bu derneğe de başkanlık yaptığını ifade ediyor.

Bu kadar oluşumun içinde yer almanız sizin ne kadar aktif olduğunuzu ortaya koyuyor. Buna rağmen soralım; İsviçre’de olmaktan dolayı sıkıntı yaşadınız mı?

Pek yaşamadım, Buradan memnunum, zaman güzel geçiyor burada. Ancak Kıbrıs’taki çatışmalardan dolayı anne-babama dair kaygılarım vardı hep. Onlarla iletişim kuramadığımda kaygılanmıştım.

Kıbrıs’a gidiyor musunuz hiç?

Birkaç yılda bir gidiyorum Kıbrıs’a.

Veterinerlik okumak için geldiniz buraya ama okuyamadınız?

Okumak iseterdim tabii ki ama koşullar el vermedi. Çalışmak zorundaydım. Ancak Türkiye’deki veteriner arkdaşlarımla görüşüyorum hala.  Yılda bir defa olmak üzere, bir hafta süreyle biraraya geliyoruz. Hepsi emekli şimdi. Güzel zaman geçiriyoruz, sohbetler ediyoruz.

Emekliliğinizden sonra geri dönmeyi düşündünüz mü?

Pek düşünmedik doğrusu. Çocuklar, torunlar burada. Ben ölünce de burada kalmak istiyorum. Burada müslüman mezarlığına gömülmek istediğimi belirttim çocuklarıma…

Yusuf Öztürk

Henüz 24 yaşındayken İsviçre’ye ayak basan Öztürk, 1 Mart’ta ailesi ve sevdikleriyle birlikte 82. yaşını kutladı. Yaşına rağmen berrak bir hafızaya sahip olan Öztürk, sevecenliği ve güler yüzlülüğü ile dikkat çekerken, bu durumu sahip olduğu yaşam sevgisine borçlu olduğunu söylüyor.

*Karl Ketterer Kimdir?

1911-1977 yılları arasında yaşayan Karl Ketterer, 1950’de Türkiye’de açılan Migros’un yöneticiliğini yaptı. Bu görevini 4 yıl sürdüren Ketterer, 1960’lı yıllarda Türkiye’den İsviçre’ye getirilen eğitimli ve meslek sahibi insanlar için önemli bir etkiye sahip. Makina Mühendisi ve aynı zamanda da politikacı olan Ketterer, o dönemler Winterthur’da kurulan ve çalışmalarını hala sürdüren “Türk Gücü“ isimli derneğin kurucularından ve yöneticilerinden biriyidi. Ketterer’e bir süre sonra onursal başkanlık statüsü veriliyor.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı