Kültür-Sanat

BAĞLAMA USTASI; AKIN OĞUL

 

İsviçre`de Halk Müziği konusunda çalışmalar yürüten Akın Oğul ile buluşuyoruz. Akın Oğul çok küçük yaşlardan itibaren müzikle tanışmış, müzikle yoğrulmuş bir bağlama ustası. 6 yıldır İsviçre`de yaşayan Oğul, bu süre zarfında “Feryad“ isimli bir CD çalışmasına da imza atmış. Akın Oğul`la burada ki yaşamı ve müziği konuştuk.

Öncelikle müzikle tanışmanı dinleyelim senden.

Küçükken babam eve ses kaydı yapan bir Teyp getirdi. Türküler söyleyip kayıt yapıyordu. Aynı zamnda nasıl kayıt yapılacağını bize de anlatıyordu. Bu Teyple başladı herşey. Ben söylüyorum o kaydediyordu.

O yıllarda bol bol müzik dinleyip ezberlemeye çalışıyordum. Mahallede bağıra bağıra türküler söylüyorum. Yün dövmek için kullanılan bir tokaç vardı, arkası saza benzer, sapı vardır.

5-6 yaşlarında tokacı saz gibi kullanıp oynuyorum.

Adana`da 1990 yılında bir kaç dernek açıldı. Oralarda saz kursları da veriliyordu. Ben de hevesle başladım tabii. Saz hocalarıdan ders almaya başladım, bol bol çalıp söylüyordum. Bir süre sonra etkinlik ve gecelere çağırmaya başladılar. Bu beni iyice  motive etti.

Kendini geliştirmek için neler yaptın?

19 yaşında bağlama eğitimi vermeye başladım. Sonra anladım ki bir enstrümanı çalmak başka, öğretmek başka. Bu anlamda da çok şey öğrendim. Bu işi daha bilimsel yapmak için konservatura hazırlandım ve Gaziantep Üniversitesi`ne bağlı Konservatuar bölümünü  kazandım. 1 yıl kadar devam ettim oraya. Daha sonra Konservatuarın pratik olarak bana birşey katmayacağını düşündüm ve bıraktım. Teorik boyutunu kendim araştırdım, sonra farklı sarıldım bu işe. Müziğin hayatımın amacı olduğuna inandım hep.

Konservatuarı bıraktığından dolayı pişmanlık duydun mu hiç?

O yıllarda ki bakış açım oydu, şimdi olsa başka yapardım belki. Ama pişman değilim, çünkü müziğin içindeyim ben. Kendimi geliştirdiğime inanıyorum

Ne sürükledi seni buralara?

Bir arkadaşım vesile oldu. Burada müzisyene ihtiyaç olduğunu söyledi. Bazı görüşmeler doğrultusunda buraya geldim.

Sonra burada kalmaya karar verdin?

Evet. Bir süre sonra burada yaşayan insanlara daha verimli olabileceğimi, müziği daha çok sevdirebileceğimi düşündüm ve burada kalmaya karar verdim.Bana göre müzikal anlamda burada bir eksiklik vardı ve eksikliği doldurmam gerekiyordu.

Bu işi yapan insan sayısı pek fazla olmadığı için ayrıcalığım da oldu denebilir.

Müzik eğitiminde ki katkın nedir şu an?

insanlar bağlamayı seviyor ama onu öğretecek ,anlatacak insan sayısı azınlıkta. Bu anlamda kendime bir misyon yükledim. Özel derslerle başladım, sonra derneklerden teklifler geldi. 3 yıldan fazla bir süredir derneklerde kurslar veriyorum. 50 kadar öğrencim var, hedefim onları iyi bir şekilde yetiştirmek.

Bir CD çalışman da oldu burada. Ne tür bir süreçten geçti bu çalışman?

CD üç aydır piyasada ve bu çalışmada yer alan söz ve müzikler bana ait. Bu çalışmanın altyapısı iki yıl kadar sürdü. Söz ve müzikleri burada hazırladım. Burada yaratmanın, üretmenin zorluklarını da yaşayarak, yaşadıklarım, gördüklerim üzerinden, duygu yoğunluğumu yansıtmaya çalıştım.

Ne ilham verdi sana?

CD`nin oluşmasında ki süreç şöyle başladı. CD nin ikinci sırasında “Volkanım“ parçası var. Volkan dayımın oğlu. 2009 yılında usta birliğine başladıktan 3 hafta sonra, askerden cenazesi geldi bize. Orada ne olduğunu bilmiyoruz, intihar etti dediler. Halbu ki onun öyle bir yapısı yoktu, hayatı seven bir insandı.Bu bizi çok üzdü.

Baktım feryadlar yükseliyor, ismini de öyle belirledim CD`nin. Volkan`la başladı yani. Burada yaşadıklarım, biriken duygularım, söze, müziğe dönüştü.

Kendine özgü bir çalışma ortaya koyman önemli.

Müzik insanın duygu ve düşüncelerini sesli olarak yansıtma sanatıdır. Doğal olarak bu sesler herkesin içinde farklıdır. Yaptığım çalışmanın beni yansıtması gerektiğini düşünüyorum, bana özgü olması gerektiğine inanıyorum. Bunun için uğraş verdim daha çok.

Burada yaşayan insanların Halk Müziği`ne ilgisi nasıl sence?

Burada Halk Müziği dinleyicisi azınlıkta diye düşünüyorum. Şu anda Halk Müziği tarzından uzağız. Nasıl uzağız? Avrupada yaşıyoruz. Burada ki gençlerin bakış açıları ile ailenin bakış açısı farklı. Bunu özel dersler verdiğim için bire bir de görebiliyorum. Evlerde sohbetler ediyoruz mesela. Aileler çocukların saz çalmadığını söylüyor ama evlerde ne kadar müzik dinleniyor ya da türküler söyleniyor bunu hiç düşünmüyorlar. Gençler arasında Halk Müziği`ne ilgi yok, Biraz da anne baba da bitiyor olay.

Bununla ilgili sen ne yapabilirsin?

Benim görevim gençlere bu müziği sevdirmek  ve öğretmek. Bu konuda karamsar değilim. Şu an 50 den fazla bağlama öğrencim var. Bu az bir sayı değil. Onları motive etmek için zaman zaman konserler de veriyoruz.

 

Saz öğretmeye nasıl başlıyorsun? Nasıl sevdiriyorsun?

Sazı ve sazın kültürümüzde ki yerini anlatıyorum önce. O sazda bir tarih gizli ve bunun bir ifade dili olduğunu söylüyorum hep. Yaşadığımız kültür sözlü bir kültür, canlı kaynaklarla anlatılmış hep. Bunun için saz bir kültürün dilidir. Bunun bilinciyle sahip çıkmaları gerektiğini belirtiyorum.

Müziğe dair hedeflerin neler?

Tek isteğim, benim gibi saz çalabilen öğrenciler yetiştirmek. Çünkü bu bir ihtiyaç, bunu yapmazsam yaptığım bu işin bir anlamı kalmaz. Bütün çabam insan yetişirmek ve bu işi sevdirerek bunun devamlılığını sağlamak.Birikimimi gençlere aktarmak istiyorum. Hedefim bu.

Son olarak ne söylemek istersin?

Bağlama emek ister, bunu öğrenmek isteyenler emeğinin arkasına düşsünler. Her gün yarım saat bağlama çalsınlar, müzik dinlesinler. Kulak dolgunluğu çok önemli. Anne babalar bu konuda duyarlı olmalı, müziği anlatmalı çocuğa. Onlar dinlemeliler önce.

O da çocuklara ister istemez yansır zaten.

 

devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı