Ayhan Demirden

Ayın filmleri – The Post ve Uğur Böceği (Lady Bird)

Ayhan Demirden-www.haberpodium.ch

Ayhan Demirden

Sinema Eleştirmeni

[email protected]

 

 

The Post

www.haberpodium.ch

Bu filmi seyretmenizi istememin nedeni, Türkiye’deki basın özgürlüğünün şimdiki durumunu kavramımız için, başa dönerek basının kime karşı sorumlu olduğunu hatırlatması. Sadece bu da değil aslında; basın patronlarının ülkemizden farklı olarak ülkelerinin kaderlerinde olumlu rol oynayabileceklerini de göstermesi. Hürriyet’in sahibi Aydın Doğan ile birlikte iş adamlarının gazetecilik dışındaki işlerini ellerindeki basın silahını tehdit aracı olarak kullanarak gerçekleştirmeye, geliştirmeye başlamalarıyla tersi de siyasi iktidarlar için geçerli olmaya başladı. Bu ihaleyi almak istiyorsan bize desteğini göster, beğenmediğimiz gazetecileri işten at vs. Özgür basın bu anlamda ülkemizde maalesef uzun zamandır yoktu. Şimdi ise göstermelik muhalefet yapan basına bile tahammül edemiyorlar ve gazeteleri ellerinden alınıp kendine yakın iş adamlarına verilerek tamamen iktidarın borazanı haline getiriyorlar.

Oysa yıllar önce Vietnam savaşı gereğinden fazla uzamışken, halk yavaşça homurdanmaya başladığında Vietnam’daki durumu rapor etmesi için Vietnam’a gönderilen Daniel Ellsberg (Matthew Rhys) savaşın kazanılma ihtimali olmadığını belirtmesine karşın, durumun Bakan Robert Mc Namara tarafından tamamen aksi yönde kamuoyuna aksettirilmesi sonucunda, çalıştığı kurumdaki bütün gizli yazışmaları alan Ellsberg bir kısmını New York Times gazetesine yollar.

NYT’de çıkan haberler sonucunda tekrar gündemin gerisine düşen The Washington Post yazı işleri şefi Ben Bradlee (Tom Hanks) belgelerin peşine düşmeleri için arkadaşlarını motive etmeye çalışır. Bu arada babasının ardından kocasının ölmesiyle gazetenin yönetimini üstlenmek zorunda kalan Kay Graham (Merly Streep) gazetenin borsaya açılmasının eşiğindedir. Hippie bir kadının The Washington Post muhabirinin önüne belgelerin bir kısmını bırakmasıyla, kaybettikleri zannettikleri haber yarışında tekrar kendilerini kulvarda bulan Ben Bradlee ve ekibi belgeleri yayınlamak istemektedir. Ancak bu arada hükümette boş durmamış New York Times’a belgeler için geçici yayın yasağı getirmiştir.

Ele geçen belgelerin yayınlanması halinde bazı yatırımcıların hisse alımından vazgeçebileceği, şef redaktör ile Bayan Graham’ın kendisi de hapsi boylayabileceği tehdidi altında kararının Pentagon Papers yayınlanmasından yana olunca, daha önce ciddiye alınmayan Kay Graham gerçekten saygın bir konuma ulaşır.

Merly Streep’in yine çok başarılı canlandırdığı rolde, filmin basının görevlerini hatırlatmasının yanında kadın problemlerini de işlemesi, en başta ağzını açamaz ve sesi neredeyse çıkmazken kadının giderek kendine güvenir hale gelmesini, erkeklerin dünyasında kendine yer açmasını öyle güzel oynuyor ki Merly Streep, onu büyük bir keyifle izliyorsunuz.

Ben Bradlee rolü ile Tom Hanks de parlıyor. Yönetmen Spielberg filmde tempoyu çok iyi ayarladığı gibi, aynı zamanda gerilimi sürekli kılarak seyri zevkli yeni bir yapıta imza atıyor.

Uğur Böceği – Lady Bird

www.haberpodium.ch

Greta Gerwig’in ilk kez yönetmenliği denediği film daha önce başrolünü oynadığı Francis Ha’nın gençlik hali gibi.

İlk sahnede annesi ile birlikte Gazap Üzümleri’nin sesli versiyonunu dinleyip beraberce ağlıyorlar ama sonra hemen müzik dinlemek istiyor Christine McPherson -Uğur Böceği-

(Saoirse Ronau). Annesi Marion (Laurie Metcalf) izin vermiyor. Birden sinirlenen Christine kendini arabadan atıyor.

Evet bu bir gençlik filmi. Kız Katolik Lisesinde son sınıfa giden Christine, kendine göre hiçbir şeye izin vermeyen annesi ile sürekli tartışıyor. California’nın kasabası Sacremento’dan bir an önce kurtulup kendini New York’a atmanın planlarıyla meşgul olan kafaya sahip. Ancak oradan bir üniversiteye gidebilmesi için iyi notlara ihtiyacı var. İyi bir öğrenci değil anlaşıldığı kadarıyla. Sanatçı bir yapısı var ama okulun tiyatro grubunda da o kadar parlak değil. Sadece güzel yazı yazabiliyor herhalde.

Christine’nin ailesi fakir ve kötü bir evde yaşıyor. Babası işini kaybediyor ama yeni tanıştığı zengin ve güzel arkadaşına sevgilisinin ninesinin evinde yaşadıkları yalanını söyleyerek hava atmaya çalışıyor. Ve bu yalan tabii ki ortaya çıkıyor.

Hepimizin ergenliğimizde yaptığımız hataları ve kimsenin bilmesini hatırlatmasını dahi istemediğimiz olayların hepsini tek tek bize yeniden yaşatıyor bu film.

Gerwig bu ilk filminde kahramanlarının sıcaklığı ile gönlümüzü çeliyor. Özellikle Christine’nin annesi ile birlikte en çok severek yaptıkları şey, yani pazar günleri satılık evleri alıcı gibi dolaşarak kendilerine ayrı hayatlar düşlemeleri, genç kızın ve annesinin arayışını çok güzel sahneliyor.

Nihayet New York’tan bir üniversite tarafından kabul edilince bu kez terk ettiği güzel Sacremento’yu özlemeye başlıyor. Ancak artık önünde yeni bir dönem var ve kendi bacaklarının üzerinde dikilmesi gerekiyor. Evet, annesini şimdi daha iyi anlıyor, ama bağımsız bir kadın olmak için bazı şeylerden vaz geçmesi gerektiğini de öğreniyor.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı